NİHAT GENÇ’LE VERYANSIN 20.5.2013

Reklamlar

PAPAĞANLAR KONUŞURKEN

Dün akşam ODA TV’de İmza: Bir Dost yazısını CHP önünden kaleme alan bendim. Dört yüzün üstünde sandık sonuçlarını gördükten sonra seçim sahtekarlığı yapıldığına inancım büyüdü.. Seçim hilesinin Ankara, İstanbul, İzmir gibi üç büyük şehirde tezgahlandığını düşünüyorum. Sadece ben ve birkaç deli değil binlerce yüzbinlerce insan üç büyük şehirde sahtekarlık yapıldığını düşünüyor..

Geçmiş seçim tecrübeleriyle CHP’nin Emrehan Halıcı’yla önlem aldığı CHP tarafından duyurulmuştu, o halde, CHP’den sorumlu birileri kalkıp, hayır yanılıyorsunuz, kuşkularınız boşuna demesi gerekir ve hiç değilse Etimesgut, Mamak, Keçiören gibi bir seçim bölgesi pilot olarak seçilip ellerindeki tutanakları birebir karşılaştırarak hepimizi pekala inandırabilir. Bu yazının devamını oku

Cumhuriyet Güçbirliği’ne Büyük Destek

Cumhuriyet Güçbirliği’nin birleşme çağrısına şimdiden tanınmış bir çok isimden destek geldi. Aralarında gazeteci yazar Banu Avar, Avukat Ceyhan Mumcu, Emekli Orgeneral Çetin Doğan, sanatçı Levent Kırca, Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, sanatçı Müjdat Gezen, yazar Nihat Genç, Emekli General Osman Özbek, Prof. Dr. Şahin Filiz, sanatçı Tarık Akan’ın da bulunduğu listenin tamamı şu şekilde: Bu yazının devamını oku

FİŞİMİZ HENÜZ ÇEKİLMEDEN

l. ODA TV’nin dört üst yöneticisi içerde, bu çok tartışılan site şu anda ‘bitkisel hayat’a girdi, saldırı ve suçlamalara cevap verecek durumda değil… Bize düşen görev arkadaşlarımız çıkana kadar hastayı ‘fişten çekmemek’, bilmem başarabilecek miyiz? Bu yazının devamını oku

SİNDİREMEZLER BİZİ O GENÇLERDEN AKAN KANLAR ALNIMIZDA

Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’de rektörlerle buluşmasını protesto eden üniversite öğrencilerinin başına gelenleri biliyorsunuz…

Son olarak; bir hamile öğrencinin karnındaki bebeğinin polis tekmeleriyle nasıl öldüğünü yazdık. Bu yazının devamını oku

GÜCÜM BURAYA KADAR BAĞIŞLAYIN

Şok şok… 12 Eylül referandumu MHP’yi parçaladı. Bu sütunlarda yazdığım Zehirli Balık yazımda derinliğine belirtmiştim, cemaat dokunduğu her şeyi zehirleyip dağıtıyor, diye. Ağar’ın partisi, Milli Görüş, Büyük Birlik ve nihayet MHP cemaatin ölümcül dokunuşuyla darmadağın oldu. Bu yazının devamını oku

HANEFİ AVCI’NIN KENDİSİ BİR BELGEDİR

Türkan Saylan öldü gitti, yaşlı kanser hastasının evi arandığı gece TV’ye çıkan Nazlı Ilıcaklar ne diyordu: iddialar var efendim, iddialar. Karşı taraf delil yok belge yok, kanunsuz isnatsız yaka paça insanları tutukluyorsunuz diye çırpındıkça, her Allah’ın akşamı yüz çeşit TV’ye çıkıp iddialar var efendim efendim yaygarasını bastılar. Erol Manisalı alındı belge sorduk, iddialar var efendim dediler, Kanadoğlu’nun evi arandı belge sorduk, iddialar var efendim, İlhan Selçuk niye alındı, iddialar var efendim. Bu yazının devamını oku

KEŞKE BAŞBAKANIMIZ BİZİM BU TOPRAĞIN İBİŞ’İ OLABİLSEYDİ | Nihat Genç

Tulûat tiyatrosu dediğimiz, doğaçlama, metin olmaksızın içten geldiği gibi (irticalen), zihninizde o an uyanan şeyleri dillendirerek oynanan oyundur. Bugünkü yaygın kullanımı ‘doğaçlama’dır. Tulûat teknik bir terimdir, her tiyatroda tulûat yapılabilir, hatta metne bağlı kalınmadığında ‘tulûat yapma’ derler. Sahneye çıkan bir ya da iki kişi önceden bir metin olmaksızın laf salatası dediğimiz laf yarışına girişir, ama en çok uygulanan tulûat yöntemi, metni olan bir oyun içinde usta sanatçılar gelişigüzel güya kendince replikleriyle oyuna katkıda (!) bulunur. Bu yazının devamını oku

POLİSLERİN ELİNE DEMİR ÇUBUĞU KİM VERDİ | Nihat Genç

Haberler doğruysa, Çetin Doğan’ı tutuklamak için gelen polisler demir çubukluymuş.. Bu polisleri bu kadar başı boş kim bıraktı. Hukuk’un olmadığı her yerde herkese hak doğar. Bunun adı ya devlet başa ya kuzgun leşe’dir. Polislerin eline demir çubuğu kimler verdi, Pensilvalya’dan mı Amerika’dan mı Tayyip Erdoğan’dan mı, kimden, kamuoyunun tanıdığı bu polisler müriddir emir almadan çalışmaz.. Eline demir çubuk aldığına göre bayağı delikanlı olmalı. Sınav sorularını çalıp polis hakim olanlar, sahipsiz köylerden çocukları dersanelere doldurup sonunda polis hakim yapanlar, en sonunda, demir çubuklarla askere karşı ayaklandılar demek. Demek iş buraya kadar geldi. Bu yazının devamını oku

EY SİZ HER DÖNEMİN VİZYON SAHİPLERİ… | Nihat Genç

Ermeni meselesi tartışılırken en doğru en haklı en ileriyi gören yorumları sizler yaparsınız, ekranlara doymazsınız, bildirilere imzalar bitmez, ülkenizin tarihini aşağılamalar sizde, “dünya değişti vizyon sahibi olmalı” deyip halkınızı küçümseyerek binlerce makale döşeyen sizler… Türkiye’ye dayatılan Türkiye’ye boyun eğdirilen tüm Ermeni tezlerini dillendiren, Ermeni sözcülüğüne soyunan sizler.. Ne idüğü belirsiz protokollara devlet ciddiyeti hiçe sayılıp imzalar atarken hep haklı çıkan sizlerdiniz, bugün Ermeniler’le restleşip kapıları kapatırken haklı çıkan yine vizyon sahipleri sizler. Bu yazının devamını oku

“O İSLAMCILAR KALLEŞ ÇIKTI” | Nihat Genç

Konuşacak çok şey var, önce ünlü İngiliz Petrol Şirketi BP’nin sonu yaklaşıyor, şaşırtıcı olan yüksek sesle postasını koyan sadece Obama. Oysa belki de batı uygarlığının en büyük facialarından biri kapıda. BP’nin demir çelik kafesle örtme planı tutmadı, şimdi ‘çimento’ dökelim planı da tutmazsa, yandı gülüm Amerika sahilleri.. Tarihte eşine az rastlanır inanılmaz bir çevre felaketi batı basının manşetlerinde, ancak, ‘abartan, bağıran çağıran’ hiç yok, ya da bu vahşi çevre katliamını ‘dramatize eden, duygusallaştıran’ haberler nerdeyse sümen altı ediliyor. Çünkü İngiliz Devi BP, şu petrol için Afrika’da Uzak Doğu’da Orta-Doğu’da hükümetler deviren hatta devletleri haritadan silen tarihin en güçlü petrol şirketlerinden, ki, İngilizler’in nerdeyse her şeyi.. Bu felaketin temizliği 50 milyar dolara mal olur diyorlar ki, bunlar erken yorumlar, şimdiden BP’nin sonu geliyor diyebilirsiniz, hatta Obama’nın çığlıklarına bakılırsa, İngilizler’le Amerikalılar arasında büyük bir siyasi kapışma kapıda bekliyor. Bu yazının devamını oku

ZEHİRLİ BALIK CEMAAT | Nihat Genç

Çocuktuk kayalıklara bulaşıp sıkışmış misina parçalarını toplayıp bin düğümle birkaç metrelik misina yapıp ucuna ağırlık olsun diye küçük bir çakıl taşı bağlayıp denize atardık, güya balık tutacağız.. Misinayı denize fırlatmadan başka bildiğimiz bir şey yoktu, bir de büyükleri balık tutarken seyretmişiz, yem, hamur ekmektir, istavrit sardalya gibi balıklar çakıyla bir güzel minik parçalara yem diye dilimleyip bölmekti.. Bir de öğrendiğimiz oltadan dikenli kıkırdaklı çirkin, kırlangıç balığı benzeri, balık değil ‘tuhaf yaratık’ gibi, çıkınca, tüm sahilde çığlıklar atılırdı, ‘kaçın kaçın yakan balık’.. Bu yazının devamını oku

Sanatın Müteahhidlerin Eline Geçmesi | Nihat Genç

SANATIN MÜTEAHHİDLERİN ELİNE GEÇMESİ

Gücümüz yettiğince Kitap Fuarları’na gitmeye çalışıyorum. Bir defasında da Beylikdüzü’ndeki fuara katıldım. Şehirden arabayla iki saat uzakta.. Fuara gelmek isteyen yüzbin ya da ikiyüz bin kişi arabalarıyla yola çıkıp iki saat sonra fuara geliyorlar, bir de dönüşü.. Şehirden iki saat uzakta fuar olur mu, elli bin yüz bin araba kitap fuarı bahanesiyle trafiğe sokulur mu? Bir daha gitmedim, şimdi çeşitli etkinlik ve imza için arkadaşlar ısrar ediyor, ne olur gel, seni uçakla alırız, bir gününü alır, bin rica, yok, hayır gelemem. Şehirden iki saat uzakta fuar olmaz. Bu yazının devamını oku

“Yurtseverlik suçsa beni de alın”

“BENİ DE ALIN” DİYEN AYDINLAR HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

aydınlık_kapak_beni de alın

Aydınların Ergenekon tertibine karşı başlattığı ‘Yurtseverlik suçsa beni de alın” kampanyası, yeni katılımlarla her geçen gün büyüyor. Ergenekon mahkemesine dilekçe ile başvuran aydınlar listesine yenileri eklendi. Yurtdışından yeni dönen ressam Bedri Baykam, kampanya için ‘Dönüşümde aldığım en güzel haber” dedi. Oyun yazarı Tuncer Cücenoğlu “ben de bu yürekli girişimin içindeyim” diyerek dilekçeye imza verdi. İşte isim isim “beni de alın” diyen aydınlar…

“İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

Dosya No: 2008/209

Suç: Atatürk Devrimlerini savunmak, vatanı ve milleti canından çok sevmek.

Suç Tarihi: Halen devam etmektedir.

İtiraf ediyorum! Ben de Atatürk Devrimi’ni taammüden savunuyorum, vatanımı ve milletimi canımdan çok seviyorum. Eğer bu suçsa, beni de alın, beni de yargılayın!”

Türkiye’nin Ergenekon tertibine boyun eğmeyen aydınları, sanatçıları ve bilim insanları, işte bu dilekçeyi imzalayıp davaya bakan mahkemeye gönderiyor.

BENİ DE ALIN DİYEN YURTSEVER AYDINLARDAN BİR KAÇI…

Halit Refiğ

Muazzez İlmiye Çığ

Tarık Akan

Levent Kırca

Müjdat Gezen… Bu yazının devamını oku

Sordum Kara Çiçeğe | Nihat Genç

SORDUM KARA ÇİÇEĞE

nihat genç

İnsanoğlu’ndan önce ‘dinazorlar’ saltanatını sürmüş dünyanın, dile kolay, on milyon yıl yaşamışlar, bakalım ‘insanoğlu’nun yeryüzü macerası bu kadar uzun sürebilecek mi, yoksa, dünyayı bir ‘bakteri’ türü mü ele geçirecek, neden olmasın, büyük tahmin laboratuar üretimi bir virüs.. Labarotuvar demek ‘müdahale’ edilmiş insan tarafından ‘tasarlanmış’ demek, insan, aciz kıt bilgisiyle sırlarla dolu bu büyük evrene niye müdahale eder ki, belasını buluyor. Dinazorlar uçsuz bucaksız ormanları, bitki örtüsünü yiyip tükettikleri aşikar, çok besili oldukları ve ağızlarından ateşler püskürttüklerine göre, harika bir sofraları olmalı.. Bugün insanoğlu ağzından ateş püskürtemiyor, ağız sıcaklığı epeyce düştü, yine de sevgililer aşk ateşiyle öpüşürken yeterince bir sıcaklık insanı terletecek bir harareti hala tutuşturabiliyor. Dinazorların ağzındaki alevlerden 36,5 insan vücudunu ancak ısıtabilecek bir öpüş sıcaklığının kıvamına düşmesi insanlık için büyük bir gerileme mi? Buzullar eridiği günden beri ‘ateşin’ ısısı gittikçe düşüyor, kıpkırmızı alevlerden dudaklarımızı ancak pembeleştirecek minimum düzeye. Yakın bir zamanda dudaklarımızda sakladığımız öpüşün ısısı da düşecek, hassasiyet dediğimiz bir anlık bir ‘dokunma’ ‘hissetme’ dediğimiz, saniyenin binde biri seviyesine. Zamanın en küçük parçasına ‘an’ diyoruz, ama bu küçük ‘dokunma’ ‘hissetme’ anını kaydedecek bilgimiz yok, ısının en küçük parçasına ne denir bir lahza, mesela ışık yansırken sim gibi uçuşan pırıltılar en minnacık parçalar, ya ısının en küçük ölçüsü, artık bu en düşük ısı derecelerine hazırlıklı olalım. Hatta bir müzik parçasından bir nota ölçüsünde tuşa bir dokunmayla o müziğin içimizde oluşturduğu o en minicik his, en küçük esintiye meltem adı veriyorsak bu minicik an’a da bir isim bulmayız, melodi-meltem karışımı melomeltem diye şimdi uydurdum bile. Bu yazının devamını oku

%d blogcu bunu beğendi: