İdris-i Bitlisi ne yapmıştı? (yazı dizisi 2)

İdris-i Bitlisi ne yapmıştı?
Yavuz Selim, Çaldıran’da Şah İsmail’i yenmiş ancak Safevi Devleti’ni ortadan kaldıramamıştı. Ancak Şah İsmail’in kontrolündeki büyük bir bölgeyi “Vilayet-i Şarkiye’yi, yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesini Osmanlı’ya katmış, bölgenin kontrolünü eline almıştı. Bu bölgenin Osmanlı’ya katılmasında en büyük pay İdris-i Bitlisi’ye aitti. Osmanlı kaynakları tarafından “büyük bir Sünni alim” olarak da nitelenen İdris-i Bitlis’i Akkoyunlular yenilince, Kızılbaş Şah İsmail’in kendisine “işbirliği” teklifini reddetmiş, 1512 yılında Yavuz Selim tahta geçince onun en yakınındaki önemli isimlerden biri olmuştur.
Çaldıran Savaşı’ndan sonra Yeniçerilerin huzursuzluğu nedeniyle Amasya’ya dönen Yavuz Selim,  Çaldıran Savaşı’na Sünni Kürt birlikleriyle katılan İdris-i Bitlisi’ye Doğu Anadolu’da düzenin sağlanması görevini verir. İdris-i Bitlisi “Doğu Anadolu’nun düzenin sağlamak için” 33 Kürt aşiretini bir araya getirerek, onlarla birlikte “Kızılbaşların kökünü kazımaya” karar verir.

Bu kararın arka planında daha önce Şiiliği kabul etmiş Kürt beylerinin Şah İsmail’e karşı derin kinlerinin yanı sıra, esas itibariyle Yavuz Selim tarafından kendilerine “derebeylik” verilmesi vardır… 1509’da Diyarbakır Hakimi Musullu Emir Beg, Kızılbaşlığı kabul ederek, Şah İsmail’in hakimiyetini tanımış, Şah İsmail de Diyarbakır’a Ustacaluoğlu Muhammed Han’ı vali tayin etmişti. Muhammed Han, bölgede kendisine karşı gelen bütün Kürt beylerini yenmiş, 1510’a kadar “Güneydoğu Anadolu bölgesinin tamamını” Safevi Devleti”ne katmıştı.

Padişaha yapılan telkinler
“Yavuz olmasaydı, bugün Doğu Anadolu’daki ehl-i Sünnet olan Kürtler, Şia’nın tasallutu altında olurdu” diyen Akgündüz ve Öztürk, Bilinmeyen Osmanlı’da İdris-i Bitlisi’yi şöyle anlatıyor:
“İdris-i Bitlisi tarafından padişaha yapılan telkinler neticesinde, Doğu ve Güneydoğu bölgesinin tamamı, bir, iki ay içinde Osmanlı Devleti’ne iltihak etmişti. (…) Çaldıran zaferini takip eden 1516 yılında, Yavuz Sultan Selim, kendisine Doğu Anadolu’nun fethedilmesini tavsiye den meşhur alim ve tarihçi İdris-i Bitlisi’ye, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin Osmanlı Devleti’ne ilhakı (katılması) için vazife veriyordu. Böylesine ehemmiyetli bir zamanda İslam birliğinin zaruretine inanan başta Bitlis Hakimi Şerüfüddin Bey, Hizan Meliki Emir Davud, Hısn-ı Keyfa Emiri Eyyubilerden II. Halil, İmadiye Hakimi Sultan Hüseyin olmak üzere 25-30 Kürt beyi (ümeray-ı ekrad) Osmanlı Devleti’ne itaat arzularını padişaha iletmişler ve şu mektubu yazmışlardı:
‘Can u gönülden İslam Sultanı’na bi’at eyledik, İlhadları zahir olan Kızılbaşlar’dan teberi eyledik. Kızılbaşların neşrettiği dalalet ve bid’atleri kaldırdık ve ehl-i sünnet mezhebi Şafi’i mezhebini icra eyledik. İslam Sultanı’nın namı ile şeref bulduk ve hutbelerde dört halifenin ismini yâda başladık. Cihada gayret gösterdik ve İslam padişahının yollarını bekledik. Bu muhlis ve size itaat eden bendelere yardım ediniz. Bizim beldelerimiz Kızılbaş diyarına yakındır, komşudur ve hatta karışıktır. Nice yıllar bu mülhidler, bizim evlerimizi yıkmışlar ve bizimle savaşmışlardır. Sadece İslam Sultanı’na muhabbet üzere olduğumuz için, bu inancı saf insanları o zalimlerin zulümlerinden kurtarmayı merhametinizden bekliyoruz. Sizin inayetleriniz olmazsa, biz kendi başımıza müstakil olarak bunlara karşı çıkamayız. Zira Kürtler, ayrı ayrı kabile ve aşiret tarzında yaşamaktadırlar. Sadece Allah’ı bir bilip Muhammed ümmeti olduğumuzda ittifak halindeyiz. Diğer hususlarda birbirimize uymamız mümkün değildir. Sünnetullah bizde böyle cari olmuştur.”

Osmanlı-Kürt ittifakının nedeni
Kürt beylerinin bu “itiatlarında”, Yavuz Selim’in ve Osmanlı’nın da kendileri gibi Sünni oluşlarında büyük rolü vardır. Yani Kürt beyleri ile Osmanlı arasındaki ittifakta “mezhep birliği” belirleyicidir…
Nitekim o dönem Kürt beylerini bir araya getiren İdris-i Bitlisi Farsça yazdığı Selimname eserinde Kürtleri Kızılbaşlar ile savaşa teşvik ettiğini, onların da kılıç zoruna Anadolu’yu Türkmen Kızılbaşlardan temizlemek için yemin ettiklerini ve bu arada 40 bin ila 70 bin arasında Kızılbaş’ın yani Alevinin öldürüldüğünü yazmıştır.

Kılıç darbesiyle cihat
Bu görevi nasıl yerine getirdiğini Şahname’de şöyle anlatır:
“Kutlu emir uyarınca bu değersiz kul, müjdeler dolu İslam Sultanı’nın tehitname hükümleriyle Kürtlerin ve Diyarbekir’in büyük beylerine yaptığı daveti bildirdim. Çünkü mümin Kürt taifesi, mülk, millet ve ehl-i sünnet mezhebi bakımından Kızılbaş mülhitlerin düşmanıydı. Önce Bıradost Kürt beyleri ve büyüklerinden söz aldım. Ondan sonra da Soran kavimleri meleki Emir Seyyid bin Şah Ali’ye risaleti tebliğ etmeye başlayıp Erbil memleketlerini zapt etmeye ve Kızılbaşların kökünü kazımaya teşvik ettim. Aynı şekilde 4 yıl boyunca Kızılbaş topluluklarına karşı kılıç darbesiyle cihat eden Buhti beyleri de bu sadık dostun davetine cevap olarak o Kızılbaş taifeye karşı harekete geçti. Umerriye Adası’nı fethedip Musul’a kadar Kızılbaşlara karşı öldürme ve yağma hareketlerini arttırdılar. Ondan sonra bu davetçi, apaçık şeriat bağlıları arasında tebliğ edilmek üzere gönderilip kalenin korunması, alçak Kızılbaşın geriye kalanlarının def edilmesinin teşvikini sağladım.”

Necdet Saraç/Yurt

Zulmün bir başka adı: İdris-i Bitlisi… (yazı dizisi 1)

İdris-i Bitlisi’nin rolü (yazı dizisi 3)

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: