“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz…”

28 Şubat denilince aklıma hep rahmetli Erbakan Hoca’nın sözleri gelir. Bir basın toplantısından sonra Milli gazete yazarlarının kalmasını isteyip şöyle demişti.
“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz.”  Aklımda kalan hep bu başlıktır. Neyse ki ben 28 Şubat, 28 Şubat diyenlerden değildim.
Sonra da “subaylara (komutanlara) şefkat gösterilmesi gerektiğini, onların eğitiminin bu olduğunu” söylemiş ve derin açıklamalar yapmıştı. Ne tuhaftır ki 28 Şubat 28 Şubat diye bağıranlar hep öyle bağırıyorlar. Ve bu olaydan nemalananlar da öyle yapıyor.
Erbakan Hoca bir devlet adamı ciddiyeti, ağırbaşlılığı içinde, kimseyi itham etmeden, kin gütmeden telaşa kapılmadan, hükümetinin yaptığı icraatı savundu. Havuz sistemi küresel güçler için başlı başına bir suçtu (!) Bunu, devlete faiz verenler affetmedi, bankalar çöktü, özelleştirmeler başladı. Havuz sistemi yardımıyla memurlara yaptığı yüzde elli zam, (bu altı ay içinde yüzde otuz beş olmuştu) zaten Türkiye’ye önerilen, sonradan Kemal Derviş’in ortaya koyduğu ekonomi modeli için, affedilmeyecek bir iyileştirmeydi.
Emperyalist işbirlikçileri karşı, AB’ye karşı oluşturmaya çalıştığı ve bir kısmıyla oluşturduğu D8’ler ise başlı başına bir tehlike çanıydı. Bu ülkeler üretim yapmaya başlamışlardı bile.
O ve Çiller, hükümetin devam etmesi için ellerinden geleni yaptılar, hatta BBP’nin katkısıyla oluşacak çoğunluğu sağlayan bir protokol sundukları halde bunu kabul ettiremediler. İkisi de, düşmanlıklar oluşturmadan sakin kalmaya devam ettiler. Özellikle Erbakan ondan sonraki süreçte siyasi etkinliklerini sürdürdü. Yerine göre konferanslar, yerine göre mitingler, demeçlerle Türkiye’nin sürüklenmekte olduğu felakete dikkat çekti. Dış politikanın ve ekonominin akıl almaz kötülükte idare edildiğini haber verdi ve en son söylediği şu oldu:
“İsrail’in bir vilayeti mi olmak istiyorsunuz?”
Bu arada 28 Şubat’ta adı en önde geçen Çevik Bir’in, o kadar komutanın tutuklanmasına rağmen hatırlanmayışı da anlaşılacak şey değildi.

…Ve Saadet Partisi
Neyse, şimdi ümit veren bir gelişmeye şahit oluyoruz. Saadet Partisi, Başkanı Kamalak’tan Oğuzhan Asiltürk’e kadar, Erbakan çizgisine geldiler. Yavaş yavaş, hatta belki de hızla oluşmakta olan Milli Cephe’ye yaklaştılar. Tam bir bilinçlilik hali içindeler. SP’li kadınların NATO’ya girişimizin 60. yıl dönümünde yaptıkları gösteriler de çok heyecan vericiydi.
Erbakan Hoca’ya dair bir hikaye anlatmıştım bazı yazılarımda. Sırası geldi, gene anlatayım. Galiba Suudi Arabistan’da, bir yeni üniversiteyi gezdiriyorlar Hoca’ya ve nasıl bulduğunu soruyorlar. Beğendiğini ama bir eksiği olduğunu söylüyor, bunu sordukları zaman da:
“Şuurlanma Fakültesi”  diyor.
Gerçekten de Türkiye’de bir bilinç aydınlanması oluyor. Bir yandan başımıza gelenler, bir yandan da iktidardaki  “iki koalisyon”un birbirine düşmesi, bu aydınlık yolu açmış bulunuyor. Milli cephe siyasi görüşlerden ayrı, şaşırtıcı bir gelişme gösteriyor.

Afet Ilgaz/Yeniçağ

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: