Hep Suriye, gene Suriye

24656Bugünlerde hep Suriye, daima Suriye, elbette Suriye! Davutoğlu ile Hillary, başka işleri yokmuş gibi, Washington’da gene Suriye’den bahsetmişler. Başka işleri yokmuş gibi, lafın gelişi. Aslında başka işleri yok bugün  “itibariyle” .
ABD nasıl yapsa da Suriye’yi kündeye getirse diye uğraşıyor. Davutoğlu da mecburen bu temayüle uyuyor. Aslında mizah yapıyorum ve mizah yapmadan bu işin doğru yorumlanacağını sanmıyorum.
Bakın şimdi Davutoğlu’nun ilk cümleleri:
“Hukuk bizim her yerde savunduğumuz bir şey. Suriye halkı da şimdi aynı şeyi istiyor. Haklılar bu konuda. Bu tarihi dönüşüm sürecinde bu hakları elde etmek istemelerinde haklılar.”
En muhafazakar hukukçularımız bile, hatta iktidardan yana vaktiyle tavır koymuş hukukçularımız bile, hukukun artık Türkiye’de çok az  rastlanır bir şey olduğunu yazarak, söyleyerek yürütmenin hukuk uygulamalarını eleştirirken Davutoğlu’nun böyle bir övünmeyle lafa başlaması saç baş yolduracak bir durum oluşturuyor.
Silivri duruşmalarında yüzlerce belge çürütüldü ve hepsinin polis tarafından hazırlandığı, bu arada da komik tarih yanlışları, yer yanlışları, üslup yanlışları yaptıkları anlaşıldı ve çarşaf çarşaf yayınlandı. Usul yanlışları utanç verici boyutta. Gözaltıların dört yılı bitirip beşinci yıla başladığı bir hukuk rezaleti yaşanıyor.
Özel yetkili savcılar dolu dizgin gidiyorlar. MİT Müsteşarı’nı bile neredeyse tutuklayacaklardı da şimdi bu iş için özel kanun çıkıyor. 16 cümlelik bir savunmaya on altı yıl hapis cezası veriliyor. Ey hukuk, elma dersem çık, armut dersem gene çık da yüzünü göreyim! Dışişleri bakanımız seni her yerde savunuyormuş. Biz dediğine göre kalabalık bir halde savunuyorlarmış. Çık da hasret giderelim!
Üstelik şaşırtıcı bir iddia: Suriye halkı da bunu istiyormuş. Suriye halkına daha geçen gün genel af ilan edildi ve bunlardan bazıları isyancılara karıştı. Rus Dışişleri Bakanı’nın ziyaretinde ise Rus ve Suriye bayraklarıyla gösteri yapan Esad yanlıları bir milyondu.

***

“Tarihi dönüşüm süreci”  de neymiş? Ne, neye dönüyormuş? Condy’nin söylediği gibi “sınırların değişme”si mi tarihi dönüşüm süreci? Bize ne bundan? Condy’nin bu istediğinden Suriye’ye ne? Onlar da:
“Biz bu sınır değişim sürecini beğenmedik, istemiyoruz”  diyorlar. Zorla mı dönüştüreceksiniz adamları? Ayrıca Rus donanması da gelmiş Lazkiye’ye demirlemiş niye istesinler?

***

Davutoğlu konuşmasının devamında  “Türkiye olarak bazı stratejilerimiz var. Geçen yıl iki taraflı görüşmelerde halkın isteklerini gerçekleştirmelerini sağlamaya çalıştık. Başarısız olduktan sonra Arap Baharı’yla konuya ilişkin çalışmalar yaptık…”  Bu böyle gidiyor.
“Strateji”  meğer Condy (Condoleezza Rice) yani ABD’nin değil, bizimmiş. Ya da ikimizin birden.
Suriye halkının isteklerini gerçekleştirmeye çalışmışız. Esad’a bağırıp çağırırken, en ufak bir nezaket eseri göstermeden… Suriye de bir devlet değil, aksi bir çocuk ya, bir türlü halkın isteklerini gerçekleştirmeye yanaşmıyor, burnunun dikine gidiyor. Bizse aklı başında, ciddi, kudretli, etkili, sıfır sorunlu siyaset güdüyoruz(!)
Bir de Arap Baharı’nı katmaz mı Davutoğlu işin içine. Arap Baharı’nın Kuzey Afrika’daki insanlara bitmeyen bir azap, yoksulluk, acı, iç savaş getirdiğini hadi bir tarafa koyalım, Kaddafi öldürülmeden önce  “El Kaide”den bahsediyordu, hatırlarsanız. Şimdi okuyoruz ki El Kaide Suriye’ye de gelmiş.

Afet Ilgaz/Yeniçağ

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: