Diktatörlük ve Ahlak (2)

“Embedded (iliştirilmiş) ahlak” sahibi Ahmet Altan, 2 Şubat tarihli yazısında; Atatürk dönemini “diktatörlük dönemi” olarak tanımlıyor ve “diktatörlüklerin ahlakı yoktur” diyor.

Ahmet Altan ve başyazarı olduğu gazete, üstlendiği görev gereği bu ülkeye ve bu millete ait olan bütün değerlere saldırır. Hatta bu asli görevini hakkıyla yapabilmek için şu son günlerde özellikle yaptığı üzere AKP’yi eleştirir görünür.

Ama iki noktaya dikkat eder:

Ahmet Altan’ın ve Taraf gazetesinin izlediği politika Amerika ve bölgemize ilişkin politikası ile son derece “uyumludur”. En ufak bir çelişme bulamazsınız.

Ve yine Altanlar, günümüz Türkiye’sinde, Ortaçağın bir nolu temsilcisi olan F Tipi yapılanmasının hoşuna gitmeyecek tek bir sözcük dahi edemezler.

Tam tersine bütün yaptıkları ABD emperyalizmine ve F Tipine hizmet eder.

Bu çok önemli iki noktaya işaret ettikten sonra bütün neoliberallerin ve yandaşların Atatürk’e “demokrasi” konusunda yönelttiği saldırılara geçiyoruz.



“DEMOKRASİ” NEDİR?Atatürk diktatördü
İnsanlık, demokratik hak ve özgürlüklere, feodalizme karşı mücadele ederek ulaştı.

1648 İngiliz Devrimi ve 1789 Fransız Devrimi ile başlayan Demokratik Devrimler çağında, taçlar ve tahtlar yıkıldı. Darağaçları ve giyotinler çalıştı.

Ve insanlar, “insan hakları”, “eşitlik”, “adalet”, “seçim”, “yöneticilerini belirleme”, “direnme hakkı”, “örgütlenme” ve “söz söyleme hakkı” denen kavramlarla tanıştı.

Bu “tarihi ders” şunun içindir. Ortaçağa karşı değilseniz, dilinizdeki demokrasi ve özgürlük lafları sadece koca bir sahtekârlıktır.

Öte yandan, yüzyılı aşkın bir süredir artık gericiliğin merkezi emperyalizmdir. Ortaçağ gericiliği, tam yüzyıldır emperyalizmin kanatları altına sığınmıştır.

Ve bundan dolayı çağımızda “Demokrasi” ancak emperyalizm ve onunla ittifak halindeki Ortaçağ gericiliği ile mücadele ederek kazanılabilir.


BAĞIMSIZLIK ve ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ

Mustafa Kemal ne yaptı?

Emperyalizme karşı mücadele etti ve bağımsız bir Cumhuriyet kurdu.

İkinci olarak Padişahlık ve Hilafeti kaldırdı. Ortaçağın siyasal ve toplumsal kurumlarına karşı bir devrime önderlik etti.

Yani bir ülkede “demokrasi”nin olması için gerekli en büyük iki eylem onun önderliğinde gerçekleşti.

Altanlar ne yapıyorlar?

ABD emperyalizminin emrinde ve F Tipi Gladyo ile kol kola, Türkiye’nin yurtseverlerine, yüzyıllık mücadele ettiği kazanımlara saldırıyorlar.

Bu durumda Altangillerin bütün yaptığı, şeyhlerin ve padişah taslaklarının yeniden egemen olduğu ve sömürgeleşmiş bir Türkiye hedefine ulaşmak için çalışmaktan ibarettir.

Emperyalistlerin ve padişah taslaklarının diktatörlüğü, “kulların” ve “kölelerin” demokrasisi.

“SANDIK DEMOKRASİSİ”

Ahmet Altan, Atatürk döneminin “diktatörlük” olduğunun kanıtı olarak, aradan bu kadar zaman geçtiği halde kendine “Atatürkçü” diyen partilerin seçim kazanamamasını gösteriyor.

Şimdi bile seçim kazanamadıklarına göre, Cumhuriyet’in ilk yıllarında seçim olsaydı “Atatürk hiç kazanamazdı” diye de ekliyor.

Bütün Cumhuriyet tarihini ters yüz ediyor. 60 yıllık Küçük Amerika sürecinin, 12 Mart ve 12 Eylül Amerikancı darbelerinin ve son on yıldır yürütülen Amerikancı yıkım operasyonunun sonunda geldiğimiz yeri, hep varmış gibi propaganda ediyor.

Cumhuriyet tarihi, halkın iradesinin tecellisi bakımından da Altanların söylediği gibi değildir.

EN BÜYÜK İRADE
Her şeyden önce Türk’ü ve Kürd’ü ile bu ülkenin insanı Kurtuluş Savaşı yıllarında hayatını ortaya koyarak Mustafa Kemal’i tercih etti.

En büyük demokrasi budur: Halkın eylemli iradesi.

İkinci olarak bugüne kadar seçim kazanan partilerin hepsi, “Atatürk ile birlikte olduklarını” söyleyerek seçim kazandılar.

Atatürk’ün programına ne kadar bağlıydılar, o ayrı mesele. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları, sandıkta oy verirken, hiçbir zaman Atatürk’e karşı oy kullandıkları gibi bir bilinç taşımadılar.

Emperyalizm ve işbirlikçilerinin yarım yüzyılı aşkın bir süredir her türlü olanağı kullanarak, Kemalist Devrime yönelttikleri saldırı sonucu kazandıkları seçmen oranı, ortaçağ özlemcisi Haçlı İrtica taraftarları ve Batı destekli bölücülük savunucularının toplamı yüzde 10’lar civarındadır.

Milletin yüzde 90’ı Atatürk’ün Bağımsızlık ve Demokrasiye ulaşma yolunda elde ettiği kazanımları benimsemiştir.

Şimdi AKP 10 yıllık iktidarının verdiği “cesaretle” maskesini tümden atmıştır ve Atatürk ile hesaplaşmaya soyunmuş bulunmaktadır.

(Ahmet Altan, “İçimizde Bir Yer” adlı kitabında “ben bu vatanı, bir kiraz ağacı gölgesi ve bir kadın memesine satarım” demişti)

Sonucunun ne olacağını ise hep beraber göreceğizBu cumhuriyeti gömüp, yerine yenisini yapmanın vakti geldi.

Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@ip.org.tr

ulusalkanal.com.tr

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: