Musavi’den emperyalizme ‘Yeşil’ ışık

İran’daki muhalif “Yeşil Hareketi”nden, Suriye’ye yönelik bir emperyalist müdahaleye destek veren sesler çıkıyor. Batının İran’daki muhalefetin gerçek temsilcisi olarak parlatmaya çalıştığı Yeşil Hareketi’nin Suriye’deki pozisyonu, İran’a yönelik bir müdahalede neler yaşanacağının da göstergesi.

Suriye’ye yönelik emperyalist müdahale için koşullar olgunlaştırılırken, ülkenin yanı başındaki İran’dan da “muhalif” sesler yükselmeye başladı. “Yeşil Hareket” olarak bilinen İran muhalefeti, “Suriye Devrimi’ni desteklemediği” için İran yönetimini kınadı. Yeşil Hareket’in Suriyeli muhalifleri ve işbirliği içinde oldukları Batılı ülkeleri desteklediği anlamına gelen bu ve benzeri gelişmeler, İran muhalefetinin emperyalist bir saldırının propaganda çalışmasında üstlendiği rolü bir kez daha ortaya koydu.

Hareketin lideri olan eski başbakan Mir Hüseyin Musavi ile doğrudan temas halindeki koordinasyon komitesinin Suriye Ulusal Konseyi’ne bağlı “Suriye Devrimi Yüksek Konseyi”ne geçtiğimiz Ekim ayında gönderdiği mesajda, “Yeşil Hareket’in Suriyeli muhaliflerle dayanışma içinde olduğu” vurgulanırken, “İranlıların Suriye devrimini desteklemesi için” de Facebook’ta bir kampanya başlatılmıştı. Suriye’ye emperyalist müdahale çağrıları, İran’da olduğu kadar ülke dışında da tanınan isimler yoluyla da yapılmaya başlandı.

Suriye işaret edilince İran da payını alıyor
Madalyonun diğer yüzünde ise, İranlı muhaliflerin, “emperyalizmin İran’a müdahale etmesi” beklentisi yatıyor. Özellikle de Yeşil Hareketi’nin İran’da yaşayan liderlerinin, İran hakkında, emperyalist saldırı anlamına gelen “insani müdahale” çağrılarını açıkça yapmaları “siyasi intihar” olacağı halde, Suriye üzerinden dolayımlı bir şekilde de olsa, benzer temel argümanların kullanıldığı açıklamalar ardı ardına geliyor.

İran’daki en büyük muhalif öğrenci birliği olan ve “Tahkim Vahdet” adıyla bilinen İslami Öğrenci Birliği’nin eski sekreteri Ali Afşari, Batılı ülkelerin Suriye’ye askeri müdahalesi için çağrıda bulunan Yeşil Hareketi’nin önde gelen isimlerinden biri olarak dikkati çekti. Geçtiğimiz Aralık ayında, İnsan Hakları Savunucuları Haber Ajansı’nın (HRANA) röportaj yaptığı Ali Afşari, “uluslararası toplumun, Beşar Esad’ın devlet baskı aygıtını yok etmesi gerektiği ve Beşar Esad’ı durdurmak için uçuşa yasak bölge uygulaması ile zırhlı araçlara ve tanklara ihtiyaç olduğu”nu söyledi. Geçtiğimiz Ekim ayında ise, NATO’nun Libya’ya saldırısı hakkında bir makale yazan Ali Afşari, övgü dolu ifadeler kullandı. “İnsani müdahalenin amacının, hükümet yanlısı güçler ile muhalifler arasındaki mücadele için eşit ve adil bir oyun alanı oluşturmak olduğu”nu yazan Afşari, “Libya örneğinde gözlenen insani müdahalenin, muhalif halk gösterilerinin yaşanmadığı Irak ve Afganistan’daki ABD işgalinden farklı olduğu” iddiasında bulundu. Afşari’nin Libya hakkında yazdığı bu satırlar Suriye kadar İran için de yolu açıyor.

Yeşil Hareket’in önde gelenlerinden Mustafa Taczade de geçtiğimiz Ağustos ayında, ülkenin Şii din adamlarına bir açık mektup yazdı. Mektupta, “kana susamış” olarak nitelendirdiği Beşar Esad yönetimine İran’ın verdiği desteği eleştirirken, Suriye’deki muhalif gösterilerin, İranlıların kendi mücadelelerinin bir parçası olarak değerlendirilmesi ve Libya, Tunus, Yemen ve Suriye’deki kitlesel gösterilerle dayanışma içinde olunmasını istemişti.

Şirin Ebadi: Nobel Barış ödüllü bir savaş kışkırtıcısı
2003 yılında Nobel Barış Ödülü verilen avukat Şirin Ebadi ise, İran Yeşil Hareketi’nin uluslararası üne sahip bir diğer yüzü… Mahmut Ahmedinejad’ın 2009 yılında yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından İngiltere’ye yerleşen Ebadi, Batılı ülkelerin İran karşıtı propagandasının da önemli figürlerinden biri olmuştu.

Geçtiğimiz yıl boyunca Suriye’ye emperyalist müdahaleyi savunan yazılar kaleme alan Şirin Ebadi, bu durumun, Yeşil Hareket adı altındaki muhalefetin İran içindeki etkisini artırmaya yardımcı olacağını vurgulamıştı. Geçtiğimiz Nisan ayında, George Washington Üniversitesi’ne bağlı Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde yaptığı bir konuşmada, Esad’ın devrilmesinin İran’da demokrasiyi “teşvik edeceği” yönündeki iddiasını dile getirdi. Ebadi, ABD’nin mezhep gerilimlerini körükleme politikasını yansıtan konuşmasında ayrıca, Baas yönetimini Şii azınlığın iradesini Sünni çoğunluğa dayatan bir yönetim olarak tanımlarken, geçtiğimiz yılın Mart ayında başlayan muhalif gösterileri bastırmak için İran’ın Suriye’ye destek gücü gönderdiği iddiasını tekrarladı.

Şirin Ebadi son dönemde de İran’a yaptırım uygulanması yönündeki kampanyayı ve emperyalist ülkelerin provokatif eylemlerini açıkça onaylayan ifadeleriyle gündemde yer almaya başladı. Ebadi, 30 Aralık 2011 tarihinde Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan yazısında, ABD ile Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik yaptırımlar nedeniyle övgüyü hak ettiklerini ifade ederken, “sadece BM Güvenlik Konseyi, zorlayıcı araçları kullanma yetkisi ile, temel vatandaşlık haklarına yönelik ihlalleri durdurması için İran yönetimine anlamlı bir baskı uygulayabilir. İran’ın insan hakları ihlallerine karşı uluslararası yaptırımların genişletilmesi ve derinleştirilmesi gerekiyor” diye yazdı.

“Suriye Devrimi” desteği, İran seçimleri için de bir kalkış noktası
“Muhalifler”in düzenlediği protesto gösterilerinin emperyalist müdahaleye gerekçe bulma konusunda sunduğu fırsatlar Libya örneğinde iyi kullanılmışken ve Suriye için de saatin yaklaşmakta olduğunu gösterirken, 2012 İran seçimlerinin de, “muhalefet” tarafından sokağa çıkmak için kullanılacağını söylemek mümkün. Nitekim, İranlı muhalifler Suriye konusundaki çıkışlarını yaklaşmakta olan parlamento seçimlerine işaret ederek tamamlıyor. Yeşil Hareketi’nden Ali Afşari’nin “seçim atmosferinin, oy sandıklarından daha fazlası anlamına geldiği”ni söylemesi, İranlı muhaliflerin Suriye konusundaki çıkışlarının bir yandan da İran muhalefetinin yeniden canlandırılması amacını taşıdığını gösteriyor.

Nedir bu “Yeşil Hareket”
Yeşil Hareket, İran’da 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde ortaya çıkmış, başta başkent Tahran olmak üzere büyük şehirlerdeki kentsel nüfusun varlıklı kesimlerini, “reformcu” eski Başbakan Mir Hüseyin Musavi kampanyası kapsamında seferber etmeye çalışmıştı. Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’nin mali ve lojistik desteğini alan hareket, ABD’nin yanı sıra, Batılı ülkelerin kimi “sol” partilerinden de yaygın bir destek gördü.

Mir Hüseyin Musavi önderliğindeki Yeşil Hareket’in çatısı altında binlerce İranlı, Mahmut Ahmedinejad’ın yeniden seçildiğinin duyurulmasının ardından seçimlerde hile yapıldığı iddiasıyla başkent Tahran’da, Şiraz’da ve İsfahan’da sokağa dökülmüş ve çatışmalar yaşanmıştı. Sokağa dökülenlerin birçoğunun “rejimden duyduğu rahatsızlığı duyurmak için Musavi’yi ve seçim sonuçlarını bahane olarak değerlendiren sıradan insanlar olduğu” biçiminde yorumlara rastlansa da, Yeşil Hareket Batı basınında “İran muhalefeti” olarak sunuldu ve Musavi de “reformcu lider” ilan edildi.

Oysa, Ayetullah Humeyni’nin yaşadığı ve ülkenin dini liderliğini sürdürdüğü bir dönemde 8 yıl başbakanlık yapan Musavi, İran’ın İslamî rejimini devirmek bir yana, seçim kampanyası ve sonrasındaki söylemlerinde “İmam Humeyni’nin mirası”ndan övgüyle bahsetmişti. Protesto gösterilerinin ilk haftalarında, gönüllü İslam Devrimi Muhafızları olarak bilinen Besiçler hakkında atılan “Kahrolsun Besiç” sloganına karşı yayınladığı bildiride de “halkın, Besiçleri kardeşleri olarak görmeleri gerektiği”ni söylemişti.

Muhalif “Yeşil Hareketi”nin lideri bir ölüm meleği…
Yeşil Hareketi’nin lideri Mir Hüseyin Musavi, İran Başbakanı görevini sürdürdüğü 1988 yılında on binlerce siyasi tutuklunun katledilmesinde yer aldı.

1988’de başkent Tahran’daki Evin Hapishanesi’nde 30 binin üzerinde solcu ve ilerici siyasi tutuklu, hukuksuzca, çoğu idam cezası almadığı ve kimilerinin de mahkemeleri bile sonlanmadığı halde birkaç gece içerisinde idam edilmiş, cenazeleri ailelerine teslim edilmeden boş bir toprak alandan ibaret olan Khavaran toplu mezarlığına gömülmüştü. Ölenlerin çok büyük çoğunluğu, 1979 İran devriminden sonra Humeyni tarafından kurulan İslam rejimine karşı olan Marksist “Halkın Mücahitleri” örgütü üyeleriydi.

“Yeşil Hareketi”nin ABD ile bağlantıları
Bu yüzden, Yeşil Hareket çatısı altında sokağa dökülen İranlıların pek çoğu rejime karşı olsalar da, Musavi liderliğindeki Yeşil Hareket’in “rejim muhalifi” olarak değerlendirilmesi mümkün değilken, temel özelliğinin ABD yanlılığı olduğunu vurgulamak gerekiyor.

İran’daki öğrenci hareketinin temsilcilerinden ve Yeşil Hareket’in önde gelen isimlerinden biri olan Ali Afşari, 2004 ve 2006 yıllarında ABD’ye “getirilmişti”. Afşari, ABD’li senatörler Rick Santorum ve Joe Lieberman tarafından, ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’nin toplandığı US Capitol’de düzenlenen bir panelde konuşmuştu. Yeşiller’e bağlı web siteleri ile online haber ajanslarından özellikle “liberal” öğrenci grupları tarafından yürütülenlerinde düzenli olarak makaleleri yayınlanan Afşari’nin dikkat çeken bir diğer özelliği ise, Voice of America’nın Fars dili programının yürütücülerinden biri olması…

(soL-Dış Haberler)

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: