GÜL DE SÜMBÜL DE CUMHURBAŞKANI OLAMAZ!

AKP muhaliflerinin önemli bir kesimi, Cumhurbaşkanı seçimi konusunda şimdiden beyaz bayrak çekmiş durumda.
Y-CHP yönetimine hâkim olan Gülengül kliği, Bülent Arınç’ların adayını hararetle destekliyor, yani Gül yanlısı.
Mecliste ana muhalefet konumundaki bir partinin, Cumhurbaşkanı seçimi gibi iktidar mücadelesinin çok önemli bir alanında, iktidar partisi içindeki hizip savaşında cephe tutması, dünyada az görülen bir olaydır.
Bu tutum, hâkim sistem içinde muhalefet yapan diğer bazı parti ve gruplarda da görülüyor. Hatta tutarlı muhalefet yapan Orhan Bursalı gibi değerli yazarlar bile umutsuzlar. Tayyip Erdoğan’ın 2014’te Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturma olasılığını yüzde 99,9 görüyorlar (Cumhuriyet, 11 Aralık 2011).

Dün olan yarın olmayacak
Türkiye’nin yakın geleceğine ilişkin karamsar açıklamalar, durağan bakış açısından geliyor. 2012 yılı eşiğinde konuşuyoruz, dün olanlar yarın olmayacaktır. Türkiye’de iktidar mücadelesinin Gül ve Sümbüller arasında olacağına ilişkin tahliller, son yılların ve bugünün olgusudur ama yarını belirlemiyor.
Dünya ve Türkiye önemli sarsıntıların ve hatta altüst oluşların yaşanacağı bir döneme girmektedir. Bu süreç ne zaman ve nerede biter, bugünden kestirilemez; ancak dünyanın ve bölgemizin büyük devrimci çözümleri zorlayan yıllara girdiği görünüyor.
Bu sarsıntılı süreçte, Türkiye’deki iktidar mücadelesini belirleyecek etkenleri tahlil etmek gerekir.

ABD-Türkiye ilişkileri
Birincisi: Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisini iktidara getiren ABD’nin ihtirasları ile yetenekleri arasındaki çelişmenin gittikçe büyümektedir. ABD, hem derin bir ekonomik krizin içine girmiştir; hem de çok geniş bir direnme cephesiyle karşı karşıyadır. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki yönetimleri tek başına belirlemesi o kadar kolay değildir. Şu anda Türkiye, ABD’nin kalesi gibi gözüküyor. Ancak ABD’nin kukla Kürdistan planı, her an bu tabloyu değiştirecek eğilimleri de içinde barındırıyor. Türkiye, bu bölünme sürecine boyun eğmenin sınırlarına gelmiştir.

Suriye duvarı
İkincisi, Tayyip Erdoğan-Gül ikilisinin Suriye cephesindeki Haçlı savaşçılığı büyük zorluklarla yüz yüzedir. Türkiye’yi, ABD piyonluğu sürecinde bütün komşularıyla düşman konumlara sokan politika, iflasa gidiyor. CIA bile “2000’lerin Dünyası” raporunda, Türkiye’nin nesnel çıkarlarının Irak, Suriye, İran, Rusya ve Çin ile aynı kampta olduğunu saptıyor. Hal böyle iken, ABD’nin sözleşmeli personeli, Türkiye’yi bütün potansiyel müttefikleriyle sonu belirsiz çatışmalara sürüklüyor. Bu “Stratejik piyon” misyonu, artık Türkiye’ye taşınmaz maliyetler yüklemektedir. Suriye cepheleşmesi bu açıdan çok kritiktir. ABD Suriye’deki iç savaş kışkırtıcılığını ister sürdürsün, ister aniden Rusya ile anlaşıp vazgeçsin, Tayyip-Gül ikilisinin kaderi parlak gözükmüyor.

Sıcak para çıkmazı
Üçüncüsü, ama en önemlisi, Türkiye’nin sıcak para girişine bağımlı ekonomisini büyük sarsıntılar bekliyor. Borçlanarak yaşamanın bir sonu vardır ve oraya gelinmiştir. Alâmetler fırtınalara işaret ediyor.

“Deliğe süpürülme” yeteneği
Dördüncüsü, AKP iktidarının Orta Çağlı karakteri ve yeteneksizliğidir. Bugün Türkiye’yi yönetenler, “deliğe süpürülmeyi” kabul etmiş karakter yapısına sahiplerdir. ABD ile “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma” yapacak kadar sözleşmeli niteliklidirler. Bu tür birikimsiz yöneticilerin fırtınalı havalarda düşecekleri durumların görüntülerine şimdiden tanık olunmaktadır. Çıkar kavgaları, cemaat savaşları, tuzaklar, pusular, komplolar; hiçbir zaman tarihin gidişini belirleyememiştir.

Halkın uyanışı
Beşincisi, halkın mücadelesinde yükseliş işaretleri artık belirgindir. İşçi Partisi’nin bütün tertipleri göğüsleyerek güçlenmesi, Türk-İş içindeki Sendikal Güçbirliği’nin estirdiği emekçi rüzgârı, toplumdaki huzursuzluklar, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki uyanış; derinleşen kriz koşullarında belirleyici bir etken olma birikimini içermektedir.

Yıkılmanın eşiği
Tayyip-Gül ikilisi, ABD merkezli dünya gericiliğinin Türkiye’deki ayağıdır. Sistem köhnemiştir; insanlığı büyük yıkımlara sürüklemiştir ve çıkmazdadır. Batı uygarlığı çökmektedir. Emperyalist-kapitalist sistem içinde, ekonomik çıkmazın, insan yıkımının, doğa yıkımının çözümü bulunmuyor.
Tayyip-Gül ikilisi, bu sistemin ön cephesinde, en iddialı ve aynı zamanda en bunalımlı bölgesinde piyon görevi üstlenmiştir ve telef edilrcek ilk unsurlar olarak görülüyor.
Önümüzdeki yıllar büyük sarsıntı ve çözümleri içermektedir.
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olamazlar. Yıkılmanın eşiğine gelmişlerdir
Kuşkusuz kendiliğinden yıkılmayacaklar. Onları Türkiye halkı deliğe süpürecektir.
Elbette kendiliğinden değil, siyasal önderlik böyle tarihsel duraklarda belirleyici olur.
Büyük görev zamanı gündemdedir.

GÜNÜN KİTABI: Kadim dost Alparslan Işıklı’nın “Neoliberalizm ve 3. Dünya Savaşı” başlıklı kitabı, derindeki belirleyici süreçleri anlamak ve tartışmak açısından tam zamanında yayımlandı (Kırmızı Kedi Yayınları).

Doğu Perinçek/Aydınlık

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: