MEHMET BARANSU BALYOZ KOMPLOSUNU KABUL ETTİ

Taraf yazarı Mehmet Baransu, geçtiğimiz pazartesi günü gazetesinde Balyoz Davası üzerine bir yazı kaleme aldı. Balyoz tutuklamalarına şerh koyan 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay’ı eleştiren Baransu, Balyoz davası üzerine öyle şeyler söyledi ki düzeltmeye neresinden başlasak bilemiyoruz.

İLK MAHKEME

Mehmet Baransu Şeref Akçay’a cevaben diyor ki: “İhtilal ve ihtilale teşebbüs Türkiye’de ilk kez mahkeme konusu oldu.”

Ah cahil çocuk nereden bilecek!

21 Mayıs 1963’te Ankara’da İhtilalcı Süvari Birliği ihtilal girişiminde bulundu. Ankara sokaklarında iktidar yanlısı Muhafız Alayı ile göğüs göğse çarpıştı. 8 kişi öldü. Hava Kuvvetleri’nin jetleri ihtilal girişiminde bulunan askerlerin üzerine birçok sorti yaptı.

Sonunda başarısız oldular, yargılandılar. 7 kişi idam, 29 kişi müebbet, 11 kişi 15 yıl, 5 kişi 12 yıl, 2 kişi 8 yıl, 2 kişi 6 yıl, 13 kişi 5 yıl, 24 kişi 4 yıl 2 ay, 4 kişi 1 yıl, 2 kişi 10 ay, 6 kişi 3 ay ceza aldı. Harbiye öğrencilerinden 75 kişi 4 yıl, 91 kişi 3 ay hapse mahkum oldu. Birçok kişinin de orduyla ilişkisi kesildi. Sonunda Albay Talat Aydemir ve Fethi Gürcan “Vatan millet sağ olsun” diyerek kendilerini idam sehpasından boşluğa bıraktılar.

İşte Şeref Akçay’ın altını çizdiği gibi “ihtilale teşebbüs” böyle olur. Askerler kışlasından çıkar, çarpışır, başarısız olur. Bunun adı “ihtilale teşebbüs”tür. Başarılı olursa da “ihtilal” olur. Baransu’nun malum merkezlerle hazırladığı 50 kuruşluk CD’lerle ihtilal teşebbüsü olmaz.

Keşke kendisi bilmiyorsa Fethullah Gülen’e sorsaydı. Zira Talat Aydemir’le ayaklanan askerlerin arasında o sırada askerliğini yapan Fethullah Gülen de vardı. O da soruşturuldu, serbest kaldı. Ama askerliğini silahsız tamamladı.

TUTUKLU YARGILANANLAR

Baransu diyor ki “Türkiye’de böyle bir karar olmaması, hukukçuların konuyla ilgili karar veremeyecekleri anlamına gelmez. Akçay, dünyadaki örneklere kısa bir göz atmış olsaydı, darbecilerin neredeyse tamamına yakınının yaşlarına bakılmaksızın tutuklu yargılandıklarını ve darbecilerin ağır hapis cezalarına çarpıtıldığını görecekti.”

E be Baransu sana ne diyelim? Biliyoruz, cemaat 12 Eylül’ü darbe, Kenan Evren’i “darbeci” saymıyor. Yoksa Fethullah Gülen, darbenin sıcak günlerinde o “Son Karakol” yazısını yazar mıydı? Yakın zamanda Evren’e “cennetlik” der miydi?

Ama bizce 12 Eylül tam anlamıyla bir darbedir. Kenan Evren de darbeci. Peki Evren hakkında açılan soruşturma senin pek sevdiğin savcılar tarafından hapishanede mi sürdürülüyor? Sizin gazete bu çifte standardı niye hiç haber yapmıyor?

SES KAYITLARI

Baransu yazısında çırpınmaya şöyle devam etti: “Çetin Doğan komutasında, 2003 yılında sadece toplantı yapılıp, listeler hazırlanmadı. Birinci Ordu Komutanlığı’nda seminer adı altında yapılan toplantıda, listelerin yanı sıra 12 Eylül Bayrak harekat planı da getirildi. Kaldı ki ses kayıtlarında tankların nereye konuşlanacağı, kimlerin gözaltına alınacağı, hangi siyasilerin hangi cezaevine gireceği, AKOM’un sıkıyönetim merkezi olacağı, belediyelere askerlerin atanacağı, alışveriş merkezlerine el konulacağı, gibi fiili olarak hayata geçirilmiş binlerce konu var.”

Darbeyi bilgisayar oyunu sanan Baransu’nun dijital verilerden ibaret bir davayı “hayata geçirilmiş” diye tanımlamasını geçelim. Gelelim ses kayıtlarına. 5-7 Mart 2003 tarihinde gerçekleşen seminerde yapılan konuşmalar bizzat Çetin Doğan’ın emriyle kaydedildi. Ses kayıtlarında Balyoz Planı’na dair hiçbir şey yok. Ancak belli ki ellerinde ses kaydı bulunan Baransu’nun ağabeyleri Balyoz Planı’nı yaratırken bu ses kayıtlarını model almışlar.

Buna ilginç bir örnek verelim.

Malum, 5-7 Mart 2003’teki 1. Ordu Semineri esas olarak bir dış tehdit ile birlikte geri bölge emniyetini tartışıyor. Bu sırada bir ayaklanma olması durumunda ordunun neler yapabileceği ele alınıyor. 4 nolu kasetin B yüzündeki kaydın 28. Dakikasından itibaren Baransu’nun yazısında adı geçen AKOM meselesi konuşuluyor. Kurmay Albay Suat Aytın’ın önerisi AKOM’un sıkıyönetim koşullarında “basın ve halkla ilişkiler” faaliyeti için kullanılması.

Aytın, AKOM’da aynı anda kamu ve özel temsicilerin, hatta belediye temsilcilerinin de olacağını ifade ediyor. Ancak bu ifadelere dayanarak Balyoz Planı üretenler AKOM’u planda “Balyoz Sıkıyönetim Komutanlığı” olarak tanımlıyor. Bu uydurma Baransu’nun yazısına da konu ediliyor.

Tekrar söyleyelim. 5-7 Mart 2003’te 1. Ordu’da bir plan semineri yapıldı. Ancak sanıkların tamamı bu seminerde Balyoz Planı diye bir planın görüşülmediğini, plan seminerine “üretilmiş” bu planın eklemlenerek seminerin darbe toplantısı olarak lanse edildiğini söylüyor. Belli ki bunda ses kayıtları kullanıldı.

Devam edelim…

İddia olunan Balyoz Planı’nı savcılığa götüren Baransu’nun valizinden çıkanlar 2229 sayfa doküman, 10 adet teyp kaseti, 19 adet CD’den ibaret. Savcılık 2229 sayfa dokümanın konuyla ilgisinin olmadığını tespit etmiş. Nitekim söz konusu Bayrak Harekat Planı, seminerden değil ama Baransu’nun valizinden çıkmış. Baransu buna dayanarak Bayrak Planı’nın seminer için 1. Ordu’ya getirildiğini söylüyor. Ortada başka bir delil yok.

Baransu’nun getirdiği CD’lerde suçlamaya konu olan unsurlar yalnızca 11, 16 ve 17 nolu 3 CD’de yer alıyor. Baransu’nun söz ettiği tutuklama ve el koyma listeleri 11 nolu CD’de yer alıyor. Bu CD’deki kısımlar ise ses kayıtlarında yok. Bu durum da CD’nin sonradan üretildiğini ortaya koyuyor.

BİLİRKİŞİ RAPORLARI

Baransı diyor ki “ses kayıtlarının bir darbe planı olduğu, seminer olmadığı yönünde mahkeme dosyasında askeri bilirkişi raporları var.” Anlaşılan bilirkişi raporlarını kimsenin okumuyor olmasına güvenerek atışlarına devam ediyor.

Şimdi o rapora bakalım…

24 Şubat 2010 tarihli askeri bilirkişi raporunu Binbaşı Ahmet Erdoğan kaleme alırken, CD’ler üzerine teknik raporu Bilişim Uzmanı Yüzbaşı Hakan Erdoğan hazırladı. Ahmet Erdoğan raporunda Balyoz Planı gerçek ise darbe planı olduğunu söylüyor. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak asıl önemli kısım olan bilişim uzmanının hazırladığı ek. Bu kısım savcı tarafından daha dosyasına konmamış. Ancak bu kısım açıkça söz konusu CD’lerin 1. Ordu bilgisayarlarında hazırlanmadığını, ayrıca 2003 sonrasında hazırlandığını ortaya koyuyor.

2. askeri Bilirkişi raporu yargılamaya konu olan 11, 16, 17 nolu CD’lerin sahte olabileceğini söylüyor.

3. askeri Bilirkişi raporu 28 Haziran 2010 tarihli. Tümgeneral Mehmet Daysal başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve ayrıntılı çalışmanın yapıldığı 3 bin sayfalık rapor çok açıkça Balyoz Planı’nın sahte olduğunu ortaya koyuyor. Bu bin sayfalık raporun son paragrafını verelim: “Yapılan incelemeler sonucunda, DVD ve CD’ler içerisinde yer alan resmi askeri belgelerin art niyetli kişiler tarafından ele geçirilmesini müteakip, EYLEM PLANI ve Ek’leri olarak adlandırılan dokümanların resmi askeri belgelere uyum arz edecek şekilde sahte üretilmiş olabilecekleri yönünde kuvvetli bulguların mevcut olduğu kanaatine ulaşılmıştır.”

Gözlemci raporlarının da böyle bir plan tespit etmediğini söyleyelim.

Yani Baransu, okuyucularını bu konuda açıkça kandırıyor. Tabii inanan okuyucusu kaldıysa…

DARBE NEDEN OLMADI

Mehmet Baransu hiçbir dayanağı olmayan yazısına söyle devam ediyor: “Akçay belki konudan tam olarak haberdar değil ama Çetin Doğan ve ekibi, darbeden kendi istekleriyle vazgeçmediler. Bazı subayların çabası ve dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün, Çetin Doğan komutasındaki birlikleri başka birliklere kaydırmasıyla darbe önlendi. Yani Doğan, altı boş bir orduya komuta etmek zorunda kalınca, darbe yapamadı.

Herhalde Baransu bu satırları katıldığı spor programlarının reklam arasında kaleme aldı. Zira yorumlarının içeriği o minvalde.

Önce bizzat savcıların iddianamenin 384. Sayfasında darbenin gerçekleşmemesini Hilmi Özkök’e değil, Aytaç Yalman’a bağladıklarını hatırlatalım. Daha sonra ise şu önemli ayrıntıdan bahsedelim. Plan semineri 5- 7 Mart 2003 tarihinde gerçekleşti. Çetin Doğan ise Ağustos 2003’te emekli oldu. Yani Doğan 1. Ordu’da 5 ay süreyle kaldı. Hilmi Özkök, eğer bir yeni düzenlemeye gittiyse (ki öyle bir şey olmadı) bu da yine Ağustos 2003 şurasıyla oldu.

Yani altı boş olduğu için darbe yapmadı savı komik.

Ancak şunu da ekleyelim. Deniz Kuvvetleri Komutanları Özden Örnek, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına bugün balyoz sanığı. Daha sonraki yıllarda 1. Ordu Komutanlığı yapan Hurşit Tolon Ergenekon sanığı, Engin Saygun Balyoz sanığı. Liste uzayıp gidiyor. Anlaşılan Hilmi Özkök herkesin altını boşaltmış. Hatta emekli olduktan sonra da boşaltıma devam etmiş.

O OLMADI ÖBÜRÜ

Bir insan aynı yazı içinde bu kadar uçabilir mi? Baransu’ya yetmiyor. Baransu diyor ki “Sayın Akçay, anlayacağınız 2003’te darbe toplantısına katılan isimler, 2007 sonrası da boş durmadılar. Yani ortada ihtilal iradesinden vazgeçilen bir durum yok. Kaldı ki Türkiye’de bu irade, her 10 yılda bir kendini hatırlatıyor.”

Bu sözler esasında “ne gerek var askeri yargılamaya, yakalım gitsin”in başka dilde söyleyişi. Zira Akçay, bir hukuk adamı olarak Balyoz Planı var mı, yok mu dediler inandırıcı mı soruları ile ilgileniyor. Barasu ise “Boş ver hukuku zaten bunlar hep böyle değil mi” diyor. Hatta yazısında Balyoz Davası ile hukuksal hiçbir bağı olmayan İnternet Andıcı, Islak İmzalı Belge’yi örnek veriyor. Yani Şeref Akçay’a teknik olarak hukuk adamlığından vazgeçmeyi öneriyor.

BELGELER GÜNCELLENDİ

Bilindiği gibi suç unsuru taşıyan CD’lerin oluşturulma tarihi 5 Mart 2003. Yani seminerin başladığı gün. Bu nedenle CD seminerle ilişkilendiriliyor. Sanıklar davada CD içerisindeki onlarca olayın 2003 sonrasında gerçekleştiğini kanıtladı. Bunlar da Odatv’de haber oldu. Bu sayede davanın delilleri çöktü.

Mehmet Baransu bu sefer başka bir ithamda bulundu. Engin Saygun’un CD’leri güncellediğini, 2009 yılında ise laptop’unu yakarak imha ettiğini, ancak CD’leri imha edemeden Baransu’nun eline geçtiğini söyledi.

Baransu’nun bu ifadeleri kendisinin davaya çağırılmasına neden olabilir. Çünkü dava bugüne kadar güncelleme olmadığı varsayımı ile ilerledi. Bakın iddianamenin 81. Sayfasında ne yazıyor: “daha sonradan CD’ye veri ya da dosya eklenmesi halinde ikinci bir oturum oluşacağı için 11 Nolu CD’nin tek oturumda oluşturulmuş olduğundan dolayı CD’ye daha sonradan veri eklenmediği…”

Üstelik savcının kaynağı dava dosyasındaki TÜBİTAK raporları.

Yani…

Yanisi şu, savcı diyor ki CD, 5 Mart 2003’te tek seferde oluşturuldu. Veri ekleme yok. Ama Baransu, güncelleme var diyerek savcıyı çürütüyor. Hatta savcının elindeki CD’lerin sonraki yıllarda yaratılmasına rağmen oluşturma tarihinin 5 Mart 2003 olmasından hareketle bir komplo yapıldığı, bizzat Baransu’nun yazısıyla ortaysa çıkıyor.

Basitçe özetleyelim…

Balyoz Planı’nı savcıya götüren Baransu 5 Mart 2003’te CD’nin yaratıldığını söyledi.

Savcı TÜBİTAK raporlarıyla bunu doğruladı ve o tarihli seminere katılanları tutukladı. CD’nin tek seferde 5 Mart 2003’te oluşturulduğu varsayımıyla iddianame yazdı.

Sanıklar CD’lerde 2003 sonrası gerekleşmiş olayları gösterdiler. Baransu’nun çıkış yolu kalmayınca CD’lerin 2009 yılında oluşturulduğunu kabul etti. Eğer TÜBİTAK’ın ve savcının dediği gibi CD’ler tek oturumda oluşturuldu ise, Baransu 2009’da bu CD’leri oluşturulduğunu kabul ediyorsa tek bir sonuç var.

CD’leri Saygun’un dediği gibi komplocular son olarak kaydetti ise 2003’te değil 2009 yılında tek seferde bunu yaptılar. Sanık Engin Saygun’un kendi kendine komplo yapması mümkün olmadığına göre CD’yi Baransu’ya komplocular hazırlayıp verdi.

Kısacası Baransu’nun iddiaları 5-7 Mart 2003 seminerine katıldığı ya da görev aldığı için bugün tutuklu bulunan sanıkların yargılandığı davayı bitirir. Sanıklar beraat eder. Sonra 2009 yılında söz konusu CD’yi kimler yarattı ise darbecilikten yargılanır.

Baransu’nun gazeteciliği de orada biter.

Odatv.com

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: