Bir Kürecik hikâyesi

Bugün Kürecik’te çok geniş bir cephe Füze Kalkanı’na karşı yürüyor. Bu cephe, Türkiye’nin bağımsızlık ve bütünlüğü, özgürlük ve kardeşlik için de kurulabilse, çok önemli bir gelişme olur. Umarız bu adımlar, oraya varır.

M. Ali Özdoğan’ın kerpiç damındaki söyleşi
Kürecik deyince tam 40 yıl önceki o karlı geceyi hatırladım.
1971 yılının Ocak veya Şubat ayı olacak. Ali Mercan arkadaşımla Malatya’daydık. Kürecikli köylü önderi M. Ali Özdoğan arkadaşımız, “Bugün bizde misafir olun” dedi. Galiba Askar Yılmaz da vardı.
Gece yataklar henüz serilmişti, uzanmak üzereydik. Mehmet Ali Özdoğan ve oğlu Hacı Özdoğan kardeşim, içerden iki misafir daha getirdiler. O sırada çevrede olan THKO’lu gruptan arkadaşlarmış. M. Ali’nin devrimci gönlü gibi, evi de herkesi kucaklıyordu.

Sinan Cemgil’in koltuğunun altındaki kitaplar
Sinan Cemgil’in dağlarda Mao’nun Dört Cilt Seçme Yazıları ve Askeri Yazıları’nın İngilizce baskılarıyla gezdiğini söylediler. Koyu bir söyleşi başladı.
Ali Mercan ile onlara, Mao’nun o Askeri Yazılar’ı yazdığı zaman, Çin’de yüzbinlerce köylünün isyan halinde olduğunu anlattık. Mao, kendiliğinden silahlı isyana kalkan bir köylü hareketinin başına geçmişti.

Hacı Özdoğan’ın unutamadığım sözleri
M. Ali’nin oğlu Hacı, o zaman 17-18 yaşlarında çok zeki ve cesur bir gençti, söze atıldı. THKO’lu gençlere “Arkadaşlar sizin yaptığınız yanlış, ekmeğinizi bile ben taşıyorum. Köylülerle bir ilişkiniz yok. Ayağa kalkan bir köylü kitlesi de yok.” dedi. Hacı, bizim Partimizin üyesiydi ve THKO’lulara ekmek taşıyordu. Kültür buydu.
Sabahlara kadar konuştuk. Sabah birbirimize sarılarak vedalaştık.
Çeşmenin oluğunda su donmuştu. Ali Mercan ve Askar Yılmaz ile birlikte belimize kadar karların içinde anayola yürüdük.
Deniz Gezmiş, Kürecik’teki arkadaşlarına ulaşmak için yola çıkmış ve Gemerek’te yakalanmıştı.
Sinan Cemgil ve Alparslan Gündoğan Nurhaklarda vuruldular. Sinan, o kuşağın en nitelikli devrimci gençlerindendi. Alparslan da çok değerli bir arkadaştı.

Türkiye’yi savunurken, Türkiye’yi bağrına basıyor
Kürecik, çok tecrübeler yaşadı. Ve şimdi Füze Kalkanı’na karşı mücadelede Türkiye’nin ön cephesi oldu. Kürecik, Türkiye’yi savunurken, Türkiye’yi bağrına basıyor.
Küreciklilerin “Biz yalnız Kürecik’e değil Türkiye’nin herhangi bir yerine Füze Kalkanı konmasına karşıyız” demeleri, bir tecrübe birikiminden geliyor.
“Buraya kurmayın, gidin başka yere kurun” demiyorlar. Bu bilincin ve sorumluluk duygusunun arkasında yarım yüzyıllık tecrübeler var.
ABD, Füze Kalkanı kuracağı yeri yanlış seçmiş. Başlarına belâ olacak.

Haluk Dural’ın nitelikli çalışması
Füze Kalkanı konusunda bugün elime çok nitelikli bir çalışma geldi. İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu Üyesi ve Ulusal Strateji Merkezi İstanbul Başkanı Haluk Dural’ın “ABD – NATO Füze Kalkanı Radarı – Yalanlar ve Gerçekler” başlıklı yazısından çok bilgilendim, aydınlandım. Sanırım, Teori’de yayınlanır ve okunur.
Doğu Perinçek/Aydınlık

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: