HAMA’DAKİ İSYANCILAR LONDRA’DA YAĞMACI OLDU

Usta gazeteci Ignecio Ramonet, Medyanın Zorbalığı kitabında Batı basınının nasıl politik bir enstrümana dönüştüğünü çok ilginç örneklerle anlatır. Özellikle Doğu Avrupa’da sosyalist düzenlerin çözülüşünde merkez medyanın adeta bir savaş aygıtı gibi kullanılmasını eleştirir. Mesela, Romanya’daki Çavuşesku rejiminin ülkede katliam yaptığı algısının, Batı basını tarafından nasıl yaratıldığını açığa çıkarır. Çavuşesku’nin katliamının delili olarak gösterilen toplu mezarlığın peşine düşünce; görüntülerin, Romanya’dan bile olmadığı gerçeği ile karşılaşır ya da olaylarda ölen 2.000 kişiden 1.200’ünün Çavuşesku taraftarı olduğuyla. Ramonet’in eleştirdiği Batılı iktidarların aracı olan o medya, meşruiyetini gerçeklerden almıyordu. Kendisi bambaşka bir meşruiyet üretiyordu. Oradaysa eski rejime yer yoktu.

“İSYANCI” VE “YAĞMACI”

Dünya bugünlerde biri Batıda diğeri Doğuda iki isyanla çalkalanıyor. Suriye’de “cici”, İngiltere’de ise “kaka” bir isyan var. Elbette Ramonet’in de köpürdüğü o medyaya göre…
Suriye’de silahlı ayaklanma gerçekleştirenlere “isyancı” diyorlar. İngiltere’de sokağa çıkanlara ise “yağmacı”.
Suriye’de Esad ile savaşanlar “özgürlük ve demokrasi” istiyor. İngiltere’de sokak sokak polisle çatışanlar ise “plazma televizyon”.
Suriye Devlet Başkanı Esad, “silahlı isyanı bastıracağız” diyen bir diktatör. “Cezalarını çekacekler” diyen David Cameron ise halkının güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Otoriter Suriye’de durumu sokakta yürüyen tank görüntüleri anlatırken, özgür İngiltere’den sızanlar ise yağmalanan elektronik dükkanlarından ibaret.
Suriye’de Esad’a hapishaneleri boşalt çağrısı yapıyoruz. Ancak İngiltere’de tutuklananların sayısı bine yaklaştı.
Suriyede “özgürlük” için sokağa çıkan Araplar, Afrikalı komşularıyla beraber İngiltere’nin kötü çocukları. İyiler ise pek değişmiyor: “elinde beyzbol sopasıyla isyancı kovalayan Türk ve Kürt göçmenler”. Deve üzerinde kılıcı ile Tahrir’e dalan rejim muhafızlarını pek sevmesek de onları seviyoruz.

LONDRA’DA İSYAN YOK MU

Sonuçta, gazetelerin iki sayfasını yanyana tutunca fotoğraf böyle görünüyor. İngiltere’deki isyanın dünya krizi ile hiçbir ilgisi yok. Londra’da Tottenham’dan başlayıp bütün şehre yayılan, Liverpool’dan Manchester’a, Birmingham’dan Bristol’a bütün İngiltere’yi saran isyan dalgası, ekmeği küçülen baldırı çıplakların öfkesinin dışa vurumu değil. Günlerdir polise meydan okuyan, “İngiliz ordusu yıllar sonra sokaklara inmeli mi” tartışmasını başlatan, barikat kuran, yangın çıkaran bu kalabalık sadece satın alamadığı malları vitrinlerden çalmak için sokakta. Yağmacılık az ya da çok tüm sosyal patlamaların kaderi, isyanın niteliğinin göstergesi değil.

Kısacası taş yerinde ağırdır “yağmacı” kardeşim. İsyan edeceksen Hama’da, Bingazi’de, Tahrir’de et. Al “bahar”ını git buradan. Bir beyzbolcunun şu sözünü unutma: “İstikrar sürsün Britanya büyüsün.”

Not: Bu yazının ardından Beşar Esad’ın, “isyancı” olduğu söylenen kişilerin işe yağmayla başladığına dair açıklaması geldi.

Barış Terkoğlu
Odatv.com

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: