Asıl kara propagandayı siz yaptınız!

Genelkurmay sitelerinden AKP iktidarına karşı “kara propaganda” yapılmış. “İnternet Andıcı” denilen iddianamenin açıklanmasından sonra F tipi medya günlerdir böyle çığlık atıyor. Haklarında yakalama emri çıkarılan askerler birer birer tutuklanıyor, yetmiyor. Şimdi İlker Başbuğ hedefe konuluyor.
Genelkurmay, internet sitelerinin varlığını iki yıl önce kabul etmiş, Başbakanlığın oluruyla, hangi amaçla kurulduklarını açıklamış. Sözde Ermeni soykırımı, Ege sorunu, Kıbrıs, Pontus meselesi, Heybeliada Rum Okulu, irtica vb. gibi konularda yürütülen kara propagandaya karşı devletin resmi görüşlerini açıklamak için kurulduklarını ifade etmiş ama ne gam. Bu sitelerde AKP’yi eleştiren bazı köşe yazılarını da yer verildiğini gören savcılar yazmışlar iddianameyi. Andıcın altında imzası, parafı olan subaylar hakkında istenen ceza müebbet!
Şimdi, “yaptılarsa cezalarını görsünler” diyen bazı liberal yavşakların, on yıl önce, “seçimle iktidara gelmiş bir hükümete” ve KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’a karşı kendilerine verilen talimat –ve para- üzerine nasıl kara propaganda yaptıklarını hatırlayalım.

Karen Fogg’un e-postaları
Yaklaşık on yıl önce genç ve amatör bir bilgisayar kullanıcısı, AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’un e-posta şifresini kırdı. Fogg’un ve ona cevaben gelen iletileri okuyunca dehşete düştü. İnanılmaz bir gerçekle karşılaştı. AB’nin Türkiye Temsilcisi gençlik teşkilatlarından sivil toplum örgütlerine, diplomatlardan emekli askerlere, siyasetçilerden gazetecilere kadar çok sayıda kişiyi kendi hükümetlerine karşı kara propaganda yapmaları için yönlendiriyordu. İletilerde kimine gülücükler dağıtıyor, kimine yazıları karşılığı para vaat ediyordu. İsteyene Kumkapı’da Kör Agop’un meyhanesinde beleş yemek bile vardı!
Fogg, Ecevit’in başkanlığındaki koalisyon hükümetinin düşürülmesi, Kıbrıs’ta Denktaş’ın yenilgiye uğratılması, Türkiye’de AB’ciliğin egemen olması için direktifler yağdırıyordu. AB, Fogg eliyle Türkiye’de darbe yapıyordu. İşte o “Fogg çocuklarının” yazdıkları kara propagandanın daniskasıydı.

“Cesur mesajlar”
2 Temmuz 2001 günü NTV’de “Ne Yapmalı” programına katılan Emekli Koramiral Atilla Kıyat, TESEV Başkanı Can Paker ve Alarko’nun patronu İshak Alaton’un söylediklerini Fogg amirlerine şöyle iletiyordu:
“Emekli Amiral Kıyat, TESEV Başkanı Can Paker ile birlikte… Kıbrıs konulu 80 dakikalık bir programa çıktı. Etkisi harika oldu. Mesaj çok cesurcaydı: Bu sorundan bıktık artık.”
10 yıl önce Kıbrıs’tan “bıkan” Kıyat’ın daha birkaç ay önce “Güneydoğu’da faili meçhuller bir devlet politikasıydı” diyen bir başka “cesur” açıklamasını da hatırlatalım.

Talimatlı gazeteciler

Fogg, şimdi Zaman yazarı olan Şahin Alpay’a, 26 Şubat 2001’de şu talimatı veriyor:
“Bana göre bundan sonra izlenecek yol, Kuzey Kıbrıs’ta Türklerin sesi olan Denktaş’ın itibarını azaltmak ve onun Ankara’daki hiyerarşi ile askeri temsil ettiğini AB’ye göstermektir” (Bu mesajdan sonra Alpay’ın Kıbrıs ve Denktaş konusunda neler yazdığını merak edenler lütfen gazete arşivlerine bakıversinler).
Karen Fogg, “Sweetheart” yani “şekerim” diye hitap ettiği Mehmet Ali Birand’a şunları yazıyor:
“Planladığı gibi medyadaki ağır toplarla Kıbrıs konusunda sizinle kalmasını isterim”
Mesajın devamında Fogg, Birand ile CNN Türk’te yapacağı programa hazırlık için neler yapacağını şöyle ifade ediyor:
“Medya için ön safta olumlu bir paketleme için Vural (Volkan Vural) ile işbirliği yapmaya çalışacağım.”
Karen Fogg, CNN Türk’ün Genel Yayın Yönetmeni gibi! Mesajlardan Birand’ın Fogg’un isteği doğrultusunda program “ayarladığı” anlaşılıyor. Bu işlere Volkan Vural gibi bir büyükelçi de yardımcı oluyor.
AB Temsilcisi, 1 Nisan 2001’de Cengiz Çandar’dan AB’nin çıkardığı dergi için yazı istiyor. Fogg, Çandar’a yapacağı işin önemini anlatırken, Birand’dan Sami Kohen’e Lale Sarıibrahimoğlu’ndan  (Taraf yazarı Lale Kemal) Semih İdiz’e kadar birçok gazeteci için “bu yoldan geçtiler” ifadesini kullanıyor.  Çandar’a “şimdi sıra sende” diyor. Elbette gereken ödemenin yapılacağını hatırlatıyor.

E-postaları açıklayana ne oldu?
Karen Fogg’un e-postalarını 7 Şubat 2002 günü kamuoyuna İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek açıkladı. Fogg’un yayın yasağı talebine rağmen bu iletiler Aydınlık’ta yayımlandı. Fogg’un “Uyuyan köpekler” diye adlandırdığı milli kuvvetlere karşı, “Uyuyan güzeller” dediği yandaşlarını kullanarak planladığı darbe ortaya çıkarıldı.

Peki ne oldu?
İşçi Partisi Genel Başkanı Perinçek, 4 yıla yaklaşan bir süredir hapiste!
Batı’nın Türkiye’ye yönelik psikolojik savaşını deşifre eden Aydınlık’ın Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım da hapiste! Üstelik “kara propaganda” ile suçlanan “İnternet Andıcı” davası da Yıldırım’ın davasıyla birleştirildi!
İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Yalçın, AB’nin Ankara’daki temsilcilik binası önünde yaptığı o unutulmaz basın açıklamasında “Karen Fogg çık pencereye!” diye bağırıyordu.
Karen Fogg internet siteleri falan kurmadı. İhtiyacı yoktu. Gazeteleri, Tv kanallarını “uyuyan güzelleri” ile doğrudan yönetiyor, Türkiye’ye karşı istediği kara propagandayı yapıyordu.
Fogg’un postallarını yalayan gazetecilerin şimdi “Andıç” diye, “kara propaganda” diye tepinmelerine bakmayın. Onlar için psikolojik harbin kime karşı ve kimden yana olacağı önemlidir!

Bakın kara propaganda neymiş!
YAŞ kararlarına cevap gibi 14 tutuklama kararı verilen “Andıç” iddianamesinde “kara propaganda” şöyle tanımlanıyor; “Psikolojik harekâtın en önemli yöntemlerinde kara propagandanın yalan, iftira ve sahta delilleri kullanarak en acımasız yöntem olduğu anlaşılmaktadır.”
Bu tanım Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi tarafından kurulan sitelerin amacını tarif etmek için yazılmış. Peki bu sitelerin içeriğinde neler var?

Genelkurmay’ın andıç cevabı
Ergenekon savcıları, 4 Ekim 2010 tarihli yazısıyla, söz konusu sitelerin “içerik ve amaçları” ile ilgili Genelkurmay’dan bilgi istiyor. Cevap, 26 Ekim 2010’da veriliyor. Yazıda Genelkurmay, sitelerin “ülke menfaatleriyle ve TSK’nin görev ve sorumluluk alanlarını yakından ilgilendiren konularla ilgili olduğunu” söylüyor. Devamında “milli menfaatler ile milli hedefler doğrultusunda fikir ortamını ve milli bilincin oluşmasını sağlamak TSK’ni içten ve dıştan gelecek yıkıcı propagandalara karşın korumak, devlet seviyesinde sürdürülen faaliyetlere gerekli bilgi ve desteği sağlamak” sitelerin amacı olarak belirtiliyor.

Ermeni soykırımı yalanına karşı
Genelkurmay’ın 19 Ağustos 2004 tarihli Devir Teslim muhtırasında “Türkiye’nin tezlerini destekleyici veriler sağlamak ve kamuoyu oluşturmak maksadıyla http://www.turkatak.gen.tr , http://www.pkkgercegi.net , http://www.ermenianreality.com  ve fethullahgercegi isimli sitelerin hazırlandığı” yazıyor. Aynı şekilde “… Kıbrıs ve Ermeni iddiaları gibi konularda milli birlik ve dayanışmayı destekleyen temaların işlendiği 10 ayrı internet sitesi ve bunlara bağlı 31 ilave sitenin olduğu” belirtiliyor.
Cevap yazısının sonuç cümlesi şöyle: “Milli birlik ve beraberliğe yönelik tehdit algılamaları, resmi devlet politikalarıyla birlikte dikkate alındığında, sitelerin kuruluş amaçları ile hedeflerinin düzenlemelere uygun olduğu, hukuki temellerinin yasal düzlemlere paralel olarak sürdürüldüğü, değerlendirilmiştir.”

“Yabancılara yaranmak için beni asıyorlar”
Tüm bu açıklama ve yazılar biliniyorken, “Dursun Çiçek Andıç’ı itiraf etti” haberleri günlerdir sürdürülüyor. Çiçek, tam bir yıl önce 2 Temmuz 2010 tarihinde Islak İmza davsının 4. duruşmasında şunları söylüyor: “Türkiye’nin çıkarlarını koruyan, esas benim şube müdürü olduğum birimin siteleri… İftiralar yüzünden çalışamaz hale getirilmiş. Dış sorunların anlatılması kimin lehine? Yani bu işi stop ettirirsen, bu işi darbelersen kim zarar görür? Millet ve devlet, …
Ermeni iddiaları haklılık kazanır. Pontus çalışmaları, Yunan geliyor 98 kere horon tepip mesaj veriyor, geri gidiyor. Bunu kimse takip etmezse ne olacak?..
Bakın Boğazlayan Kaymakamı Ermeni iddiaları nedeniyle idam edildi. ‘Ben bir Türk memuruyum. Yabancı kuvvetlere yaranmak için beni asıyorlar.’ diyordu. O zaman idam vardı, şimdi yok. İdam gibi müebbet hapisle yargılanıyoruz.”

4 site hiç yayına girmedi
Kara propaganda yapıldığı iddia edilen sitelerin hiç yayına girmediği, yine Genelkurmay’ın 26 Ekim 2010 tarihli yazısında çıkıyor. İnternet sitelerinin komutanlık kararıyla Şubat 2009 yılında kapatılmasında sonra iddia edilen 4 yeni sitenin hiçbir zaman faaliyete geçmediği ifade ediliyor.

Taraf’ın iddianamesi
Andıç iddianamesi Taraf’la başlayıp, Taraf’la bitiyor. Savcıların daha önce çıkan haberlere, yazışmalardan başka hiçbir şey eklemediği görülüyor. Hâl böyleyken tutuklanan komutanların avukatları, “yeni delil yok, neden tutuklama isteniyor” diye soruyor.

Savcının hedefinde Aydınlık da var!
Bir iddianamedeki yalan, diğer bir iddianameye delil olarak yazılırsa işte bunun adı psikolojik harbin en koyusu olan kara propagandadır. Ergenekon Savcısı Cihan Kansız, Andıç iddianamesinde şöyle diyor:
“… Yine iddianamede (Ergenekon ana davası) İşçi Partisi bünyesinde bulunan Aydınlık Dergisi ve bunlara bağlı yayın kuruluşlarında, yapılan yayınlarda aynı başlıklarla dezenformasyon amaçlı yayınlar yaptıklarının tespit edildiği belirtilmiştir.” (sayfa 7)

Aydınlık avukatları göreve
Bu temelsiz ve mesnetsiz ifadeler hiçbir yargı kararı olmaksızın Andıç iddianamesine konuyor. Ve bu şekilde bir medya kuruluşu hedef alınıyor. Herhalde Aydınlık avukatları “hukuk” kullanılarak yapılan bu saldırılara karşı yasal girişimde bulunacaktır.

Hikmet Çiçek/Aydınlık

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: