Türk askeri üzerindeki global hesaplar

Bir devletin olmazsa olmaz kurumlarından birisi ordusudur.
Özellikle de ülkeniz dünyanın en stratejik coğrafyasında yer alıyorsa bu daha da önem arz etmektedir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu gerçeği bildiği için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ayrıca önem vermiş ve birbirinden bağımsız çalışması gereken yasama, yürütme ve yargının yanında Türkiye’nin istiklal ve istikbali için orduya ayrıca vazife vermiştir.
Şu bir gerçektir ki, Türkiye kurulduğundan bu yana Cumhuriyet öncesi bir fiili işgale maruz kalmadıysa bunun en önemli sebeplerinden birisi Türk ordusunun caydırıcı bir unsur olarak bulunmasıdır.
Türk askerinin savaşma kabiliyetini Çanakkale’den, Dumlupınar’dan, Sakarya’dan bilen Batı bu gerçeği hiçbir zaman göz ardı etmemiş ve Cumhuriyetten sonraki dönemde sürekli bu noktaya odaklanmıştır.
Bundan birkaç yıl önceki AB ilerleme raporlarına baktığımızda Batılıların, komutanların iç ve dış politikada siyasilerin yaptıkları hatalarla ilgili yaptıkları açıklamalardan rahatsızlık duydukları ve susturulmaları konusunda siyasilere baskı uyguladıklarını görmekteyiz.
Türkiye üzerinde Sevr projeleri olan batılıların söylem boyutunda dahi olsa en ufak bir muhalefete tahammülleri yoktur.
Bu noktada bir AB süreci olarak Türk askerinin sürekli yıpratıldığını görmekteyiz.
Hedef hem askeri yıpratmak hem de Türk milleti nezdindeki var olan güvenini ortadan kaldırmak…
İstifa eden Orgeneral Işık Koşaner’in şu açıklamaları önemlidir:
“Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK‘nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır”
AB’nin bundan sonraki talepleri yenir yutulur cinsten olmayacaktır. Yeni Anayasa, başkanlık sistemi, özerklik, federasyon, yeni azınlıklar ve daha nice bölücü talepler…
Bu tür adımların atılabilmesi bütün engellerin kalkmasıyla doğru orantılı…
Tabii bu tavizlerin yerine getirilmesi, Türkiye’nin fiili olarak bölünmesini ve ardından da bölünen parçaların birbiriyle çatışmasını gündeme getirecek.
İşte Türk askerinin de bu sürece hazırlanması ve bu süreci hazmedecek, müdahale etmeyecek bir yapıya kavuşması talep ediliyor.
Esasen Türkiye’de yaşanan süreci Mısır, Tunus, Libya ve Suriye’dekinden farklı görmemeliyiz. Mısır ve Tunus bölünme sürecine boyun büktü, Kaddafi ve Esad ise direniyor. Türkiye’de ise kendi elimizle bölünme sürecine çanak tutuyoruz.
Asker üzerinde farklı bir hesap daha var. ABD Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Türk askerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyor.
Ünlü spekülatör ve ABD tetikçisi George Soros’un şu açıklamalarını bu noktada asla unutmayalım: “Türkiye’nin en önemli ihraç unsuru askeridir”
Türk askeri bir taraftan Atatürk’ün çizdiği ulusal duruştan uzaklaştırılırken, diğer taraftan da Batının Ortadoğu tetikçiliğini yapacak “profesyonel” bir yapıya doğru hazırlanıyor.
Türk askeri için hedeflenen en önemli proje ise İran savaşı…
ABD’nin ve bölge üzerinde hesapları olan İsrail’in en büyük hedefi Türkiye ile İran’ın çatıştırılmasıdır. Bu gerçeği asla unutmayalım.
İşte bu global hesapları bilerek bugün yaşananları analiz etmeye çalışalı

Murat Çabas/Yeni Mesaj

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: