AÇ GİTTİ?

Gemiler bir rıhtıma kıçtankara olurken, baştan demirleyip tornistanla sahile yanaşıp bağlarlar.

Demir, kilit tabir edilen belli uzunluktaki zincirlerlerin birleşmesi ile, zincirlikteki hırça mapaya bağlıdır.

Denize giden zincir miktarı, kilit numaraları kastedilerek “Bir gitti”, “İki gitti” şeklinde baş üstünden köprüüstüne rapor edilir.

Köprüüstü, baştan suya verilen zincir miktarını, sahile olan mesafeyi dikkate alarak ayarlar ve kıçtan kara olunur.

Denizci olmayanlara yabancı olan bu sistem ve deyimleri kısaca açıklamaya çalıştıktan sonra, İzmir’de yaşanan mizahi bir olayı aktaralım:

Geçmiş yıllarda, İzmir Limanına kıçtan kara olmak üzere gelen ve hızlı bir manevra ile demirledikten sonra süratle sahile yaklaşan gemide, başüstünden gelen “Bİr gitti”, “İki gitti” raporları giderek hızlanmış ve bir süre sonra raporlar kesilmiş.

Köprüüstü uyarmış: “Başüstü rapor! Kaç gitti?”. Başüstünden cevap gelmiş: “Demir gitti!”

Çünkü, o kadar açıktan demirlemişler ki, sahile ulaşamadan zincirler tükenmiş ve süratle hareket edildiği için de gemideki bağlantısından, yani hırça mapadan kopup gitmiş.

Hesapsız kitapsız işlerin sonu böyle oluyor demek ki!

Bu kıssadan günümüze dönük bir hisse çıkarmaya kalkarsak;

2002 Seçimlerinden sonra, aşağıdaki belli başlı makam ve kurumlar devleti ve kurucusunu dinsiz düşmanlar olarak görenlerin adım adım eline geçti;

-Cumhurbaşkanlığı

-Milli Eğitim

-Milli Savunma

-İçişleri

-Yargı

-YÖK

-ÖYSM

-KİT’ler

-YSK     v.s.

Eskiden, siyasi partiler Anayasa’nın ve yasaların dışına çıktığı zaman onları durduracak bir yargı vardı.

Demokratik sistem bakımından sağlıklı olmasa da, demokrasiyi araç olarak kullanıp milli irade yalanını keyfi ve zorba yönetimine kalkan yapmaya kalkarak, toplumu, yargıyı, basını, muhalefeti hiçe sayan ilkellerin çekindiği kurumlar vardı.

Ve son çare olarak, memnun olmadığımız yönetimlerden kurtulmak için dürüst seçim umudu vardı.

Şimdi; tarafsızlığına, adilliğine güvenebileceğimiz hiçbir kurum yok! Herşey şeklen ve usulen var.

Geminin başüstünden gelen “Bir gitti”, “İki gitti”, …”Demir gitti” raporu gibi bizler de;

“Orası da gitti”, “Şu da gitti” derken, bir baktık ki “DEVLET GİTTİ”.  Ama “MİLLET GİTMEDİ” O duruyor.

Durdukça da umutlar sürecek ve geçmişte olduğu gibi bizler bu karanlığı mutlaka aşacağız!

Bu topraklara dün gelmedik! Onun bunun arkalaması ile de buraların sahibi olmadık!

Zaman zaman geriledik, sıkıldık, üzüldük, aldatıldık ama sonunda bedeli neyse ödeyip aydınlığa kavuştuk!

Şimdi de Atatürk’ü anlamamanın, dinlememenin ve yolundan sapmanın bedelini ödüyoruz.

Kişiler, kurumlar ve partiler olarak gerekli dersi çıkarıp, yarından tezi yok çalışmaya başlarsak, toplumu anlamaya, bilgilendirmeye, aydınlatmaya çabalarsak kurtuluşun kapısını aralamış oluruz.

Birbirimize düşüp, hataları tekrarlamayı sürdürürsek, Pirus zaferinin galibiyetiyle sevinen zavallı dinciler ve bölücülerle birlikte, sömürücülere rahat lokma olmamız kaçınılmazlaşacak, “Kaç gitti?” sorusunun cevabı da çok acı olacaktır: VATAN GİTTİ!

Reşit Çağın

ulusalkanal.com.tr

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: