“YENİ” CHP’Mİ “GERÇEK” CHP Mİ?

CHP’nin % 26 oyda kalması büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Düşenin dostu olmaz; akıl veren çok olur!

Bu duruma dört yıl katlanmalı CHP’liler!

*

“CHP Baykal döneminde % 30’a zaten vurmuştu!” düşüncesi kabul edilen bir gerçekti.

CHP yeni lideriyle bir yıldır çalışıyor.

Aslında kurultaydan sonra altı ay denebilir. Ki Türkiye gibi bir ülkede başarılı olabilmek için kısa bir süre değil.

*

Partinin eskimiş, köhnemiş çalışma biçimini ve araçlarını değiştirmeleri gerekliydi ve olumluydu.

Ama Kılıçdaroğlu ve ekibi çok ileri gidip CHP’yi CHP yapan ideolojiye piranhalar gibi saldırıp yok ettiler.

*

“Yeni” CHP’nin ideolojisini bilen var mı?

Oysa her parti önce ideolojik yapısının üzerine yükselir. Çalışırken bu ideolojik mekanizmalarını kullanır. Ekonomik/demokratik vaadlerini bunun üzerine inşa eder. CHP’nin altı okundaki Türkiye gerçeğini ifade eden ilkeleri yok sayarsanız, Atatürk’ü, Kurtuluş Savaşı’nı, tam bağımsız Türkiye’yi, planlı kalkınmayı ağzınıza bile almaya korkarsanız 1.5 liralık mazot, intibak yasası, aile yardımı, fındık borsası gibi vaadler tekerleme olarak algılanır ve inandırıcı olmaz

*

Hiçbir “ulusal” söylemin olmaması çok ilginçti. Dünyada son üç yüz yıl içinde -öncesini bilmiyoruz!- eşi benzeri olmayan bir biçimde Ordusunun komutanlarının % 10’u tutuklanmış bir ülkenin anamuhalefet partisinin meydanları dar etmesi gerekmez miydi? (AKP’nin muhalefette olduğunu düşünün!)

Tam aksine “Sezgin Tanrıkulu” faktörü, “Af” söylemi -neye yaradığını anlayan varsa beri gelsin?-  ve “Apo’yla görüşülür!” söylemi ön plana çıktı.

Güneydoğu’da tek bir oy artmadı!

“Habur rezaleti”yle yerlerde sürünen AKP zeytinyağı gibi suyun üzerine çıktı.

Erdoğan birden şehit analarının sahibi oldu, CHP ise Apo’ya af çıkaracak bir parti, iyi mi!

Hokus pokus, “Habur” Kılıçdaroğlu’nun sırtında kaldı! Erdoğan “ulusalcı!” kesildi, aradan sıyrıldı!

Olan elbette CHP’nin tarihsel olarak haklı kimliğinin yaralanmasına oldu!

*

İlk bakışta olumlu gibi görülen “Laiklik” vurgusundan kaçınılması politikası önemli handikaptı.

Oysa AKP kapı gibi kendi ideolojisine sahip çıktı, şeriatçı söylemini, dini politikaya alet etmeyi kafaları gözleri yararak en ilkel biçimiyle yaptı.

Öyle ki Halkevleri’ni bile eski “Halkevi” sanıp saldırdı!

CHP ise direnecek yerde suçlu bir biçimde AKP ideolojisi ürünü “sıkmabaş” insanları üniversitelere alacağı tavizine sarıldı!

*

Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Oyunu artıran tek parti biziz!” demesi Baykal’ı anımsattı.

Benim de -af buyurun!- CHP’nin başında hiç lider olmasa, hiç miting olmasa bile zaten bu kadar puan oyu artardı demem geliyor!

*

Libya’nın işgalinde Erdoğan’ın vefasızlığı ve arkadaşı Kaddafi’yi arkadan hançerleyen politikasının televizyona tartışmaya davet etme tekerlemesi kadar bile değer taşımaması, -Deniz Kuvvetlerimizin gemi göndermesine destek verilmesi!- Erdoğan’ın Suriye’deki muhalifleri alenen kışkırtmasının üzerine gidilmemesi çok ilginçti.

Bu CHP tabanını bilinçaltından yaraladı.

Hele özelleştirmelerden hiç söz edilmemesi çok büyük eksiklikti.

Sırf TEKEL’i, TÜPRAŞ’ı, TÜRKTELEKOM’u, Yeni Rakı’yı geri alacağız diye bağırmak bile % 5 oy kazandırırdı CHP’ye!

CHP’liler, “Proje üret proje!” diye kışkırtarak –sanki kendisi bununla oy alıyormuş gibi!– dokuz yıldır yediği haltları ortaya serecek gerçek eleştirilerden ustaca sıyrılmayı düşünen AKP’nin oyununa geldiler gibi görünüyor bana.

Ama asıl, CHP’nin “Yeni!” yönetimi AB ve ABD’nin oyununa geldi, düşüncesi rahatsız ediyor!

*

Bütün bunlar ancak bir”taşıyıcılar” ordusu, yani medya ordusuyla dile getirilebilirdi.

Ama ellerindeki “Halk TV”yi bile seçtikleri kötü yöneticilerle çalışanları bir tutup maaş ödemeyerek rezil ettiler! Medya temsilcisi taşıyıcı ise Barış Yarkadaş’ın gazeteci derinliğine kaldı! (Hani Kılıçdaroğlu “yandaş” gazeteci sevmezdi!)

*

Ancak ne olursa olsun Türkiye, kendisi için hayat memat meselesi bir sürece giriyor. Tuzaklarla dolu bilinmez bir dönem ve bu süreçte, Kılıçdaroğlu’nun nedense seçim sonuçlarından sonra anımsayıp dile getirdiği “Tam bağımsız demokratik bir Türkiye!” mücadelesinde “Yeni”sini bilmem ama “Gerçek!” bir CHP’ye hepimizin gereksinimi var!

*

Ne var ki bu satırların yazarı geç kalındığını düşünüyor:

Atı alan Üsküdarı geçti! Bu seçim CHP için son şanstı. “Yeni” yönetim bir takım “proce”lerle oyalandı ve belki de ona yüksenmiş olan son misyonu, AKP iktidarına engel olamama misyonunu farkında olmasa da yerine getirdi.

*

Geride, Demirel’in ve Baykal’ın gagalayacağı, bir sonraki seçimde % 10’larda sürünecek, yönü, yöntemi karışmış bir CHP’yi görür gibi oluyorum.

Eğer 2015’te “Başka” bir Türkiye yoksa ve genel seçimler yapılırsa tabi!..

Maria Şatıroğlu

Odatv.com

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: