DİN İSTİSMARI YAPMAYAN DİNDAR: İSMET İNÖNÜ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın seçim mitinglerindeki “buram buram din istismarı” kokan konuşmaları, bana, 50 yıl kadar önce DP lideri Başbakan Adnan Menderes’in konuşmalarını anımsattı. 

Dün rahmetli Menderes’in, bugün ise -sıkça kendini Menderes’le özdeşleştiren- Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “ağır dinsel söylemleri”, yakın tarihin bir başka ismini, rahmetli İsmet İnönü’yü akla getirmektedir.

İnönü, Türk demokrasi tarihinin “dinsel söyleme başvurmayan” belki de tek politikacısı olarak, çok saygın ve özel bir yere sahiptir.

İsmet İnönü, 1960’ların sonlarında, Türk siyasetinde “dinsel söylemin” fazlaca kullanılmasının ve Nurcu hareketin desteklenmesinin, gelecekte “Türkiye’yi din savaşına sürükleyeceğini” belirtmiştir.

İnönü, 1966 yılında şöyle demiştir:

  “En önemli olan din istismarıdır. Türk’ü Türk’e, Müslüman’ı Müslüman’a düşman eden, din istismarıdır. Bugünkü iktidar din sömürmesini daha kırıcı, daha yaygın, vatanı sarsıcı bir şekilde kullanmaktadır…”

  Sonra- sanki bugünleri görür gibi- şöyle devam etmiştir:

  “Şimdi dinleyin: Bu adamlar ne yapacaklar dikkat edin. Din taraftarı ama söylemiyor. Başbakan söylemiyor… Açıkça söyleyin Said-i Nursi tarikatına sapmışlardır. Bunların adına Nurcu denir. Milletimiz din savaşına sürüklenmek isteniyor.” (1)

  Nurcuların “İnönü düşmanlığının” arkasında, İsmet İnönü’nün Said-i Nursi’yi alabildiğince eleştirmesi yatmaktadır.

İsmet İnönü’nün uzun politik hayatı boyunca “dinsel söyleme başvurmaması”, “din istismarı yapmaması”, seçim konuşmalarında “Allah, Kitap, Kuran” sözcüklerini ağzına almaması; kadim yobazlarımız tarafından İsmet İnönü’nün “din düşmanı” olduğu biçiminde yorumlanmıştır.

Ancak, dinle beslenen “kadim yobazlarımızın” bu iddialarının aksine İsmet İnönü, dini asla siyasete karıştırmamasına karşın, özel hayatında “oldukça dindar”dır.

Bazı kendini bilmezlerce “cami kapatan”, “din düşmanı” diye belletilen İsmet İnönü, mitinglerinde, “din istismarı olur” diye Allah” sözünü ağzına almayan, yatak odasındaki ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR levhasının fotoğrafının bir gazetede yayınlanmasına çok kızan, kutsal günlere özel bir önem veren, zaman zaman namaz kılan, her sabah evden çıkarken eşinin “dua etmesini” isteyen, gerçek ve samimi bir Müslüman’dır.

İnönü’nün -bugünkü bazı politikacılara örnek olması gereken- “din istismarına” karşı tavrını ve manevi dünyasının bilinmeyenlerini, İnönü’yü çok yakından tanıyanlardan dinleyelim:

Önce, İnönü’yü yakından tanıyan Ali Rıza Akbıyıkoğlu’na kulak verelim:

İsmet Paşa, 1966 yılında kısmi seçim yapılacak illeri geziyor, konuşmalar yapıyordu. Batı Anadolu’da Denizli, Uşak, Afyon ve Kütahya illerinde kısmi seçim yapılacaktı. Paşa, Denizli’de bir konuşma yaptıktan sonra Uşak’a gelmiş, büyük gösterilerle karşılanmıştır. Mevhibe Hanımefendi de bu geziye katılmıştı.

   Paşa, parti binasında bir süre dinlendikten sonra Cumhuriyet Meydanı’nda bir konuşma yapacaktı. İl parti teşkilatından bazı arkadaşlar:

  ‘Paşam, deiler. Nurculuk propagandası bizim dışımızdaki bütün partiler tarafından açıkça yapılmaktadır. Bizi CHP’lileri dinsizlikle suçlamaktadırlar. Lütfen siz de yapacağınız konuşmada Allah’tan biraz bahsediverseniz. Biz de bu dinsizlik suçlamasından kurtulmuşl oluruz.

  İsmet Paşa hiç ses çıkarmadı. Az sonra meydanda halka hitap etti. Dini siyasete alet eden partilere ve politikacılara özellikle çattı. Konuşmasını ‘Allahaısmarladık’ sözüyle tamamladı.

  Parti binasına döndüğümüz zaman, İsmet Paşa, arkadaşlara tebessümle; ‘Dediklerinizi yaptım! Beyendiniz mi?’ dedi. Arkadaşlarım birbirine baktılar. Paşa, şaşkınlık gösterenlere şöyle dedi: ‘Bana Allah’tan bahset dediniz. Ben de halka hitaben ‘Allahaısmarladık’ diye seslendim.Memnun kalmadınız mı?’

  Paşa, Uşak’tan sonra Afyon ve Kütahya illerine de gitmiş, buralarda da dini siyasete alet edenlere ve millet bütünlüğünü bölmeyi amaçlayan Atatürk düşmanı Nurculara şiddetle çatmıştır.

  İsmet Paşa’nın bu tutumuna karşılık birçok parti liderleri, Devlet ve hükümet sorumluları, zaman zaman dini sömürmekten çekinmemişlerdir. (…)

  Yıllardır yapılan din bezirganlığına karşın İsmet Paşa laik çizgiden sapmamış, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarından ödün vermemiş, fakat inancının gereklerini gizlice yerine getirmiştir…”[2]

İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan‘ın yazdığı “Mevhibe” adlı kitapta, İnönü’nün bazı notları da yayınlanmıştır. O notlar içinde İsmet İnönü’nü, zaman zaman namaz kıldığından söz etmiştir.

İşte o notlardan bazı bölümler:

“Saat altı, sabah namazı vaktinden evvel Mevhibe beni uyandırdı…Kalkıp kırmızı odaya geçtik. Sabah namazını kıldım”

Mevhibe Hanım‘ın notları da İsmet İnönü‘nün “son derece dinadar” bir insan olduğunu kanıtlamaktadır.

İşte o notlardan bir bölüm:

22 Nisan 1922’de Konya’ya giderken, saat 15:00’da Malatya’dan ahreket ettik… Hamdi Bey’in evinde misafir ettiler… Ramazanın ilk günü oruçlu olduğumuzdan fena halde acıkmıştık. Ertesi gün 12’de yola çıkıp Kangal’a vardık… oraya yerleştik. Yemekten sonra namazlarımızı kıldık”

3. Mayıs 1922’de bizi otelden aldılar. Dçrt arabayla Abdülvehap Gazi’yi ziyerete gittik. Kurban götürerek orada kestik. Etini türbedara bıraktık

İnönü’nün kızı Özden Toker de 2000 yılında Vatan gazetesine verdiği bir demeçte dedesi İnönü’nün ve İnönü aliesinin “dindarlığını” şöyle anlatmıştır:

Annem (İnönü’ün eşi) kuran okurken başını örterdi. Evimizde ramazanlarda huzur dolu bir hava yaşanırdı. Ev halkı, başta Cevriye ve Mevhibe olmak üzre İslam dinine tümden saygılı ve bağlı kişilerdi. İsmet Paşa ve Mevhibe Hanım’ın yatak odalarındaki duvarda kocaman harflerle ‘ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR’ yazılı bir levha asılıdır. Bu yazı hiçbir zaman yerinden kaldırılmamıştır. Mevhibe, resmi ve sosyal görevlerinin yanında dinin vecibelerini de mükemmel olarak yerine getirirdi. Alice sahura kalkılır, iftarlar neşe ile yapılırdı.”[3]

İsmet İnönü’yü iyi tanıyanlardan Ali Rıza Akbıyıkoğlu da anılarında İnönü’nün yatak odasındaki o “Allah’ın Dediği Olur” levhasından şöyle söz etmiştir.

Hasta olan İnönü’yü ziyareti sırasında yatak odasının duvarında asılı bulunan ‘Allah’ın Dediği Olur’ yazılı levhanın resmini çekip yayımlayan Ulus foto muhabiri Hüseyin Ezer’e kırgınlığını, kendisinden beklenmeyen bir sertlikte açıklamıştır.” [4]

Gazeteci Mete Akyol da İsmet İnönü’yle ilgili yazılarında Pembe Köşk’ten söz ederken, İnönü’nün yatak odasında başucunda asılı duran Kuran’ı Kerim’den ve eski Türkçe “Allah’ın Dediği Olur” levhasından da söz etmiştir.[5]

Ali Rıza Akbıyıkoğlu, İnönü’nün “samimi dindarlığını” şöyle gözlemlemiştir:

Milletvekilliğim sırasında Ankara’da Bahçelievler 28. sokakta otururdum. Aynı sokağın başında da aydın bir din adamı oturuyordu. Gelip geçerken selamlaşır, hal hatır sorardık. Zamanla aramızda samimi bir arkdaşlık kurulmuştu. Bir gün bana şöyle demişti:

  ‘İsmet Paşa’ya dinsiz diyorlar, deli olacağım. Ben yıllardan beri İsmet Paşa’nın evine Cuma günleri hatim inmeye giderim.’

   İsmet Paşa’nın laikliğe aykırı tutumlar karşısında –diğer politikacıların aksine- açık ve dürüst bir tavur takınması, onu gözlerimizde daha fazla büyütmüş, devleştirmiştir.”[6]

   İsmet Paşa’nın “samimi dindarlığının” bir başka tanığı da Avukat Mustafa Kaftan’dır. Son olarak Mustafa Kaftan’a kulak verelim:

“(İsmet İnönü), oruçlu günlere rastlayan toplantılarda oruçlu olanları olmayanlarla bir tutmaz, iftar ve namaz surelerinin hesabını kolayca yapardı.

   Kişsel ve çok hassas bir konu olsa da, değerlendirmesini okuyucuya bırakmak koşulu ile, hatırasına saygısızlık kabul edemeyeceğim bazı olayları anlatmayı da görev sayarım.

  Köşkten Meclis’e gidecektik.

   Paşa hazırlandı. Paltosunu giydi. Şapkasını yavaşça başına geçirdi. Pembe köşk sakindi. Ortada kimsecikler yoktu. Kapıda makam arabası, birkaç koruma memuru ve şöför…

  Küçük odadan arabaya doğru çıkmak üzereydik.

  Paşa, gür ve tok bir sesle, askerlikten kalma alışkanlığıydı belki de Paşa’nın:

  ‘Hanımefendi’ diye seslendi.

  Birkaç saniye sonra Mevhibe Hanım, yumuşak ve sakin adımlarla tahta merdivenden aşağıya doğru iniyordu.

  Ben bir ara, ‘Paşam, Hanımefendiyi emretmiştiniz, geldiler’ diyecek oldum ama nedense vazgeçtim. Paşa yürüyor…

  Döndüm, Hanımefendiye baktım yavaşça, acaba o mu bir şeyler söyleyecek diye.

  İkisi de bir şey söylemiyor, fakat Hanımefendi, hissedilir dudak hareketleriyle Paşasının arkasından ‘dua’ ediyordu.

  Neden sonra, Paşa’nın çok sevdiği ve saydığı eşini ‘Hanımefendi’ diye çağırırken, arkasından dua etmesini istediğini anlayabildim.[7]

İsmet İnönü, “bir politikacının din istismarı yapmadan da Müslüman olabileceğini gösteren” en iyi örneklerinden biridir. 

İsmet İnönü, “din düşmanı?” ve “cami düşmanı?” değil; din istismarcılarının, Allah’la aldatanların “hep kazandığı” bir ülkede, kaybetmeyi göze alarak din istismarı yapmayan, Allah’la aldatmayan, dinini, bütün samimiyetiyle kendi özel dünyasında yaşayan, gerçek bir Müslüman’dır.

İsmet İnönü de tıpkı Atatürk gibi, tıpkı Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım gibi, tıpkı Atatürk’ün can dostu Fevzi Paşa gibi, tıpkı Atatürk’ün yakın dostlarından Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi gibi ve tıpkı Atatürk’ün “özel hafızı” Hafız Yaşar Okur gibi “gerçek, samimi” ve “gösterişten uzak” bir Müslümandır.

Cumhuriyeti kuranların “sade”, “samimi” ve “gösterişten” uzak” Müslümanlıklarının yerini, 1950’lerden sonra “cıvık cıvık bir din istismarı” ve “gösteriş merakı” almıştır.

Değerli gazeteci yazar Soner Yalçın’ın dediği gibi, “Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor!” doğrusu…

( Not: İsmet İnönü’nün Atatürk sonrasındaki politikaları bu yazının konusu olmadığı için burada anlatılmamaıştır. “İsmet İnönü, Türkiye’yi ABD uydusu yaptı” vb konulara başka yazılarda değiniriz. Ayrıca, “İsmet İnönü camileri kapattı; depo, ahır, vs yaptı!” iddialarına da önümüzdeki günlerde yanıt vereceğim.)

Sinan Meydan

Odatv.com

Dipnotlar/Kaynaklar

[1] Ulus Gazetesi, 2 Haziran 1966.

(2) Ali Rıza Akbıyıkoğlu, Demokrasi ve İsmet Paşa, Ankara, 1986, s.213,214.

[3] İbrahim Ural, Bu da Bilmediklerimiz, İstanbul, 2009, s.24, 25

[4] Akbıyıkoğlu, age, s. 214.

[5] Mustafa Kaftan, İsmet Paşa’nın Yalnız Günleri, İstanbul, 1994, s.117.

[6] Akbıyıkoğlu, age, s. 214.

[7] Kaftan, age,   s.117, 118.

Reklamlar

One Response to DİN İSTİSMARI YAPMAYAN DİNDAR: İSMET İNÖNÜ

  1. Sezer Kacar says:

    Kimse dinimi ispatlamak gibi bir zorunluluğumuz olamaz,olmamalıdır da.buyrun yobaz kafalar zaten anlamıyor….

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: