İŞTE YEMEN-LİBYA FARKI

Yemen’de ölen insan sayısı, Libya’da ölen insan sayısını çoktan geçti… Libya derken, Kaddafi’nin vatan savunması için yaptığı savunmada ölen insan kaybından bahsediyoruz. Bu kaybı bahane ederek Libya’ya saldıran Fransa-İngiltere-ABD üçlüsünün katlettikleri zaten insandan sayılmıyor! Sayılsa, insan kaybını engellemek için daha fazla insan öldürmeye izin verilme durumuna, “uluslararası meşruiyet” denmezdi!

Peki, Libya’da “uluslararası meşruiyet” oluştu deyip, halkın üzerine çuvallanan emperyalistler, neden Yemen’de ve Bahreyn’de ölenler konusunda bu kadar sessizler? Hadi emperyalistleri geçtik, ya bölgeyle dinsel bağlarını her fırsatta öne çıkaranlar neden suskun? Örneğin, Libya konusunda topraklarını NATO saldırısına karargâh yapan Başbakan Erdoğan, Yemen konusunda neden hiç açıklama yapmaz? Yemen, sadece Erdoğan-Barzani buluşmasında söylenen bir türkü müdür? Yemenliler ve Bahreynliler insan değil midir, Müslüman değil midir?

Aslında Yemen ve Bahreyn ile Libya arasındaki fark, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki halk hareketlerini anlama kılavuzuna dönüşmüştür. Yemen-Libya farkı, tüm ülkeleri ve tüm halk hareketlerini aynı sepete doldurup, hepsini ABD eseri sayanların gerçekleri görebilmesi için de turnusol kâğıdı işlevi görmektedir. Nasıl mı? Açıklayalım…

ABD YEMEN’DE HALK HAREKETİNİ BASTIRMAYA ÇALIŞIYOR

Bildiğiniz gibi Yemen’deki ve Bahreyn’deki “halk hareketi” Libya’daki “kalkışma”dan çok önce başladı. Üstelik Yemen lideri Abdullah Salih ve Bahreyn Kralı Hamad ilk günden itibaren halkın üzerine ateş açtı, kan döktü… Yemen ve Bahreyn konusunda ikiyüzlü davranan ABD yönetiminin tavrı, ülkesinde bile mahkûm edildi. Washington, Salih’in halk hareketini bastıramaması üzerine Yemen yönetimine Suudi Arabistan üzerinden silah yardımı yaptı; yetmedi, Suudi Arabistan istihbaratını rejim karşıtı muhalefeti bastırmada kullandı. Keza Washington, Bahreyn’de daha da ileri gitti ve Suudi Arabistan askerlerini Bahreyn halkının üzerine sürdü!

Tüm bunlar olurken, Libya’da, üstelik El-Kaide önderliğinde bir kalkışma yaşandı ve Libya lideri Kaddafi her lider gibi ülkesini savunmaya soyundu. Ancak Kaddafi’nin tavrı emperyalist dünyada anında “insan hakkı” ihlali sayıldı ve apar topar bir “uluslararası meşruiyet” uydurulup, Libya’nın üzerine çullanıldı.

Emperyalist kuvvetlerin NATO’ya Arap desteği kılıfı aradığı şu günlerde bile Yemen kaynamayı sürdürüyor. Son eylemlerde yine onlarca Yemenli öldürüldü. Ancak dünya Yemen konusunda yine sessiz! BM’nin “uluslararası meşruiyet” kavramının bir aldatmaca olduğu, Libya’nın başka Yemen’in başka olduğu, tüm halk hareketlerinin aynı sepete konularak ABD eseri sayılamayacağı gerçeği, bundan daha çıplak nasıl olabilir ki?!

HALK HAREKETİ BAŞKA, KALKIŞMA BAŞKA

Batı’nın nüfuz alanı olan ülkelerdeki (Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn, Kuzey Irak) halk hareketleri ile ABD’ye mesafeli olan ülkelerdeki (İran, Libya, Suriye) kalkışmaları aynı saymak konusunda ısrar edenler, neden Yemen gerçeğini göz önünde bulundurmazlar? Neden “ABD düğmeye bastı, halk sokaklara döküldü” şeklindeki iddialarını çürüten olgulara sırtlarını dönerler? Örneğin ABD’nin nüfuz alanı olan Mısır’da, halkın 2004’den beri ayakta olduğunu, örneğin ABD’nin nüfuz alanı olan Yemen’deki muhalefeti ezmek için Suudi Arabistan’ı 2007 ve 2009’da da kullandığını neden yazmazlar?

Ya da ABD’nin 2003’ten beri defalarca İran ve Suriye’yi karıştırmak için azınlık temelli kalkışmalar denediğini neden anlatmazlar? Sırf bu örnekler bile Mısır’ı, Tunus’u, Yemen’i, Bahreyn’i, ABD’ye mesafeli olan İran-Suriye-Libya üçlüsünden, dolayısıyla halk hareketleri ile kalkışmaları birbirinden ayırmaya yetmez mi?

ÇÜNKÜ MÜBAREK BAŞKA, KADDAFİ BAŞKA!

Gelin o zaman yanıtı çırılçıplak ortada olan şu soruları da soralım:

Madem tüm ülkelerdeki gelişmelerin topunun mimarı ABD; o zaman Fransa’nın Tunus’ta halkı hareketinin hedef aldığı Bin Ali’yi açıktan destekleyip, Libya’da Kaddafi’yi düşman ilan etmesi nasıl okunmalı? Ya da İsrail’in Mısır lideri Mübarek’in savunulması için ortaya koyduğu çabalar nasıl okunmalı? (Daha düne kadar dünyayı, “ABD’yi İsrail lobisi yönetiyor” şeklindeki sınıf temeline dayanmayan bir iddia üzerinden açıklamaya çalışanlar, bugün bu olgu karşısında mecburen yeni bir tez ortaya koyuyorlar: “ABD’yi artık İskandinav lobisi yönetiyormuş”!)

ABD, sırf Libya’ya saldırmak için Tunus’ta düğmeye bastı ve Mısır’dan başlayarak her yeri ayaklandırdı” şeklinde iddia ortaya atanlar, yakın tarihimizi bilmezler mi?

Hadi, “ABD Libya’yı işgal etmek için müttefiki olan Tunus ve Mısır’ı feda etmez” şeklindeki saptamamıza dudak bükerler, peki ABD’nin, 2003’te Irak’a saldırabilmek için başka ülkelerde ayaklanma çıkarmaya ihtiyaç duymadığını da mı anımsamazlar?

Gerçeği ortaya seren o kadar çok soru var ki… Ama meseleniz olayları gerçekten anlamak değil de, sansasyona dayalı tezler ortaya koyarak, daha çok okunmak ve konuşulmak olunca, tüm bu sorular elbette yanıtsız kalır… Dahası, dünyayı ve tarihi sınıf mücadelesiyle açıklamak yerine lobilerle açıklamaya kalkarsanız, emperyalistler arası çelişmeleri de anlayamaz ve NATO konusunda günlerce süren müzakerelere şaşırırsınız.

Mehmet Ali Güller

Odatv.com

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: