DEMOKRATİK ÜLKELERDE YARGI RAHAT BIRAKILMAZ

Yandaş Medya, “Yargıyı rahat bırakın” diye tutturmuş gidiyor. Bu son derece yanlış bir taleptir. Neden mi?

Çünkü yargı bir toplumun vicdanı olmak zorundadır. Yargıdaki yanlışlar doğrudan toplumun vicdanını yaralar. O yüzden demokratik ülkelerde toplum yargıyı rahat bırakmaz, sürekli uyarır.

“Kitap yazdı diye bir insanı terörist ilan edemezsin” der.

“Tutuklu yargılamalar cezaya dönüştü, böyle yapma” der.

“Davalar bitmek bilmiyor, bu ne iş?” diye sorar.

“Yargı bağımsız olmalı” der.

Bu talepler demokratik ülkelerde rahatça dile getirilir. Demokratik olmayan ülkelerde bu tüe taleplerde bulunanlar tehdit edilir, susmazlarsa kendilerini zindanda bulurlar.

Dünyanın her yerinde en prestijli gazetecilik ödülleri, başta yargı olmak üzere, devlet kurumlarını rahatsız edenlere verilir. Uluslar arası Basın Enstitüsü (IPI) bu nedenle Nedim Şener’e ödül vermiştir. Hrant Dink davasıyla ilgili yaptığı haberlerle polis teşkilatını ve bazı savcıları rahatsız ettiği için Nedim Şener’e yurt içinde Abdi İpekçi Yılın Gazetecilik Ödülü verilmiştir.

Yandaş medyanın ağzında bir sakız daha var. Yandaş olmayan gazetecileri sürekli uyarıyorlar,  “Tutuklanan arkadaşlarımız gazetecilik sınırlarını aşmış” diyorlar. “Aman bari siz gazetecilik sınırlarını aşmayın” diyorlar,

Nedir bu sınırlar? Daha da önemlisi, bu sınırları kim belirliyor? İktidar mı? Gazetecilik sınırlarını iktidarın belirlemesi yandaşlar için doğal bir olay.

Dünyanın hangi demokratik ülkesinde gazeteciler iktidarın belirlediği sınırlar içinde gazetecilik yapmayı kabul eder? Ama bizim ülkemizde bir takım gazeteciler iktidarın gazetecilere koyduğu sınırın aşılmasını meslektaşlarının tutuklanması için yeterli neden olarak görebiliyorlar. Ekranlara çıkıp utanmadan, “Ben Nedim’i çok severim, ama o da keşke şunla görüşmeseydi de, gazetecilik sınırlarını aşmasaydı” diyebiliyorlar.

Demokratik ülkelerde araştırma yapan gazetecilere, neden onunla bununla konuştun diye hesap sorulmaz. Gazeteciler uygun gördükleri herkesle görüşür, bilgi alır. Gerekirse o insanlarla birlikte kitap yazarlar. Devlet onların telefonlarını yıllarca dinlemez, gerçekleri ortaya çıkarma, toplumu bilgilendirme çabalarını engellemeye kalkmaz.

Bazı yandaş gazeteciler ekranlarda, “Meslek kuruluşlarımız tarafından Odatv’ye başarı ödülleri verilmesine şaşıyoruz” diyorlar.

Neden şaştıklarının tutarlı bir gerekçesi yok. Soner Yalçın’ın yıllar önce yazdığı bir kitabı gerekçe olarak gösteriyorlar. O kitabı beğenmediysen eleştir de, o kitabın Odatv’nin başarısıyla ne alakası var be canım kardeşim?

Odatv’nin neden ödül aldığı belli değil mi?

Odatv iktidarın koyduğu sınırları tanımamış, o sınırlar içinde kalarak habercilik yapmayı kabul etmemiştir. Yandaşlar iktidarın önlerine koyduklarını haber yaparken, Odatv halkı aydınlatmak için sınırları aşmış, köşe bucak halktan saklanmak istenenleri halka sunmuştur.

Dünyanın her yerinde en prestijli ödüller sınırları aşanlara verilir.

Demokratik ülkelerde, sahte delil üreten, ya da cinayet işleneceğini bildiği halde kılını kıpırdatmayan polislerin üzerine giden gazetecilere, “Sen meslek sınırlarını aştın” denmez.

Demokratik ülkelerde, cinayet işleneceğini bildiği halde, kılını kıpırdatmayan bürokratların üzerine giden gazeteciler hapislerde çürütülmez.

Yandaş gazeteciler bütün bu gerçekleri bilmezler mi?
Bilirler de bilmezden gelirler.

A. Metin Akpınar
Odatv.com

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: