ERBAKAN BİZE NE DEMİŞTİ?

Daha önce Milli Gazete’de yazan şimdiki Yeniçağ yazarı Afet Ilgaz -“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz…” başlıklı yazısında Erbakan’la ilgili şu anılarına yer verdi:
AKP iktidara yeni gelmişti. Çok da yeni değildi ama ne kadar süre geçmişti aradan, hatırlamıyorum. Ben de Milli Gazete’de yeniydim.
Erbakan Hoca o yıllarda yemekli basın toplantıları veya toplantılar yapardı. Gene bunlardan birindeydik. 28 Şubat süreci, hiç vakit geçirmeden, ordu aleyhine yorumlanmaya başlamıştı. Ben böyle yapamıyordum. Bu yemeklerden birinde, belki ilk yemekte:
Milli Gazetedekiler dışında” basın toplantısının bittiğini söyledi. Hiç unutmuyorum, ayağa kalktı ve lafa şöyle başladı:
“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz…”
Sonra da, neden böyle söylememek gerektiğini açıkladı. Hatta subaylarımızın nasıl eğitildiğini, yetiştirildiğini anlattı. Onlara anlayışlı davranılmalıydı. Bu sırada kullandığı bir kelimeyi de hiç unutmuyorum. “Şefkatle” davranılmalıydı.

***
Bu açıklamadan sonra her şeyin düzeldiğini zannederseniz yanılırsınız. Nasıl bir algıydı o ki, böyle uyarıldığı halde ve “28 Şubat” ın ne olduğu bilindiği halde, yorumlarda hiçbir düzelme olmadı.
28 Şubattan bir AKP doğmuştu ama doğan başka bir şey daha vardı: Orduya yüklenmek, askeri vesayet falan takıntıları, ısrarları hatta yanlış bilgilendirmeleri, hata yönlendirmeleri…
28 Şubat Türkiye’nin ilerlemesine vurulmuş bir darbeydi ve Erbakan Hoca bunu anlatırdı. Çünkü bu doğruydu ama ordumuz için de daima “şanlı” ordumuz derdi. Onun ölüm gününde bile bu yanlış algılamayı kullanıp gecikmeden “darbe” edebiyatı yapmaya başlayanlar, neden Çevik Bir Paşa’ya, özel olarak, “balans ayarı” nın ne demek olduğunu sormazlar? Üstelik bu çok kolay bir iştir. Çünkü O, Silivri’de değildir.

***
Başka bir anı:
Aynı yemekte miydi, bunu takip eden toplantıda mıydı, bilmiyorum, şunu sordu, Milli Gazete yazarlarına:
“Ne zamana kadar dur bakalım diyeceksiniz?”
Sezgileri bu kadar güçlü başka bir zat görmedim. Gerçekten de iktidarın kendisini toplamasını sabırla beklemekten yana olanlar vardı. Ayrıca, eski dostluklardan kopamayanlar. Ama muhalefet etmek için vakit git gide daralıyordu. Beni o gece eve getiren arkadaşla, çok hoşlanmıştık bu uyarıdan. Yol boyunca konuştuk. Gerçekten de çok güçlü bir muhalefet yapmaya başladık, ikimiz. Geri kalanlar… Hâlâ “dur bakalım” diyorlardı.
Bir tane daha anlatayım. Bu hatıraları yazmaya devam edeceğim. Çünkü bu değerli devlet adamının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Şunu da söyleyeyim ki o toplantıdan sonraki uyarının etkisiz kaldığına bakarak arkadaşlara sormaya başladım:
“Ben yanlış mı anladım, yanlış mı duydum, uyduruyor muyum, hoca böyle şey söyledi mi?”
“Söyledi” diyorlardı.
“Eeee?”
Yerim doldu ve anlatacağımı söylediğim hatıra başka bir yazıya kaldı. Belki Cuma günü yazarım.

Odatv.com

Reklamlar

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: