Tuncay Özkan ‘İnsan Sıcağı’nı Aydınlık’ta yazdı

3 yıldır Silivri Cezaevi’nde bulunan Tuncay Özkan Aydınlık gazetesinde bir anısını yazdı…
İNSAN SICAĞI

Ankara Tuzluçayır Ortaokulu’nun birinci sınıfındaydım. Kıştı! Paltomu sıkı sıkı ilikledim. Kimseye diyemeyeceğim bir sırrım var. Sınıf sıcak. Benden başka paltosunu giyen yok. Son dersteyiz. Matematikçimiz, Salına Hanım; sinirli, sert, eli sopalı bir öğretmen. Anlatıyor, çıt çıkarmadan dinliyorum. Dersin sonuna doğru bana seslendi:

• Tuncay! Çıkart o paltoyu. Paltoyu çıkartmadım ama düğmeleri
çözdüm. Başımda bitti. Elindeki çekiç sapını sıraya sertçe vurdu. Tam 5 gündür idare ediyor, sırrımı saklamayı beceriyordum:

• Hastayım üşüyorum öğretmenim.
• Kıpkırmızı olmuş terliyorsun. Asıl şimdi hastalanırsın. Çıkart!

Sınıf nefesini tuttu. Mevcut 97 kişi. Her sırada 4 kişi oturuyoruz. Bir anda gerginlik sınıfa yayıldı.

• Üşüyorum çıkartmam!

Elindeki sopa ile başıma vurdu.
Çıkan ses sınıfta yankılandı. Ben öylece duruyorum; ikinci darbe paltomun yakasına yapışan ellerıme indi. İlk kez oluyordu bunlar.

• Sen de mi uydun serserilere? Yazık ne umutlarım vardı senin için!
Gözlerim doldu. Ha ağladım ha ağlayacağım. Canımı yakan elindeki çekiç sapı, vurduğu yerde toplanan acı değil, sözleri. Ayağa kalktım, sınıfı terk edeceğim.
Ellerimden tuttu, paltoyu çıkartmaya çalışıyor. Direniyorum, çaresiz bıraktı.

• Sınıftan kaçamazsın.

Çıkartacaksın. Ne gizliyorsun, çabuk söyle. Paltonun alanda ne var?
Çekişmeye yeniden başladık. “Eyvah” dedim. Korktuğum oldu. Koltuk altımda sakladığım sırrım kırıldı.

• Allah kahretsin, Kırdınız kırdınız!…

Panikle paltomu ve ceketimi attım. Kıravatımı ve gömleğimi çıkarttım. Öğretmen ve sınıf, şaşkın gözlerle izliyordu beni. Sağ koltuk akımdaki güvercin yumurtasını dikkatle elime aldım. Çatlamıştı. Sol koltuk akımdaki yumurta sağlam.

• Öldürdünüz! Oldu mu şimdi, oldu mu öğretmenim?..

• Sen delirmişsin, dedi. Elimdeki çatlak yumurtayı kaptı, sağlamı almasına izin vermedim. Yumurtayı pencereyi açıp fırlattı.

• Velin yarın bana gelecek.
Yoksa sen de okula gelme.

Toplanıp sınıftan çıktım. Annem 5 gündür koltuk akımdaki güvercin yumurtalarını almaya çalışmış, başaramamıştı. Babama şikayet etmişti. Babam ile tartışma kısa sürdü:

• Karışmayın bildiğini yapsın. Ne kötülük var yaptığında?

Annem susmuştu. Yumurtalar, en sevdiğim beyaz güvercin çilline aiddi. Erkek, uçmuş ama yuvaya dönmemişti. Bir şahine yakalanmış olsa gerekti. Dişi kuş artık yumurtaların üstüne yatmıyordu. Yavrulann çıkmasına az zaman vardı. Onlan sıcak tutmak ve yavruların yaşamasını sağlamak için, yumurtaları koltuk altımda taşımaya karar vermiştim.
Ama nedense bu çabamı anlatamıyordum. Çaresizdim. Okuldan çıktım. Mahallede kuş besleyen Mustafa Ağabey’in evine gittim. Saatler sonra yine gelen Mustafa Ağabeye durumu anlattım. Mustafa Ağabey 40, ben 12 yaşındayım. Başımı okşadı:

• Bir yolunu bulacağız, dedi. Birlikte kümese gittik.
Yumurtaya yatan kuşlarını kontrol etti. Tek yumurta üzerine yatan bir güvercinin altına koltuk altımdan çıkardığım tek yumurtayı yerleştirdi. Soran gözlerle baktım:

• Bekleyeceğiz, umut güzel şeydir, dedi.

Hastalandım. Babam Ulus Gazetesi’nin dizi ustası idi. Gece yanıma geldi, konuştuk:

• Merak etme o civciv yaşar, umudunu yitime, öğretmeninle ben konuşurum, dedi

O gün anladım ki sevdiklerimi korumakta haklı olmam yetmiyordu. Daha aktif olmalıydım.
Yaşatmak ve sosyal sorumluluğunu yerine getirmekte umutsuzluk insana yakışan bir şey değildi. Yumurtayı pencereden atmak kolaydı!
Zor olan yaşatmaktı,
Zor olanı başarmak ise; insana yaşamak sevinci, insan .olma ve . mutluluk erdemi veriyordu.
Aydınlık Gazetesi’nin yayın hayatına başlaması bana bu anımı hatırlattı.
Türkiye’nin üzerine çöken karanlığa karşı açılan bu “Aydınlık pencere”nin, kapanmaması için, umut ve mutluluğun, insanca yaşamak sevincinin var olması için; sevgiyi ve insan sıcağını hayatımızdan eksik etmememiz, bunlan paylaşmamız gerekiyor.
“Aydınlık”, bu demek değil mi?

TUNCAY ÖZKAN / AYDINLIK

Reklamlar

3 Responses to Tuncay Özkan ‘İnsan Sıcağı’nı Aydınlık’ta yazdı

  1. zekeriya özmen says:

    YAŞATMA DUYGUSUNU ÇOK İYİ BİLİRİM.BUNA BENZER BİR OLAYI 73 YAŞIMDA BİR DEDE OLDUĞUM HALDE HALA HATIRLARIM.BİR GECEKONDUDA 4 KARDEŞLİ FAKİR BİR AİLEYDİK.6 YAŞLARIMDA İDİM KANADI KIRIK BİR KIRLANGIÇ GÖRDÜM.ONU MUTLAKA YAŞATMAM LAZIMDI.ONA EVVELA BİR AĞACIN ÇATAL YERİNE OTLARDAN BİR YUVA YAPTIM.KUŞU YUVAYA YERLEŞTİRDİM.AKŞAM OLUYORDU. HAVA KARARDI.ERTESİ GÜN YEM GETİRECEKTİM.KAÇMASIN DİYE BACAĞINDAN BİR İPLE DALA BAĞLADIM.
    SABAH ELİMDE SU TASI VE EKMEK KIRINTILARI İLE KUŞA KOŞTUM. KUŞ ÖZGÜRLÜĞÜ SEÇMİŞTİ. DALDA AYAĞINDAN SARKIK ÖLÜ OLARAK BULDUM. ÇOK AĞLADIM.ÇOCUKLUKTA YAPILAN HATALAR UNUTULMUYOR.AMA ŞUANDA BAZILARIMIZIN TÜKENMEZ HIRSLARI YÜZÜNDEN DEĞERLİ İNSANLARIMIZIN YAŞAMA VE YAŞATMA DUYGUSU YOK EDİLİYOR.

  2. ibrahim says:

    insan onuru herseyin ustundedir ama malesef toplum bunu bilmiyor biliyor ama isine gelmiyor .susuyor susmayin artik susmayinki sonunuz ve yolunuz aydinlik olsun !

  3. özgür says:

    Yaşamak güzel yaşamasını bilene ,hayat güzel hayatın tadını bilene,yarınlar güzel yarınları bilene.Türkiyede olanlar inanılacak gibi değil ,sadece karşıdan bakmak gerekir.Bakış açısını değiştirmek olacak gelişimleri sadece görmektir.Sayın tuncay bey bir pencereden bakmayın yarınlar sizin sadece dibi görmeden aydınlıklar oluşmazmış .Hepinizin aydınlıkları üzerimizde olsun.

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: