“FELAKET” TELLALLIĞININ AMACI

Son zamanlarda çok yaygın bir şekilde yapılan propaganda şudur: “Önümüzdeki Haziran’da yapılacak seçimde eğer AKP iktidarının önü kesilmezse artık her şey bitmiş olacak. AKP, İslami faşist bir diktatörlük kuracak, Türkiye bölünecek ve bütün yurtseverler tasfiye edilecek, herkes Silivri’ye doldurulacak.”

Ve bu felaket tablosu şöyle bir söylemle tamamlanmaktadır: “AKP’nin karşısında en güçlü olan Parti’yi desteklemek dışında yapacağımız bir şey yok.”

Bu bir tuzaktır.

Tuzak bir yanıyla AKP’yi çok güçlü göstererek yılgınlığı körüklemekte, öte yandan halk bir cenderenin içine alınmakta ve “majestelerinin muhalefeti”ne mahkûm edilmek istenmektedir.

Tayip Erdoğan, kendi durduğu yerden bu planı; “İki meclisli bir Parlamento olacak” diyerek ifşa etmişti.

Tayip Erdoğan’ın söyledikleri ile halk arasında yapılan propaganda, aslında aynı merkezin kurguladığı senaryonun halka kabul ettirilmesi çabasından başka bir şey değildir.

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

Gerçek nedir?

AKP, önümüzdeki Haziran’da yapılacak seçimleri kazanacak olursa her şey bitmiş olmayacak ama Türkiye hiç şüphe yok ki daha olumsuz koşullara sürüklenecektir.

Etnik ve mezhepsel ayrımları derinleştirmek ve Türkiye’yi iç çatışma batağına sürüklemek isteyenlerin iştahları daha da kabaracaktır.

Tayip Erdoğan, arzuladığı Anayasa değişikliğini yapabilmek için büyük bir avantaj elde edecektir.

Daha baskıcı ve faşist bir yönetime doğru yelken açılacağı kesindir.

Ama bütün bunlara rağmen “her şeyin bittiği” ve “artık yapacak bir şeyin kalmayacağı” görüşü doğru değildir.

HALK HAREKETİ

Özellikle son bir ay içinde Tunus ve Mısır’da meydana gelen olaylar, birçok insanın unuttuğu büyük bir gerçeği yeniden hatırlattı.

O da, kitleler bir kez ayağa kalktıktan sonra, seçim sandıklarında alınan yüzde 80, yüzde 90 gibi sonuçların bile bir hükmünün olmayacağı gerçeğidir.

Devletin; kolluk güçleri, istihbarat örgütü ve adliyesi ile yarattığı büyük baskı mekanizması da bu durumda iflas etmektedir.

Onun için üzerinde durulması gereken nokta, AKP’nin ülke ve halk düşmanı politika ve uygulamalarına karşı meşru zeminde bir halk muhalefetinin nasıl örgütleneceğidir.

Bunun koşulları vardır.

2007 yılında bir ay içinde alanlara çıkan 10 milyon insan, tarihte ve dünyada örneği az görülen büyük bir kitle eylemini yarattı. Bu insanlar buhar olup uçmadı.

Daha geçen yıl 10 bin tekel işçisi Ankara’da destansı bir direniş ortaya koyduğu zaman ülke çapında bir heyecan dalgası yaratmışlardı.

Bütün bir millet, Tekel işçisinin arkasında birleşmişti.

Son olarak altı ay önce yapılan referandumda bu ülke insanlarının yarısı, bütün baskılara, rüşvetlere ve tek yanlı propagandaya rağmen Tayip Erdoğan’ın Anayasasına “Hayır” dedi.

Bu veriler halkımızın çok büyük bir mücadele potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Bütün mesele bu potansiyeli ortaya çıkaracak ve ona önderlik edecek bir öncü örgütlenmesinin yaratılmasıdır.

Milletin öncülerinin bu amaçla birleşmesidir.

Haziran ayında yapılacak olan seçimlere bu açıdan bakıldığı zaman, sandık sonuçları üzerine oturtulan felaket senaryolarının yerini daha gerçekçi ve umut dolu bir gelecek perspektifi alacaktır.

Çünkü o zaman, Tayip Erdoğan’ın seçimlerde elde edeceği sonuç ne olursa olsun; bu Milletin; emperyalist planların karşısında ayağa kalktığı görülecektir.

AMERİKA KAYBEDİYOR

Ayrıca bir başka büyük gerçeği unutmamak gerekiyor.

AKP, iktidarının varlığı ve geleceği; Amerikan emperyalizminin bölgedeki egemenliğine bağlı olan bir Partidir. Günümüzün en büyük gerçeği ise Amerika’nın kaybetmekte olduğudur.

Amerika Irak ve Afganistan’da daha bugünden kaybetmiştir. İran ile olan kapışmasında havlu atmıştır.

Lübnan’da Hariri’yi desteklemiş ve kaybetmiştir.

Tunus ve Mısır’daki yönetimleri ABD destekliyordu. Ne ABD, ne de Batılı müttefiklerinden herhangi biri, burada patlak veren halk hareketini göremedi. Batı emperyalizmi şimdi de umutsuzca bu ülkelerdeki eylemli muhalefetin içine sızmaya çalışıyor.

Ama bu nafile bir çabadır.

İşte AKP bu durumda olan ABD’ye dayanarak gelecek planları yapmaktadır. Kendine hayrı olmayan ABD’nin, AKP’nin derdine derman olması söz konusu olamaz.

Kısacası, insanlarımızın yönlendirilmek istendiği “iki partili parlamento”, başında ABD’nin bulunduğu sistemin bize dayattığı asıl felakettir.

Ama bu “felaket” önlenebilir. Önlemenin yolu, bu ülkenin yurtsever öncülerinin birleşerek halk hareketinin başına geçmesiyle açılacaktır.

Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@ip.org.tr

Ulusal Kanal

Reklamlar

One Response to “FELAKET” TELLALLIĞININ AMACI

  1. daf yorum says:

    bence akli selim tum onderler sag-sol demeden tek cati altinda toplanmalilar,tek hedef guclu,bagimsiz ve tek Turkiye olmali…

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: