Taraf’ın yalanları suç duyurusunda belgelendi

Birinci Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın avukatlarının Taraf Gazetesi yöneticileri, muhabiri ve sahte CD ve belgeleri verenler hakkında yaptıkları suç duyurusunda çok çarpıcı noktalar dikkat çekiyor.

Doğan’ın avukatları Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na “şüpheliler hakkında kamu davası açılması istemiyle” yapılan suç duyurusunda, Taraf Gazetesi’nde yayınlanan haberlere dikkat çekilerek, birçok haberin gerçek dışı olduğu belgeleriyle ortaya konuluyor.

Adeta “Balyoz yalanları” dedirten haberlere ve sözde belgelere yönelik hukuki işlem talebiyle hazırlanan suç duyurusunda yer alan sözde belge örnekleri ve gerçek bilgilerden birkaçı:

CD’lerin Sahte Olduğuna ilişkin Somut Kanıtlar:

Müvekkilimiz hakkındaki isnatlara konu dokümanların nerdeyse tamamı soruşturmanın başlangıcından itibaren sahteliğini ileri sürmüş olduğumuz 11 No’lu CD’nin içerisinde yer alan ve çoğunluğu “word” belgelerinden muhtelif dokümanlardan oluşmaktadır. Bu husus iddianamenin 81. Sayfasında, “21 Haziran 2010 tarihli ek raporda, soruşturma konusu tüm belgelerin tamamının kayıtlı olması ve tek oturumda kopyalanmış olması sebebi ile 11 nolu CD’nin örnek olarak ayrıntılı incelemesi yapıldığı” belirtilmiştir. Kısacası sırf 11 No’lu CD için Emniyet tarafından ek rapor düzenlenmiştir. Müvekkilimiz için özel olarak hazırlandığı ileri sürülen 11 No’lu CD’nin oluşturulma tarihi Emniyet ve TÜBİTAK Raporlarında 05.03.2003 günü saat 23:50:42 olarak belirtilmiştir. Buradaki saat bilgisi dikkat çekicidir. Zira söz konusu CD’nin mesai saatleri dışında ve gece yarısına yakın bir saatte hazırlanmış olduğuna işaret edilmektedir. Bu husus belirtilen CD’nin sahteliği iddiasını güçlendirmektedir. Ancak burada özellikle üzerinde durulması gereken konu söz konusu dokümanların içeriğinde, CD’nin oluşturulma tarihinden 5 yıl sonraya ait bilgilerin bulunmasıdır.

Örneğin, 11 no.lu CD içinde bulunan “İSTANBULDA BULUNAN İLAÇ DEPOLARI.doc” isimli istihbarat belgesinde 33. sırada “Yeni Recordati İlaç ve Hammaddeleri San. Ve Tic. A. Ş.” isimli bir firma bulunmaktadır.

balyoz-1.jpg

Bu firmanın 2008 yılının sonuna kadarki adı “Yeni İlaç ve Hammaddeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi”dir. Yeni İlaç firması, Ekim 2008’de İtalyan firması Recordati S.P.A. tarafından satın alınmış ve akabinde adı “Yeni Recordati İlaç ve Hammaddeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” olarak değişmiştir.1 Bu çerçevede daha 5,5 yıl sonra yani Ekim 2008’de oluşacak bir ilaç firması adı, sözde 2003 tarihinde oluşturulduğu ısrarla ileri sürülen 11 No’lu CD’nin içinde nasıl yer almaktadır?

– 11 No’lu CD içinde bulunan “İSTANBULDA BULUNAN ÖZEL HASTANELER.doc” isimli istihbarat belgesinin 58. sırasında “Medical Park Sultangazi” isimli bir hastane yer almaktadır.

balyoz-2.jpg

Ancak bu hastanenin 2008 Haziran ayına kadarki adı “Sultan Hastanesi”dir. Sultan Hastanesi, Haziran 2008’de Medical Park Hastaneler Grubu tarafından satın alınmış ve akabinde adı “Medical Park Sultangazi” olarak değişmiştir.2 Hastanenin internet sitesinde bu konuda şöyle yazmaktadır.

“Toplumu kaliteli sağlık hizmetiyle buluşturan hastaneler zincirinin en önemli halkalarından biri olan Medical Park Sultangazi Hastanesi’ne; otobana yakınlığı ve tramvay hattının olması nedeni ile ulaşım son derece rahattır. 1996 yılından bu yana Sultan hastanesi adıyla hizmet veren Hastane, 2008 yılında Medical Park Hastaneler Grubu’na katıldı.”

Bilirkişi Raporları ile 2003 yılında oluşturulduğu tespit edilen bir CD’nin içinde yer alan bu bilginin bir sahtecilik olmadan ve 2008 yılını yaşamadan yazabilmesi mümkün müdür?

– 11 No’lu CD içinde bulunan bir başka doküman ise “KAPATILACAK VE EL KONULACAK DERNEKLER.doc” isimli belgedir. Söz konusu belgenin 27. Sırasında “Liberal Avrupa Derneği” bulunmaktadır.

balyoz-3.jpg

Bu derneğin 2006 Nisan ayına kadarki adının “Hür Demokratlar Derneği” olduğu tespit edilmiştir.3 Derneğin 8 Nisan 2006’da gerçekleşen 4. Olağan Genel Kurulu’nda ise, (Türkiye ve AB ilişkilerinde gelişen konjonktüre uygun olarak) adı “Liberal Avrupa Derneği” olarak değiştirilmiştir. 2006 Nisan ayında adı 11 No’lu CD’de yazdığı şekli ile değişecek olan bir derneğin isminin 2003 yılında oluşturulduğunu iddia etmek olanak dışıdır. Aşağıda kupürü verilen İstanbul İl Dernekler Müdürlüğü’nün yazısı da bunu açık bir sahteciliği belgelemektedir.

balyoz-4.jpg

balyoz-5.jpg
* Aşağıda özet olarak yer alan diğer örnekler de tıpkı yukarıda saydıklarımız gibi 2003 yılından çok sonraya ilişkin tarihler içermektedir. Bu bilgilerin, Emniyet ve TÜBİTAK Raporlarına göre 2003 yılında hazırlandığı ileri sürülen 11 No’lu CD içinde yer alması,bu CD’nin en erken 2008 yılında gerçekleşmiş olabilecek organize bir sahteciliğin ürünü olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koymaktadır:

“BALYOZ HAREKAT PLANI.doc” ve “MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ PROGRAMI.doc” isimli belgelerde 2005 yılında gerçekleşen bir kongrenin kapanış tebliğinden bire bir alıntılar bulunmaktadır.

“BALYOZ HAREKAT PLANI.doc” isimli belgede “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)”dan bahsedilmektedir; oysa belgenin son kaydedildiği (2 Aralık 2002) ve CD’nin oluşturulduğu (5 Mart 2003) tarihlerde bu proje henüz telaffuz bile edilmemiştir.

“BALYOZ HAREKAT PLANI.doc” isimli belgede 2006 yılında kurulan “Türkiye Gençlik Birliği” dost unsur olarak geçmektedir.

“GÜVENİLİR EMNİYET PERSONELİ.doc” isimli word belgesinde İstanbul, Kocaeli ve Tekirdağ illerinde “Güvenilir Emniyet Personeli” olarak listelenmiş emniyet müdürleri, belgenin son kaydedildiği (14 Şubat 2003) ve CD’nin oluşturulduğu (5 Mart 2003) tarihlerde adı geçen illerde görevli değillerdir ve bu illere atamaları daha ileriki tarihlerde gerçekleşmiştir.

“İSTANBULDA BULUNAN ÖZEL HASTANELER.doc” isimli word belgesinde “Avrupa Şafak Hastanesi” bulunmaktadır. Belgenin son kaydedildiği (5 Şubat 2003) ve CD’nin oluşturulduğu (5 Mart 2003) tarihlerde adı Şafak Hastanesi olan bu hastane Aralık 2004’de devredilmesiyle birlikte Avrupa Şafak Hastanesi adını almıştır.

“İSTANBULDA BULUNAN ÖZEL HASTANELER.doc” isimli word belgesinde “Nisa Hastanesi (Hayrunnisa Hastanesi)” bulunmaktadır. Belgenin son kaydedildiği (5 Şubat 2003)ve CD’nin oluşturulduğu (5 Mart 2003) tarihlerde adı Hayrunnisa Hastanesi olan bu sağlık kuruluşu Aralık 2004’de yenilenmesiyle birlikte isim değiştirmiş, Nisa Hastanesi adını almıştır.

“KAPATILACAK VE EL KONULACAK DERNEKLER.doc” isimli word belgesinde “Türk-İran Sanayicileri ve İşadamları Derneği”nin ismi de bulunmaktadır. Belgenin son kaydedildiği (24 Şubat 2003) ve CD’nin oluşturulduğu (5 Mart 2003) tarihlerde adı “Türk-İran İşadamları Derneği” olan derneğin adı 2005 senesinde değişerek Türk-İran Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TİSİAD) olmuştur.

“EK-E.doc” isimli belgenin (Suga Planına ek), Nuri ALACALI tarafından 6 Ocak 2003’de oluşturulduğu görülmektedir. Ancak Nuri ALACALI, 2002 yılının Temmuz ayından 2003 yılının Haziran ayına kadar ABD’de Deniz Komuta Koleji Eğitimine katılmıştır. Pasaport kayıtları ile belgelediği üzere bu süre içerisinde hiç Türkiye’ye dönmemiştir.

“EK-A.doc” ve “EK-B.doc” isimli belgelerde “Yaşar Barbaros BÜYÜKSAĞNAK” adı geçmektedir. Oysa 2007’de Deniz Kuvvetleri personel kayıtları güncellenene kadar bu kişinin kullanılan ve bilinen tek adı “Barbaros BÜYÜKSAĞNAK”tır. “Yaşar” ön ismi hiçbir resmi yazışma da geçmemektedir.

Seminer katılımcıları arasında aynı zamanda 11 No’lu CD’de irticacı oldukları gerekçesiyle ordudan atılacak kişiler olarak listelenen üç subay bulunmaktadır. Bu da katılımcıların kendini kendilerini ihraç etmek üzere planlama yaptıkları gibi aykırı bir sonuca götürmektedir.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/283 Esas sayılı Dosyasına konu iddianamenin ek klasörlerinde yer alan söz konusu dokümanların varlığı 11 No’lu CD’nin sahte olduğuna ve bu CD’nin en erken 2008 yılında hazırlanmış olabileceğine işaret etmektedir. Tespit edilen tüm bu tarih çelişkileri iddianame ek klasörleri içinde yer alan dokümanların incelenmesi ile saptanmıştır. Özel Yetkili Savcıların hazırladıkları İddianameye temel dayanak olarak aldıkları 11 No’lu CD’nin sahte olduğu tartışmasız olarak ortaya çıktığı için Cumhuriyet Savcılarına bu aşamada düşen görev, Dava Dosyasının Delil klasöründe yer alan (11), (16), ve 17 No’lu Sahte CD’leri hazırlayan şahıslar ile Sahte CD’leri ve Belgeleri Taraf Gazetesi Yazarı Mehmet Baransu’ya teslim eden şahıs/şahısların yakalanması için gerekli soruşturmaya başlanması ve böylece hukukun gereğinin yerine getirilmesidir. Bu konuda başlangıç noktası herşeyden önce Mehmet Baransu’nun sorgulanması ve haber kaynağım diyerek kimliğini bilerek gizlediği şahsın ortaya çıkartılmasıdır. Zira CD’leri Mehmet Baransu’ya verenlerin masum bir haber kaynağı değil “örgütlü bir suç şebekesinin” elamanları olduğu ortaya çıkmıştır. Aşağıda yer alan kupürden de anlaşılacağı gibi CD’lerin 21.01.2010 tarihinde Taraf Gazetesi Muhabiri şüpheli Mehmet Baransu tarafından Başsavcılığa verildiği 308814 ve 308848 numaralı TEM Şube görevlilerinin tuttukları 23.02.2010 günlü raporda yazılı bulunmaktadır. (EK KLASÖR 1 PDF SAYFA 2/516 DİZİN SAYFA: 515)

balyoz-6.jpg

Gene aynı raporun devamı sayfalarında ise 27.01.2010 günü TEM Şube Müdürlüğü elemanlarınca Taraf Gazetesi’ne gidildiği ve teslim edilen belgelerin orijinal nüshalarının istenildiği ancak orijinallerin kendilerinde bulunmadığının beyan edildiği belirtilmektedir.

balyoz-7.jpg

Ancak 29.01.2010 tarihinde yani belge orjinallerinin kendilerinde bulunmadığını beyan etmelerinin üzerinden 2 gün geçtikten sonra soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Bilal BAYRAKTAR tarafından talimat verilerek Terörle Mücadele Şube görevlileri yeniden Taraf Gazetesi’ne gönderilmiştir. Bu kez Şüpheli Mehmet Baransu CD’lerdeki belgelerin orjinallerini ismini bilmediği haber kaynağı tarafından kendisine verildiğini ve bu belgeleri Başsavcılığa teslim etmek istediğini belirtmiştir. Ancak konuya ilişkin “Karargâh” adında bir kitap da yayınlayan Şüpheli Mehmet Baransu’nun aşağıda özetlenen gerçek dışı söz ve kuşkulu davranışları sonucu, “Balyoz Tertibinin” bir parçası olduğu konusunda ciddi bulgular (kanıtlar) ortaya çıkmıştır.

Baransu’nun GERÇEK DIŞI Beyanları:

1. GERÇEK DIŞI BEYAN. 1: “Balyoz darbe belgelerinin altında imza var.”

En başından beri Baransu’nun tekrarladığı GERÇEK DIŞI BU BEYANI, “Balyoz Darbe Planı” belgesinin altında Çetin Doğan’ın imzası olduğu savıdır. Taraf Gazetesi’nde 20 Ocak 2003’de yayımlanan haberde aynen şöyle yazmaktadır:

“Planın altında “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” ünvanıyla imzası olan Orgeneral Doğan …”

Dün gerçeği sadece sahte planı hazırlayanlar ile bunu piyasaya servis edenler biliyordu. Bugün gerçek herkes tarafından biliniyor: Balyoz Planı ve eklerinin hiçbirinde ıslak ya da kuru bir imza bulunmamaktadır. Aynı haberde:

“Dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın ve Dönemin Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek’in imzasını taşıyan harekât planları (…) bu belgeler arasında yer alıyor”

Gerçek ise: Balyoz, Oraj, Suga planları ve eklerinin hiçbirinde ıslak ya da kuru bir imza yok. Baransu aynı haberi Karargah adlı kitabında yayımlarken küçük bir değişiklik yapmış (Sayfa 365):

“Dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın ve Dönemin Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek’in elektronik imzasını taşıyan harekât planları (…) bu belgeler arasında yer alıyor”

Bu beyan da doğru değildir. BARANSU elektronik imzanın ne demek olduğunu bilmesine karşın kamuoyunu yanıltmak için kasten elektronik imzadan söz etmektedir. Gerçek ise: Bu belgelerde hiç kimsenin elektronik imzasının bulunmadığıdır.

2. GERÇEK DIŞI BEYAN 2 “Bilirkişi Raporları: CD 1. Ordu’dan ÇIKTI”

(Baransu’nun Karargâh kitabı, sayfa 488)

“*Emniyet Kriminal Dairesi ve TÜBİTAK’tan+ Gelen cevaplar CD’lerin hazırlandığı bilgisayarın 1. Ordu Komutanlığı’na ait olduğu ve belgelerin 2003 yılında kullanımda olan Word yazılımıyla hazırlanıp, CD’lerin üzerine bu tarihten sonra herhangi bir kayıt yapılmadığı şeklindeydi.”

Gerçekte ise TÜBİTAK ve Emniyet Kriminal Dairesinin, CD’lerin 1. Ordu’ya ait bilgisayarlarda hazırlandığına dair bir tespiti yok. Balyoz İddianamesinin ek klasörlerinde yer alan TÜBİTAK ve Emniyet Bilirkişi Raporlarından bu açıkça görülebilir. Zaten sadece sözkonusu CD’ler üzerinden yapılan bir inceleme ile böyle bir tespitin yapılması da teknik olarak mümkün değil.

3. GERÇEK DIŞI BEYAN 3 “Hilmi Özkök darbeyi önledi” (Baransu’nun Karargâh kitabı, sayfa 466)

“Balyoz Darbe Planını hazırlayanlar darbe günü olarak 19 Mart 2003 tarihini seçmisti. Ancak dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve TSK içindeki darbe karşıtı subayların harekete geçmesiyle darbe önlendi.”
Gerçekte ise: Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Balyoz Darbe Planı ile ilgili elinde bilgi ve belge olmadığını açıkça ifade etti. Haberi olmadığı darbe planını da engellemiş olamaz.

Baransu’nun Kuşkulu Davranışları:

1. 21.01.2010 günü CD ve bir takım belgeler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildikten 6 gün sonra 27.01.2010 günü savcılık orjinalleri istemiş ve şüpheli Mehmet Baransu “orjinaller bizde yok diye” beyanda bulunmuştur. Gerek Savcılığa gerekse Tem Şube Müdürlüğü Görevlilerine belgeleri kendisine veren kişiyi tanımadığını ve ismini bilmediğini hatta öğrenirse bildireceğini beyan etmiştir. “İsmini biliyorum, kim olduğunu biliyorum ama haber kaynağını gazeteciler açıklamaz bu nedenle açıklamıyorum” dememiş, “ismini bilmiyorum “ ifadesini kullanmıştır.

2. İki gün sonra bu ismini bilmediği “gizliyüz” Baransu ile iletişime geçmiş ve Cumhuriyet Savcılığının orijinalleri istediğini öğrenerek, getirip teslim etmiştir.

3. Şüpheli Mehmet Baransu, Tem Şube Md. Görevlilerine, Savcılığa ve sonrasında da kamuoyuna doğruyu söylememiştir. Yalanlarla örülmüş bir tertibin, aleyhine tertip düzenlenen Silahlı Kuvvetler mensupları üzerine örtülmesi için gerçekdışı bilgileri haber diye kamuoyuna yansıtmaya ve yaratılan bilgi kirliliği içinde yalanların gerçekmiş gibi algılanmasına neden olmaya devam etmiştir.

06. Yukarıda özetlenen tüm bu süreç İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/283 Esas Sayılı dosyasına dayanak sahte CD’leri oluşturan organize bir örgüt ile karşı karşıya olunduğunu ortaya koymaktadır. Öyle ki bu CD’leri oluşturanlar, Devletin Güvenliğine İlişkin olup soruşturma konusu ile hiçbir ilgisi olmayan bilgi ve belgelere ulaşma güç ve etkisine de dahi sahip bulunmaktadırlar. Yine teknolojik altyapısı oldukça gelişmiş olan bu örgüt, sahte belge üretebilmekte ve bunu örgüt üyeleri aracılığıyla gazetecilere ya da suç ortaklarına ulaştırarak kamuoyunu manipüle edebilmektedir. Bu arada 11 Nolu CD’yi inandırıcı kılmak için bu çete üyeleri tarafından Plan Seminerinde bulunan birçok gizli bilgi ve devlet sırrı da bu CD’nin içine konularak ifşa edilmiştir. Bu durum ayrıca “Askeri Casusluk” suçunun da unsurlarını taşımaktadır. Bu konuda ayrıca Genel Kurmay Askeri Savcılığına, dilekçemizi inceleyen Savcılıkça suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir. Zira seminerde görüşülen ve bir komşu devletin orduları ve silahlı güçleriyle ilgili bilgiler de hem klasörlerde uluorta yer almış ve hem de bu bilgiler korunmayarak özensiz bir biçimde kötüniyetli kişilerin de eline geçmesi sağlanmıştır.

07. Yukarıda ortaya koyulan ve yürütülecek olan soruşturma süresince elde edilecek deliller, devlet güvenliğini tehdit eden, devlet içinde yapılanarak onun olanaklarından yararlanmak suretiyle faaliyet yürüten ve eylemler gerçekleştiren organize bir yapılanma ile karşı karşıya olunduğunu göstermektedir. Bu çerçevede Taraf Gazetesi Yazarları Mehmet BARANSU, Yıldıray OĞUR, Ahmet ALTAN ve Yasemin ÇONGAR’ın kamu düzenini tehdit eden bu örgütlü yapı ile çok yakın olduğu, bu örgütün adeta BASIN AYAĞI gibi çalıştıkları, gerçek dışı bilgi ve kurmaca planları gerçekmiş gibi göstererek hem TSK’yı ve hem de emekli ya da muvazzaf subayları karaladıkları, TSK’ya duyulan güveni sarsttıkları böylece masum insanların hürriyetlerinden mahrum bırakılması için düzenlenen tertibin yürütülmesinde aracı oldukları, destek sağladıkları ortaya çıkmaktadır. Delilleri ile ortaya koyularak gelinen bu aşamada, adı belirtilen gazetecilerin kendilerine 19 adet CD ve çeşitli dokümanları teslim eden örgüt üyesini “gazeteciler haber kaynağını açıklamaz” zırhı arkasına saklanmaksızın bildirmek zorundadırlar. Zira sakladıkları haber kaynağı değil suçluların ta kendisidir, tertipcidir ve de suç örgütünün yöneticileridir. Aynı şekilde söz konusu örgüte ilişkin yazmış olduğu kitap ile kamuoyuyla elindeki bilgileri paylaşan Emniyet Müdürü Sayın Hanefi AVCI’nın da tanık olarak dinlenmesi soruşturmanın ivme kazanması ve söz konusu suç örgütünün daha hızlı bir şekilde deşifre edilmesi açısından önem taşımaktadır.

08. Taraf Gazetesi’nin dilekçemizde şüpheli olarak yer alan Genel Yayın Yönetmeni, Yardımcısı, Tüzel Kişi Temsilcisi ve diğer sorumluları, Gazetelerine servis yapılan CD ve belgeleri5, haber kaynağını ve içeriğinin doğruluğunu sorgulamadan, tefrika halinde çarşaf çarşaf gazetelerinde yayınlamakta hiç bir beis görmemişlerdir. Ayrıca her inceleyen ve irdeleyen kişinin kolayca ulaşacağı maddi gerçeğe karşın bu işin kolayına kaçarak belgelerin gerçek olduğu yolunda, gazetelerinde yazılar yazmışlar, yazılmasına göz yummuşlar, çeşitli TV’lerde canlı yayına çıkarak kamu oyunu yanıltıcı yorumlarda bulunmuşlardır. 6 Örneğin Şüphelilerden Yasemin Çongar kendisi ile röportaj yapan gazeteci Julia Rooke’a, Taraf’ın (Balyoz) belgelerini yayımladığını. Tanıklarla konuşarak belgeleri ellerinden geldiği kadar doğruladıklarını belirtmiş ve Başbakan ve devlet istihbaratının başı tarafından da bu konuda adeta teşvik edildiklerini eklemiştir. Öncelikle Taraf bir gazetedir. Tanık dinleme gibi bir yetkisi yoktur. Tanıklık kurumu ise herkese açıktır yani alenidir. Çongar bu tanıkların kimler olduğunu da nesnel davranarak söylememiştir.

Bir başka örnek ise Mehmet Baransu’dur. Baransu yazdığı “KARARGAH” adlı kitapta sahte ve üretilmiş CD’lerdeki çıktıları gerçekmiş gibi okurlarına lanse etmiş ve 05-07 Mart tarihlerinde gerçekleşen 1. Ordu Plan Seminerini Sahte Balyoz Harekat Planının görüşüldüğü seminer olarak göstermiştir. Bu konularda elbette ilgili kişiler hakkında davalar ayrıca açılacaktır. Ancak görülmektedir ki yukarıda şüpheli olarak gösterilen Taraf Gazetesi mensupları özellikle başta müvekkilimiz olmak üzere çok sayıda emekli ve muvazzaf subayın suçlu görülmesi için kamuoyu yaratılması ile ilgili görevler ifa etmişlerdir. Bu suretle Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme (220/7), Örgütün Amacının Basın Yoluyla Propagandasını Yapmak (220/8), İftira (TCK 267), Suç Uydurma (TCK 271), Suç İçin Anlaşma (TCK 316), Devletin Güvenliğine İlişkin Belgeleri yayınlama (TCK 326) suçlarını işlemişlerdir.


ceyhun-bozkurt.jpgGAZETE  5/Ceyhun BOZKURT

Gazete5.com

One Response to Taraf’ın yalanları suç duyurusunda belgelendi

  1. Selcuk says:

    Turkiyede Taraf kadar gercekleri belgeleri ile yazan ve ispatlayan sozunde duran korkusuz ikinci bir gazete gosterin sacimi usturaya vuracagim. Turkiyede siz dahil ne kadar gazeteler varsa satin alinmis, emirleri yazdiriyor sizlerde COPY PASTA ediyorsunuz.

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: