TEKEL Direnişinin Kazançları

TEKEL DİRENİŞİNİN KAZANÇLARI

Mehmet Akkaya


Bütün sendikalar TEKEL işçisine borçludur. TEKEL işçisinin hepsi farkında olmasa da, Sendikal hareketi uçurumdan kurtarmıştır. Artık emekçi hareketinde birçok şey eskisi gibi olmayacak.

Sadece TEKEL işçisi yetiyormuş. AKP’nin Ergenekon operasyonları ve telefon dinlemeleriyle yarattığı korku duvarının yıkılması için, milletimizi parçalama planlarının boşa çıkarılması için, Türk-İş camiasında uzun zamandır süren çatlağın tamiri için ve işçi sınıfının birleşmesi ve ayağa kalkması için, milletin kurtarıcıyı gören sevinç dolu gözlere sahip olması için sadece TEKEL işçisi bile yetiyormuş.

Tekel işçileri, 15 Aralıkta Ankara’ya geldiklerinde, bütün bunlara yol açacaklarını bilmeden geldiler. İstedikleri sadece özlük haklarının korunmasıydı. Her şeyi göze almış, gemileri yakmış gelmişlerdi. Kocaları, karıları ve çocuklarıyla vedalaşarak, sırtlarında battaniyeleri, kış demeden, yağmur, çamur demeden, sokakta, parkta gecelere eşlik etmeyi göze almış, dönmemek üzere gelmişlerdi. Polis copu, biber gazı, gözaltı, yaralanma, hatta ölmeyi göze almış gelmişlerdi. İstedikleri sadece haklarının korunmasıydı. Ama 69 gündür süren mücadelelerinde çoğunun farkında olmadığı büyük gelişmeler oldu. Neredeyse bütün taşlar yerinden oynadı. Öyle bir anafor yarattılar ki, toplumdaki bütün muhalefetin merkezi oldular.

Hangi gelişmelere yol açtılar bakalım:

1- Sendikacılık saygınlık kazandı

1 yıldır aidat almadığı üyelerinin hakları için ölmek pahasına bir mücadeleye önderlik etmek, Tekgıda-İş yöneticilerinin saygınlığını çok arttırdı. 2 aydır toplum sendikacılara başka gözle bakmaya başladı. ‘Sendika ağası’ günleri geride kalmış, yerine saygınlığı ve güvenirliği olan liderler dönemi almıştı. Mustafa Türkel’in ‘artık sendikacılık bile başka olacak’ derken, söylediği tam da buydu. İşçiye inanmak, Hükümetten korkmamak ve kararlı olmak…

2- Toplumdaki dayanışma ruhu şahlandı.

Sakarya Caddesi, 2 aydır Tekalif-i Milliye günlerini yaşıyor. Millete inanmayan, onun fedakarlık ruhuna ve gücüne güvenmeyen ‘aydınların’ çok şaşırdıkları bu oldu. TEKEL işçisi milletimizin dayanışma ruhunu ayağa kaldırmış, kendine güven ve kararlılık aşılamıştı. Oluk oluk gelen destekler, milletimizin Türkiye’nin esaret günlerinde ortaya çıkacak devrim arzusuydu aslında.

3- Abdullah Gül ; ‘Fırsat kaçtı’

15 Aralık’a kadar Tayyip – Gül ikilisinin açılımlarıyla yatan ve yer yer provakasyonlarla milletimizin birbirine düşürülmesinin eşiğinde olduğu Türkiye, silkindi ve yeniden birleşmeye, işçi sınıfının etrafında kucaklaşmaya başladı. Açılım planları boşa çıkmıştı. Abdullah Gül, bunu ‘fırsat kaçtı’ diye itiraf etti. Bu itirafa sebep olan etkenlerin arasında Tekel’in yaktığı birleştirirci ateşin payı büyüktür.

4- Korku duvarı aşıldı.

Bir sendikacının dediği şu gerçek, herkes tarafından dillendiriliyor artık. ‘Tekel mücadelesi öncesi telefon etmek ya da yan yana gelmekten korkan insanlar, artık korkmamaya, korku duvarının üzerine yürümeye başladılar.

5- Türk-İş’i parçalanmaktan kurtardı ve birleştirdi

Hükümetin işçi hakları adına ne varsa tasviye etmeye başladığı ve son kamu kuruluşlarının satılma programlarının ilan edildiği günlerde Türk-İş kaynıyordu. Türk-İş’in, sessizliği, sendikaları isyan noktasına getirdi. Genel merkezleri İstanbul’da olan sendikalardan Petrol-İş, Toleyis, Kristal-İş, Hava-İş, Tümtis, Deri-İş, Tek Gıda-İş, Basisen ve TGS, 18.12.2009 tarihinde ortak bir açıklama yayınlayarak Türk-İş’e, ‘Konfederasyon olmanın’ gereğini yerine getirerek diğer emek konfederasyonlarıyla ortak mücadele etmesi çağrısı yaptılar. Bu çağrı, bir süredir içten içe süren ayrılma tartışmalarının su yüzüne vuran ifadesiydi.

Toleyis, diplomatik ifadeleri de bir yana bırakarak ‘Türk-İş yönetimi, sendikacılığın temel fonksiyonlarını yitirmiştir’ dedi. 10 Aralık 2009 tarihli Başkanlar Kurulu bildirisinde; ”TOLEYİS Sendikası Başkanlar Kurulu artık bu duruma sessiz kalınmamasını kararlaştırmıştır. Türk-İş yeniden UMUT yapılmalıdır. Hasta yatağımızda ölümü bekleyemeyiz. Bu itibarla konfederasyona üye sendikalarımızı soruna çare bulmaları için tavır almaya çağırıyoruz.

Başkanlar Kurulumuz, TOLEYİS Sendikamızın Türk-İş’teki üyeliğimiz dahil her türlü kararı almasına; işçi hareketine yeni ivme kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapmasına tam yetki vermiştir.

TOLEYİS Sendikası bugüne kadar şerefle temsil ettiği Türk-İş üyeliğine karşın mevcut Türk-İş’in yapısından, işleyişinden ve işlevsizliğinden rahatsızdır ve bu rahatsızlığını kamuoyu ile paylaşmaktadır.” diyen sert açıklama yaptılar.

Türk-İş’te çatlak su yüzüne çıkmıştı ve bölünmeye doğru gidiyordu. Tekel işçileri tam da bu anda Türk-İş’in imdadına yetişti ve bütün sendikaları birleştirdi. Mücadele öne çıktı ve farklılıklar geri planda kaldı.

6- Türk-iş mücadeleye başladı 17 Ocak Mitingi

Aylardır toplanamayan Başkanlar Kurulu olağanüstü toplanarak Tekel işçilerinin mücadelesini sahiplendi. Bir dizi eylemden sonra 17 Ocak’ta Türk-İş’in çağrısıyla yapılan miting, ayrılma yanlısı kimi sendikaların ayak sürümesine ve eylemlere isteksiz katılmasına rağmen, bütün sendikaların tabanlarındaki mücadele arzusunu kamçıladı. 200 bine yakın işçi gelmişti ve uzun zamandır bu denli coşkulu miting yaşanmamıştı.

TEKEL’in ateşi hızla yayılıyordu. Türk-İş ayağa kalkmaya başlamıştı. Sıra diğer emek örgütleriyle ortak mücadeledeydi.

7- Emek Konfederasyonlarının ortak mücadelesi başladı

Türk-İş, DİSK, KESK ve Kamu-Sen, mücadeleyi sulandırdıkları gerekçesiyle Memur-Sen ve Hak-İş’i dışarıda tutan yeni bir dönem başlattılar. Bu tavır mücedele etmek isteyenin tavrıydı.

4-C gibi kuralsız, güvencesiz ve hukuka aykırı uygulamalar yürürlükten kaldırılana kadar mücadeleye devam edilmesi kararı aldılar.

‘Çalışma yaşamının tüm sorunlarına ilişkin ortak bir mücadelenin daha etkin sürdürülmesi konusunda’ görüş birliğine vardılar.

Mücadeleyi yayma kararı almışlardı. Emekçi hareketi, milleti millet yapacak ve AKP’nin sonunu hazırlayacak süreç hızlanacak.

8- AKP’nin eriyişini hızlandırdı

İşçilere uygulanan terör ve haklarının elinden alınmaya çalışılması AKP mensubu kimi vicdanları da ayağa kaldırdı. Partiden istida edenler ya da işçileri haklı bulanlar çoğalıyor. Tayyip Parti içinde, Tekel için açıklama yapılması yasağı koydu. Korku Hükümetin ve partinin kapılarını zorluyordu.

Anketler peş peşe yayınlanmaya başladı. AKP’nin taraftarları hızla uzaklaşmaya başlamıştı. Bugün seçim olsa yüzde 30’dan daha az oy alacakları gerçeğini görmeye başladılar. Telaş içinde saldırganlaştılar. Korku yüreklerine işlemiş, iktidarlarının sallanmaya başladığının farkına varmaya başlamışlardı. Büyük halk hareketi geliyordu.

10- Sendikaların yüzde 80’i baraj altında kalacaktı

AKP, sendikaların üyeliğinin hesaplanma yöntemini değiştirerek, 17 Ocak’ta sendikaların yüzde 80’ini barajın altında bırakmak niyetindeydi.

DİSK’in bütün sendikaları, Hak-İş’in Hizmet-İş dışındaki bütün sendikaları ve Türk-İş’in 6 ya da 7 sendikası dışındakilerin tamamı barajın altında kalacak, sözleşme yapamayacak ve aidat alamayacaktı. Sendikaları bitirme operasyonuydu bu.

Ancak hükümet TEKEL direnişi gibi sert bir mücadelenin yarattığı enerjiden korkarak, bu enerjiden etkilenen diğer sendikaların da baraj sebebiyle TEKEL’leşmesinden korktu ve uygulamayı sessiz sedasız 1 yıl erteledi.

11- 4-C yasasında iyileştirme yapılmasını sağladılar

TEKEL işçileri, baskı içinde oldukları için destek veremeyen 4-C mensuplarının durumlarında da nispi iyileşme sağladılar. Hükümet için geri adım sayılabilecek değişiklikler oldu.

1 aydan sonra sebep göstermeksizin iş aktinin fesih edilebilmesi, çalışırken iş bitimine kadar fazla mesai ücreti talep edemeden çalışma zorunluluğu ve her yıl yapılan sözleşmelerle süresiz iş akti olanağı sağlanmaması ymnündeki hükümlerde değişiklik olmadı. Buna rağmen halen 4-C statüsünde çalışanlar için nispeten olumlu sayılabilecek değişiklikler oldu.

– 2009 yılında öğrenim durumuna göre ayda 600-700-800 TL(brüt) ücret ödenen ücretler, 991, 1.106 ve 1219 TL’ye çıkarıldı

– Yılda en fazla çalışabilme süresi 10 aydan 11 aya çıkarıldı ve 22 gün izin ilave edildi.

– Sözleşmenin feshi hâlinde tazminat hakkı yoktu, iş sonu tazminatı getirildi.

– Ayda en fazla 2 gün hastalanabilme hakkı yılda 30 güne çıkarıldı.

12- AKP Özel İstihdam Büroları yasasının Meclisten çekti

AKP’nin ısıtıp ısıtıp getirdiği konulardan biri bu. Bütün AB ve IMF raporlarında Hükümeti ‘neden hala çıkarmadınız’ diye azarladıkları konu. Kölelik hukukunu koydukları 4857 sayılı İş yasasındaki kiralık işçi uygulaması için, özel kiralama büroları yasası çıkarmaya çalışıyorlardı.

Daha öncede toplumdan saklanarak torba yasa içinde meclise getirilen, ama Gül’ün bir gerekçe ile geri gönderdiği Özel İstihdam büroları yasası, yeniden torbaya konarak Meclise gelmişti.

TEKEl işçisinin Ankara ateşi büyüyordu. AKP, TEKEL ateşi hızla toplumu sararken, diğer sendikaların da harekete geçmesinden korkarak, meclise sevk ettikleri bu tasarıyı sessizce geri çektiler.

TEKEL işçisinin farkında olmadığı bir başarı da buydu.

Bütün sendikalar TEKEL işçisine borçludur. TEKEL işçisinin hepsi farkında olmasa da Sendikal hareketi uçurumdan kurtarmıştır.

Artık emekçi hareketinde birçok şey eskisi gibi olmayacak.

Mehmet AKKAYA
20 Şubat 2010

anafor.org

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: