Dursun Çiçek: Bize tuzak kuranların, sahte delil üretenlerin peşindeyiz

Bu yazının devamını oku

DURSUN ÇİÇEK GİZLİ TANIĞA ZOR ANLAR YAŞATTI

Islak imza davasında, Erzincan Ergenekon Davası’nın gizli tanığı Munzur dinlendi. Gizli Tanık Munzur, Savcı Osman Şanal’a verdiği ifadeyle defalarca çelişti. Bu çelişkiler Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in ısrarlı sorularıyla tescillendi. Ana tartışma konusu ise yine Dursun Çiçek’in Erzincan’a gidip gitmediği oldu. Islak İmza Davası’nın 21. duruşmasında Erzincan Ergenekon Davası Gizli Tanığı Munzur’un ifadesi alındı. Munzur, gizli tanıklar için hazırlanan bölümde sesi ve görüntüsü bozularak dinlendi. Bu yazının devamını oku

‘Dursun Çiçek’in itiraf haberleri yalan’

İrticayla Mücadele Eylem Planı ve Balyoz davaları kapsamında tutuklu olan Albay Dursun Çiçek’in, İnternet Andıcı soruşturmasında önceki gün savcıya kendi isteğiyle bir dizi itiraflarda bulunduğu haberi özellikle yandaş gazetelerde boy boy yer almıştı.

Çiçek’in, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ ve bazı subayların isimlerini verdiği iddiasını, avukatlığını yapan kızı İrem Çiçek yalanladı. Bu yazının devamını oku

İREM ÇİÇEK LAİKLİK İLE MÜCADELE EYLEM PLANINI YAZDI

Albay Dursun Çiçek, İrtica ile Mücadele Eylem Planı Davası’nın tek tutuklu asker sanığı olarak söz konusu davadan yargılanıyor. Dursun Çiçek’in kızı İrem Çiçek, davanın tek belgesi olan “İrtica ile Eylem Planı” nda küçük bir değişiklik yaparak “Laiklik İle Mücadele Eylem Planı” haline getirdi. İrticacı yerine laik; TSK yerine İktidar; Ergenekon yerine İrticai Örgütler; F.Gülenciler yerine Ergenekoncular/askerler; Askeri Mahkeme yerine Beşiktaş’taki Mahkemeler öznesi yazılarak ve cümle yapısında yeni özneye uygun çok küçük düzeltmeler yapılarak söz konusu plan bakın ne hale geldi. Bu yazının devamını oku

TARAF GÜNAH ÇIKARMAYA BAŞLADI

Taraf gazetesinin yayın koordinatörü ve yazarı Yıldıray Oğur dünkü köşesinde çok kritik bir yazı kaleme aldı. Satır araları okunduğunda “günah çıkarmanın” izlerinin net bir şekilde görülebileceği o yazıyı, tarihe not düşmek için yayınlıyoruz: Bu yazının devamını oku

BİR ALBAY NASIL ÇILDIRTILIR?

Islak imza davasının geldiği aşamayı her yerde okuyorsunuz.
Davanın sembol ismi Kurmay Albay Dursun Çiçek orucunu açmayacağını açıkladı. Yani açlık grevine girdi.
Albay Çiçek, ıslak imza ya da irtica ile mücadele eylem planı davasında 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Aylardır hapiste. Çiçek, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen davanın 11′inci duruşmasında tahliye talebinde bulundu ve talebinin reddedilmesinin ardından açlık grevine başladığını açıkladı.
Peki bu kararı nasıl aldı? Bu yazının devamını oku

SORUŞTURMA 1 YILDIR BEKLETİLİYORDU

Andıç tertibini başlatan imzasız ihbar mektubu bir yıl önce gönderilmişti. Soruşturmaya neden şimdi başlandığı merak konusu oldu. Dursun Çiçek’in avukatı Celal Ülgen, “soruşturma neden 6 ay önce değil, neden 10 gün sonra değil, neden YAŞ toplantısına denk getirildi” diye sordu. İsimsiz ihbar mektubundaki iddiaları Genelkurmay da yalanlamıştı.

Andıç tertibini başlatan isimsiz ihbar mektubuyla ilgili soruşturmanın YAŞ toplantısına denk getirilmesi, “soruşturma neden şimdi başlatıldı” sorusuna neden oldu. Bu yazının devamını oku

KOMUTANLARA YENİ TERTİP

Akşam saatlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan yeni bir tertibin düğmesine basıldı. İnternet Andıcı adı verilen tertip Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla başlatıldı. 19 kişiyi kapsadığı ifade edilen tertipte, Yüksek Askeri Şura toplantısında adı Kara Kuvvetleri Komutanı olarak geçen Orgeneral Hasan Iğsız ve Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu ile Kurmay Albay Dursun Çiçek’in adı da geçiyor.

Yüksek Askeri Şura toplantısının ana gündem maddesi olduğu süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan yeni bir tertibin düğmesine basıldı. Bu yazının devamını oku

BALYOZ HUKUKU HANGİ KİTAPTA YAZIYOR

Albay Dursun Çiçek’in oğlu Deniz Çiçek iddianameden verdiği örnekle, Balyoz yakalamalarında yaşanan ilginç bir çelişkiyi kaleme aldı. Buna göre aynı suçtan, aynı delillerle yargılanan üç kişiden ikisi hakkında mahkeme yakalama kararı vermezken, biri hakkında yakalama kararı çıkardı.

İşte Deniz Çiçek’in http://dursuncicek.wordpress.com da yayınlanan o yazısı: Bu yazının devamını oku

“ÜZERİNDEKİ ÜNİFORMAYI SUBAY ÜNİFORMASI ZANNEDEN HAİNLERİN TUZAKLARI…”

İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nı hazırladığı iddiasıyla 30 Nisan’da tutuklanıp, cezaevine konan, hem “Ergenekon” Mahkemesi, hem de Askeri Mahkeme’de yargılanmasına devam edilen, ama bu arada “Balyoz” darbe planında yer aldığı gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı çıkartılan Kurmay Albay Dursun Çiçek, Odatv aracılığıyla zehir zemberek mesajlar gönderdi. Yaşananları 1919’a, Malta sürgünlerine benzeten Çiçek, idama mahkum etseler dahi kurulan tuzakları halka anlatmaya devam edeceklerini bildirdi. Çiçek, sahte “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” pazarlamasıyla, irticanın korunup, kollandığını, ayrıca gerçekte askere ve yargıya karşı acımasız bir komplo planı uygulandığını da düşünüyor. Bu yazının devamını oku

102 ASKER…İSİM İSİM

İstanbul 10′uncu Ağır Ceza Mahkemesi, Balyoz tertibiyle ilgili davanın tensip zaptını hazırladı. 102 emekli ve muvazzaf asker için yakalama kararı çıkarıldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılanlar arasında Koramiraller Mehmet Otuzbiroğlu ve Kadir Sağdıç ile 23 muvazzaf general bulunuyor. Çetin Doğan, İbrahim Fırtına ve Özden Örnek de hakkında yakalama kararı çıkarılan isimler arasında. Davanın ilk duruşması ise 16 Aralık’ta Silivri Cezaevi’nde görülecek…

İstanbul 10′uncu Ağır Ceza Mahkemesi, balyoz tertibiyle ilgili tensip zaptını hazırladı. 102 muvazzaf ve emekli asker hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Bu yazının devamını oku

BAŞBUĞA CEVAP: “KOCA 1 YILIMI YEDİLER” DEMEYİ EN ÇOK BİZ HAKEDİYORUZ

Kurmay Albay Dursun Çiçek’in kızı İrem Çiçek, “Babam” başlıklı bir mektup kaleme aldı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, “Koca 1 yılımı yediler” sözüne gönderme yapan İrem Çiçek, “Bu cümleyi söylemeyi en çok biz hak ediyoruz” dedi. İşte İrem Çiçek’in mektubu…

Bir sabah uyandığınızda bütün gazetelerde isminizin yer aldığını, bazılarında ise kirletilmeye çalışıldığını düşünün. Önceki hayatınızdan eser kalmadığı bir 1 yıl yaşadığınızı düşünün. Bunu yapanları bulmak için her türlü hukuki yola başvurduğunuzu ancak hiç kimsenin bir şey yapmadığını düşünün. Başbakanın sizin isminizi anarak açıklamalar yaptığını ve sizin bir kamu görevlisi olmanızdan ötürü cevap veremediğinizi düşünün. Herkes size inanırken, cezaevine girmenize seyirci kaldıklarını ve sadece “arkanızdayız, sizinle gurur duyuyoruz, çok güçlüsünüz” dediğini düşünün. Bu yazının devamını oku

REDDİ HAKİM TALEBİ REDDEDİLDİ

Islak imza davasının ilk duruşmasında yapılan reddi hakim talebi kabul edilmedi. Talebi değerlendiren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti davaya yarın devam edilmesini kararlaştırdı.

Islak İmza Davasının ilk duruşmasında Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk’ün avukatı Hasan Gürbüz, davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki hakimlerden Hasan Hüseyin Özese, Sedat Sami Haşıloğlu ve Hüsnü Çalmuk’u reddeti. Avukat Hasan Gürbüz gerekçesinde mahkemenin kararlarında yer alan ifadelerle, görüşlerini önceden belli ettiklerini söyledi. Bu yazının devamını oku

Kurmay Albay Dursun Çiçek Askeri Cezaevinde Götürüldü

KURMAY ALBAY ÇİÇEK HASDAL ASKERİ CEZAEVİNE GÖTÜRÜLDÜ

Hakkında tutuklama kararı çıkan Kurmay Albay Dursun Çiçek bugün(30 Nisan) geldiği Beşiktaş Adliyesinde tutuklandı. Albay Dursun Çiçek hakkındaki yakalama kararı 2 üye hakimin oylarıyla alındı. Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve İstihbarat Şefimiz Ufuk Akkaya ile Avukat Serdar Öztürk’ün tahliye talepleri de 2 üye hakimin oylarıyla reddedildi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün hem Çiçek hakkındaki tutuklama kararına hem de tahliyelerin reddi kararına muhlafet etti. Bu yazının devamını oku

Jandarma Kriminal: Belgede Dursun Çiçek’in Parmak İzi Yok

JANDARMA KRİMİNAL: BELGEDE ÇİÇEK’İN PARMAK VE AVUÇ İZİ YOK

Islak imzalı kağıt parçası üzerinden Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in parmak izi çıkmadı. İnceleme, Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın kararıyla, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı tarafından yapıldı. Çiçek’in avukatları, ısrarla belge üzerinde imza dışındaki analizlerin yapılmasını talep ediyordu. Bu yazının devamını oku

Köksal Şengün, Ufuk Akkaya ve Deniz Yıldırım İçin Tahliye İstedi

MAHKEME BAŞKANI ŞENGÜN, AKKAYA VE YILDIRIM İÇİN TAHLİYE İSTEDİ

Islak imza iddianamesi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın İlk duruşması 28 Haziran’da yapılacak. Örgüt üyeliğiyle suçlanan sanıklara 7 buçuk yıl ile müebbet hapis arasında hapis cezaları isteniyor. Mahkeme başkanı Köksal Şengün Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve İstihbarat Şefimiz Ufuk Akkaya’nın tahliyesini istedi. Bu yazının devamını oku

Dursun Çiçek: Deniz Gücünün Tırnakları Sökülmek İsteniyor

ALBAY DURSUN ÇİÇEK: BÖLGESEL BİR DENİZ GÜCÜNÜN TIRNAKLARI SÖKÜLMEK İSTENİYOR

Islak imzalı kağıt parçasının altında imzası olduğu öne sürülen Albay Dursun Çiçek, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada, neden Deniz Kuvvetlerini hedef seçildiğini anlattı. Süreci ve tehlikenin boyutlarını Albay Çiçek’in kaleminden aktarıyoruz… Bu yazının devamını oku

Islak İmza İncelemesi İçin 5 Başlıkta Analiz Yapılıyor

GENELKURMAY ADLİ MÜŞAVİRİ: ISLAK İMZA İNCELEMESİ İÇİN 5 BAŞLIKTA ANALİZ YAPILIYOR

Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu, ıslak imza soruşturmasında avukatların talep ettiği analizlerin yapıldığını açıkladı. İncelemenin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için belgenin aslının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istendiğini belirten Çubuklu, “Savcılık cevap yazmadı” dedi. Bu yazının devamını oku

3 Adli Tıp’çı Hakkında Soruşturma

3 ADLİ TIP’ÇI HAKKINDA SORUŞTURMA

Islak imza tartışmasında, “imza Dursun Çiçek’e ait” diyen ve sadece 1 haftalık eğitimle bu raporu verdikleri anlaşılan 3 Adli Tıp’çı hakkında soruşturma başlatıldı. Bu yazının devamını oku

TRT Reşadiye Saldırısının Sorumlusunu Buldu Dursun Çiçek’e Ergenekon İftirası

TRT REŞADİYE SALDIRISININ SORUMLUSUNU BULDU; ALBAY DURSUN ÇİÇEK

Tokat’ın Reşadiye ilçesinde 7 Aralik 2009 tarihinde yapılan saldırı ile ilgili çok fazla komplo teorisi yapıldı.

AKP ve DTP saldırının açılımı baltalamaya yönelik bir provokasyon olduğunu iddia ettiler.

Ardından PKK’nın saldırıyı üstlenmesi bu konuda spekülasyonları yine de bitirmedi.

PKK’nın saldırıyı üstlenmesine rağmen basta cemaat olmak üzere bazı kesimler saldırının provokasyon olduğu konunda ısrar ediyorlar. Bu yazının devamını oku

Dursun Çiçek’in Mektubu

ALBAY DURSUN ÇİÇEK’TEN MEKTUP GELDİ

Başbakan’ın, yandaş ve cemaatçi basının, Ergenekon Savcılarının nihayet istediği oldu.

Kurmay Albay Dursun Çiçek şu saatlerde Ergenekon savcılarına ifade veriyor. Tutuklanma ihtimali yüksek.

Neden belli…

İrtica ile Eylem Planı’nı Çiçek’in hazırladığı iddia ediliyor. Islak imzalı olduğu iddia edilen raporu da savcılara bir ihbarcı gönderdi.

“İddia ediliyor” kalıbını biz değil, Başbakan kullanmıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 29 Ekim’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile bir araya geldi. Görüşme sonrası yapılan açıklama aynen şöyleydi: Bu yazının devamını oku

İnsan Köpeği Isırdı Yandaş Medya Tınmadı

İNSAN KÖPEĞİ ISIRDI YANDAŞ MEDYA TINMADI

yandas medya

Gazeteciliğin ham maddesi, temel taşı haberdir diye bilirsiniz değil mi?
Öyleyse yanlış biliyorsunuz!
Türk medyasının bir habere bakışını, haberin kendisi değil, o haberin siyasi iktidarın lehine mi yoksa aleyhine mi olduğu tayin ediyor.
Bazı günler öyle haberler olur ki gazetelerin o haberle ilgili tutumları, medyanın ne derece “özgür” olduğunu da ayna gibi yansıtır. Bu yazının devamını oku

Islak İmzalı Kağıt Parçası

ISLAK İMZALI KAĞIT PARÇASI

ıslak imzaAlbay Dursun Çiçek’in Beşiktaş Adliyesi’nde ifade vereceği yönündeki haberler yalanlandı. Çiçek’in avukatı, kendilerine tebligat gelmediğini ve müvekkilinin Ankara’da olduğunu belirtti.
Islak imzalı kağıt parçasının ortaya çıkması üzerine Albay Dursun Çiçek, ifadeye vermeye çağrılmıştı. Milliyet gazetesi de, “Merkez Komutanlığı, Çiçek’in ihtarlı davetiyeye riayet ederek bugün ifade vermeye gideceğini soruşturma makamlarına iletti” diye haber yapmıştı. Ancak Çiçek’in avukatı yaptığı açıklamada, kendilerine tebligat gelmediğini ve müvekkilinin Ankara’da olduğunu söyledi. Bu yazının devamını oku

Islak İmzalı Kağıt Parçası

ISLAK İMZALI KAĞIT PARÇASI

ıslak imzaAdli Tıp’ta verilen “İmza Albay Dursun Çiçek’e ait” kararı büyük şüphe yaratıyor. Ulusal Kanal’a konuşan Adli Tıp kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin Eski Başkanı Doçent Doktor Ömer Kurtaş, raporu veren heyetin yetersiz bilgiyle yüksek kanaate vardığını söyledi. Ali Tıp Uzmanı Kurtaş, raporun bilimsel olarak zayıf olduğuna dikkat çekti.
“İrticayla Mücadele Eylem Planı” adlı belgedeki imzanın Albay Dursun Çiçek’e ait olduğunu iddia eden Adli Tıp raporu çok şüpheli hale geldi. Bu yazının devamını oku

Islak İmzada Son Durum Ne?

ISLAK İMZADA SON DURUM NE?

Hürriyet yazarı Yalçın Doğan bazı Adli Tıp yetkililerine ve uzmanlara belgedeki imzayla ilgili sorular sordu. Aldığı yanıtlar ıslak imza tartışmalarına yeni boyutlar getirecek nitelikteydi. Uzmanlar imzanın çok kolay taklit edilebilir olduğunu ve başka kriterlere de bakmak gerektiğini söylüyorlar. Söz konusu imza “yüzde yüz eli ürünüdür” sınıfına değil, “kabulü gerekir” sınıfına giriyor. Yani Adli Tıp kararı mahkemeye bırakmış!

İşte Yalçın Doğan’ın “İmza kabul edildi ama acele etmeyin” başlıklı yazısı: Bu yazının devamını oku

Islak İmza Taklit Edilebilir Mi?

ISLAK İMZA TAKLİT EDİLEBİLİR Mİ?

“İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın ıslak imzalı aslının bulunduğu iddiası, “imza taklit mi?” sorusunu akla getirdi. Uzmanlar basit imzaların başka kişiler tarafından taklit edilebileceğine dikkat çekiyor. Bir de ıslak imzayı taklit edebilen makineler var. Bu makineler bir imzanın aynısını atabiliyor…
“İrticayla Mücadele Eylem Planı” adlı kağıt parçasının ortaya sürülmesinden tam 4 ay sonra bu kez de orijinali savcılığa ulaştırıldığı ileri sürüldü. Bu dokümanda Kurmay Albay Dursun Çiçek’in “ıslak imza”sının bulunduğu iddia ediliyor. Bu yazının devamını oku

İrticayla Mücadele Eylem Planı

“İRTİCAYLA MÜCADELE PLANI”

İrticayla Mücadele Planı

İrticayla Mücadele Planı adını taşıyan belgenin, Genelkurmay karargahında hazırlandığı iddia edildi. Sonrasında belgenin sahte olduğu ortaya çıktı. Aylarca ses çıkmadı. Ancak 4 gün önce Ergenekon savcılarına gönderilen ihbar mektubundan belgenin aslının ortaya çıktığı iddia edildi… İşte son 4 günde yaşananlar… Bu yazının devamını oku

Doğu Perinçek’e Soruşturma Açıldı

PERİNÇEK’E SORUŞTURMA AÇILDI

Doğu Perinçek

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkında, Aydınlık Dergisinin 21 Haziran tarihli sayısındaki, “Belge Manyaklığı” yazısı nedeniyle soruşturma açıldı. Basın savcılığı, Perinçek’in, “Adil yargılamayı etkilediği”ni ve “Soruşturmanın gizliliğini ihlal” ettiğini iddia etti. Perinçek, Taraf gazetesinde yayımlanan “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesini ele aldığı yazısında, Türkiye’nin sahte kağıt parçalarıyla aldatıldığına dikkat çekmişti. Bu yazının devamını oku

Albay Dursun Çiçek 3 Yıl Önce İmzasını Değişmiş, Sahte Belge Çöküyor

Albay Dursun Çiçek 3 Yıl Önce İmzasını Değişmiş

Genelkurmay Başkanı’nın “kağıt parçası” dediği sözde belgedeki imzanın Kurmay Albay Dursun Çiçek’in eski imzası olduğu ortaya çıktı. Çiçek, imzasını 3 yıl önce değiştirdiğini söyledi. Kağıt parçasındaki imzayı “10 yıl önce bir başka belgeye attığını belirten Albay Çiçek, Askeri savcılığın son yaptığı soruşturma evrakına attığı imzayı ise son 3 yıldır kullandığını ifade etti. Böylece Albay Çiçek askeri savcılığa farklı imza verdi iddiasıda ortadan kalkmış oldu.

İki imzanın farklı olması üzerine yandaş medya Albay Çiçek askeri savcılığa farklı imza vererek savcılğı yanıltmaya çalıştı haberleri yaptı. Oysa gerçek ortaya çıktı… Çünkü Kurmay Albay Dursun Çiçek’in imzasını 3 yıl önce değiştirdiği ortaya çıktı.

Albay Dursun Çiçek’e adliyedeki sorgusunda, söz konusu belgenin altında yer alan imzası ile askeri savcılık soruşturmasındaki evraka attığı imza arasındaki farkın nedeni soruldu.

Alınan bilgiye göre Çiçek, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesindeki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak bu imzayı 10 yıl önce bir başka belgeye attığını söyledi. Çiçek, bu imzanın dijital yöntemler kullanılarak belgenin altına yapıştırılmış olabileceğini vurguladı. Belgeyi kendisinin hazırlamadığını kaydeden Çiçek, birbirinden farklı imzalar kullandığını ve bu imzaların her birini hatırladığını belirtti. Askeri savcılığın son yaptığı soruşturma evrakına attığı imzayı ise son 3 yıldır kullandığını ifade etti.

Ergenekon soruşturması kapsamında nöbetçi hâkim tarafından tutuklandıktan sonra avukatının itirazı üzerine üst mahkeme tarafından tahliye edilen Albay Dursun Çiçek’in “delil yetersizliği” gerekçesiyle serbest bırakılmıştı. Tahliye kararını veren İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “İrticayla Mücadele Eylem Planı” başlıklı belgeyi de fotokopi olduğu için delil olarak değerlendirmediği öğrenildi. Ayrıca Adli Tıp Kurumu’nun da belge fotokopi olduğu için gerekli incelemeyi yapamadığı belirtildi.

ulusalkanal.com

İRTİCAYLA MÜCADELE BELGESİNİN DOĞRU OLMADIĞINI GÖSTEREN 6 MADDE

BELGENİN DOĞRU OLMADIĞINI GÖSTEREN 6 MADDE

sahtebelge

Taraf Gazetesi’nin geçen hafta yayınladığı ve ülke gündemine oturan “İrticayla Mücadele Planı” belgesinin ortaya çıkışı ilgili şüpheler neler? Bu belgenin ortaya çıkış zamanlaması neden dikkat çekiyor? Önce şu saptamaları yapalım:

1. Ergenekon soruşturması kapsamında Em. Yüzbaşı Muzaffer Tekin tutuklandığında, avukatı Kemal Kerinçsiz’di. Daha sonra Kerinçsiz de aynı soruşturma kapsamında tutuklandı. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tutuklandığında avukatı Nusret Senem’di. Sonra Senem de tutuklandı. Örnekler çoğaltılabilir. Son örnek Serdar Öztürk’tür. Öztürk de tutuklanmadan önce, tutuklu sanıklardan Albay Levent Göktaş’ın avukatıydı. Hal böyle iken siz Serdar Öztürk olsanız, böyle bir belge de var ise, bu belgeyi büronuzda, çekmecenizde, bilgisayarınızda bulundurur musunuz?

2. Serdar Öztürk’ün bürosu, Öztürk 4 günlüğüne Antalya’ya gittiğinde aranıyor. Öztürk’ün hangi tarihte Antalya’ya gideceği, telefonları dinlendiğinden zaten biliniyor. Ve çekmeceden fırtına koparacak bir belge bulunuyor! Normal mi?

3. Soruşturma nedeniyle gizli kalması gereken belge, yine Taraf gazetesinden çıkıyor! (Taraf Gazetesi, İşçi Partisi Genel Merkezi’nde Yargıtay Krokisi bulunduğunu iddia etmişti. Aylar sonra, krokinin düzmece olduğu hukuken de saptandı ve Taraf Gazetesi İşçi Partisi’ne tazminata mahkum oldu!)

4. Askeri savcılık, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’ndan belgeyi istiyor. Savcılık, fırtına koparan belgenin orijinalinin elinde olmadığını açıklıyor!

5. Belgenin Genelkurmay’a ait olduğu iddia ediliyor. Siz Genelkurmay Başkanı ya da İkinci Başkanı olsanız, bir personelinize ya da bir biriminize AKP’yi ismiyle hedef alan bir belge hazırlatır mısınız? Genelkurmay’ın dinlendiği, belgelerin havada uçuştuğu bir dönemde böyle bir şeyi yaptırmak mantıklı mı?

6. Bir iddia da, Genelkurmay Başkanı ya da İkinci Başkanı’ndan habersiz olarak, birimin başı Albay Dursun Çiçek’in bu belgeyi hazırladığı şeklinde… Siz Albay Çiçek olsanız, böyle bir belgeyi hazırlar mısınız? Diyelim hazırladınız, Ergenekon sanıklarından birinin avukatına ulaştırır mısınız? Ya da belgenin, Ergenekon sanıklarından birinin avukatına ulaşacak bir yol bulmasına olanak verir misiniz?

Taraf gazetesi, “İrticayla mücadele planı” başlıklı belgeyi “AKP ve Gülen’i bitirme planı” başlığıyla haberleştirdi. Ve kıyamet koptu.

Ancak, yukarıdaki saptamalar da gösteriyor ki, işin aslı iddia edildiği gibi çıkmayacak. Belgenin Haziran ayında ortaya çıkması bile yeterince anlamlı. Haziran, Türkiye’de 30 Ağustos’a giden süreçtir; YAŞ’tır… Haziran devlet mekanizması açısından da kritiktir. Valiler Kararnamesi, Emniyet Müdürleri Kararnamesi Haziran ayında açıklanır.

Mehmet Ali Güller

Odatv.com

İrticayla Mücadele Eylem Planı Belgesi, Albay Dursun Çiçek’e Komplo Yalçın Küçük’ün Yorumu

‘BELGEYİ ALBAYIN HAZIRLADIĞINI DÜŞÜNMEK AHMAKÇADIR’

yalçınküçük

Bu belge problemini tek başına ele almak yanıltıcı olabilir.

Ergenekon adı verilen dava, iddia tarafı açısından birçok meselenin sonucudur. Bu dava orduya karşı çökertme havası barındırıyor. Bunu son zamanlarda çok açık olarak ifade ettiler. Genelkurmay Başkanı İlker Paşa’nın Harp Akademileri’ndeki konuşması çok açıktı. Bir tarikattan bahsetti. Bir şekilde de İstanbul Emniyeti’nden bahsetti. Genelkurmayda daha sonra yapılan açıklamalarda bu durum daha net ortaya çıktı. İkisini birleştirdiğimiz zaman Türk Silahlı Kuvvetleri, Ergenekon adı verilen, Savcı Zekeriya Öz’ün yönettiği davayı polisle birlikte Türk silahlı Kuvvetlerine karşı yapılan bir savaş olarak algıladı.

Bu bir hukuk davası değil

Bununla birlikte hem Tuncay Güney’in ifadelerinin çökmesi, hem Atasagun’un MİT Müsteşarlığı zamanında hazırlanmış olan ve bu dosyanın temelini oluşturan raporların güvenilir olmadığının ortaya çıkması, aynı şekilde Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Paşa’nın da açıklamaları bunu çökertti. Bu bir hukuk davası değil, hukuk davasının ötesinde medyanın, Star Televizyonu’nun, Samanyolu Televizyonu’nun, ATV’nin, diğer televizyonların ve onların yazarlarının yönettikleri, -çok garip olabilir- Milliyet Gazetesi’nin de içinde olduğu bir davadır. Milliyet Gazetesi çok açık olarak bizi inandırmaya kalktı. Dedi ki: “İlhan Selçuk evvela Danıştayı bombaladı, sonra kendini bombaladı.” Anlaşılmaz bir şekilde bombaların numaralarına baktılar, bunu tefrika ettiler. Sedat Ergin bunu yapıyor. Nitekim iki gün önce de başyazı yazdı. “Bu belge Genelkurmay ile AKP’nin arasını bozuyor” diyerek kraldan fazla kralcı oldu. Demek ki davanın bir de bu tarafı var. Bütünüyle çöküyor.

Genelkurmay bir devlet idaresidir, devletin bir parçasıdır

Şamil Tayyar çok açık olarak “Bu davadan sıyrılırlarsa” diyor. Zaten dava Şener Paşa ve diğer paşalarla beraber doğrudan doğruya orduya inmek istiyordu. Genelkurmay Eski Başkanı Yaşar Paşa da çok yakın bir zamanda “Ben inceledim orduda böyle bir darbe yoktur” dedi. Zamanın Genelkurmay Başkanı “ben inceledim o zamanlarda herhangi bir işaret yok” dediyse dava çökmüştür. Şimdi yeni noktalar araştırılıyor.

Bir devlet idaresinde düşünemeyeceğimiz bir nokta var; Genelkurmay bir devlet idaresidir, devletin bir parçasıdır. Buradan bir belge çıktığı söyleniyor ve Genelkurmay “biz araştırıyoruz” diyor. Tayyip Erdoğan bunu kabul etmiyor ve bir miting meydanından dava açacağız diyor. Bu hem ölçüleri çok fazla aşmak demektir, hem de çok büyük bilgisizlik demektir. Tayyip Erdoğan’ın bu konuda dava açma yetkisi yok. Öyle bir mekanizma yok. Tayyip Erdoğan -böyle bir şey varsa- gider birilerine tazminat davası açar. Daha sonra Cemil Çiçek bu açıklamayı düzeltti. “savcılara başvuracağız” dedi. Bu ikisi birbirinden farklı. Daha vahim olanı, devletin bir parçasının başka bir parçasına karşı kıyam halinde olmasıdır. Burada bir savcının tahkikatı var. Biz bunu da kabul etmeyiz. Yasak kararını kabul etmiyoruz ama Türkiye’de mahkemeler çok yerde yayın yasağı kararı verirler. Bunu da kabul etmeyiz.

Tabi kimse artık Fethullah Gülen’le AKP’yi birbirinden ayırmıyor

Bu çok açık bir şekilde AKP iktidarının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı kıyam teşebbüsüdür. Aynen Fethullah Gülen’in sonradan geri almak mecburiyetinde kaldığı konuşmasında GATA’da yatanlara “gatakulli” demesi gibi. Şöyle bir durum ortaya çıkıyor; Türkiye’de AKP iktidarında askeri olan her şeye bir isyan görüyorsunuz. Tabi kimse artık Fethullah Gülen’le AKP’yi birbirinden ayırmıyor.

Bugün eğer bir tutuklu askeri hastanede yatıyorsa başvekâlette bunu gayrimeşru sayan bir ekip var. Eğer bir belge varsa, bunu devletin savcısı, yargısı inceliyorsa bunu da kabul etmeyen bir heyet başvekâlettedir. Bu, devleti bitirmektir. Böyle bir devlet olamaz.

Rumların mübadelesi bir anlaşmayla olmuştur

Tayyip Bey iki hitabetiyle bu devletin temellerine mayın döşemiştir; “Türk Devleti birtakım insanlara faşizm uyguladı” demiştir.

Bir devlette başvekâlette olan bir kimse bunu söylediği zaman, devletin kuruluşunun ahlaki temellerine taarruz etmiş olur. Çünkü faşizm ahlak dışıdır.

Bilmemiz gereken noktalardan bir tanesi şudur; Rumların mübadelesi bir anlaşmayla olmuştur. Sadece biz değil, Yunaniler de içerdekilerini vermiştir. “onları bize verin, bizdekilerini alın” demişlerdir. Daha da önemlisi, bu bilgisizlik devletin ahlaki temellerini ortadan kaldırıyor.

Siz mi çıkarttınız gizli anlaşmaları?

Tayyip Erdoğan seçimlere giderken Adnan Menderesle beraber resimlerini bastırıyor, bu adadaki asıl büyük, zorla yapılan mübadele 6-7 Eylül 1955’tir. Menderes yapmıştır. Böyle yapmışsa bile bunu tarihçiler, politikacılar söyler. Ama başvekâlette olan bir adam söylerse devletin kuruluşundaki ahlakilik ilkesi ortadan kalkar. Aynı şekilde “gizli anlaşmalar var, söyleyemiyorum” demek de devletin meşruiyetine taarruzdur. Ayrıca burada Tayyip Bey’e söyleyeceklerim var;

Siz mi çıkarttınız gizli anlaşmaları?

Onları ben yazdım, Yalçın Küçük!

Bir tanesi 1958’dedir. İsrail başbakanı uçak kazası diye gizlice tebdili kıyafet Türkiye’ye gelmiştir. Bu ilk gizli anlaşmadır ve bunu ilk ortaya çıkaran benim. Benim kitaplarımda var, başka hiçbir yerde yok.

İkincisi; 1996’da, o zamanlar sürekli televizyon programlarım vardı. Necmettin Erbakan’ın başbakan, Tansu Çiller’in de yardımcısı olduğu zamanlardı. Çocuktu o zamanlar. İl başkanıydı. Bunu imzalayan, hükümetin dayandığı partinin il başkanıdır. Neden açıklamıyorsunuz?

Bunlar uzun konular, ben bunları televizyonda da anlattım.

Necmettin Erbakan adına Şevket Kazan çıktı. “şu anda resmidir, daha da yapacağız” dedi. Başvekâlette olan bir adam ister orada kapıcı olsun, ister başbakan olsun. “Gizli anlaşmalar var, bunlar gizli olmazsa söylerdim” derse o devletin hukukiliğini ortadan kaldırır. Mecbur musunuz gizli anlaşmalar yapmaya? Yalçın küçük hepsini söylüyor.

O gizli anlaşmalarda da bazı sorunlar olduğunu görüyoruz. O anlaşmalara göre belli periyotlarda Türkiye’deki başbakanla İsrail’deki başbakan görüşürler. Tayyip Erdoğan Bush’la konuşmaya giderken Londra’ya da uğrar, karşılaşırlar, konuşurlar. Mecburlar.

Şu anda Netanyahu başbakan oldu, öyle bir görüşme olmadı. Bunu da biz Odatv.com’da da söyledik. Davos’tan sonra Tayyip Erdoğan İsrail açısından “Persona non grata’dır. Bütün rahatsızlıkları budur. İsrail’in ve dünya Yahudilerinin kontrol ettiği bütün yayınlar inanılmaz bir şekilde Tayyip Erdoğan’ı eleştiriyorlar. Tayyip Erdoğan bu durumdan çok rahatsız. Bu rahatsızlıktan kurtulmak için iktidardan düştüğünü görüyor. Düşme hastalığına yakalandı. Bugün Tayyip Erdoğan’ın hastalığı siyasi olarak da “düşme hastalığı” olduğu için Türk ordusuna karşı çok açık bir savaş yaparak ayakta kalmaya çalışıyor. Zaten hatırlayacağınız gibi bu Ergenekon denilen dosyanın basındaki amigoları devamında bunu söylüyorlardı. Doğrudan doğruya muvazzaf subay, muvazzaf general, emekli olmayan general tutuklamak istiyorlardı. Buradan bir başarı elde etmek istiyorlardı. Bu bir kıyamdır. Devletin bir kısmının bir kısmına karşı kıyam halidir. İlker Paşa yumuşak bir şekilde söyledi;

“Soruşturmaların gizliliği vardır” dedi.

Tuncay Güney’in ifadesinin güvenilir olmadığı, işkencede alındığı ortaya çıktı. Şengal Atasagun “o deli saçmasıdır ama ben işleme koydum” dedi. Demek ki bu Ergenekon dosyası içinde güvenilirliği, ciddiyeti olmayan, ısmarlama birtakım belgeler hazırlanmıştır.

Bu belge de öyle mi bilmiyorum. Araştırılacak.

Buradaki yanlışlık bir devlet kurumunun tahkikatına başvekâletteki Tayyip Erdoğan’ın savaş açmasıdır. Şener Paşa’nın eşi için ne demişlerdi? O hâkim iyiymiş, o bizi severmiş… Ben Türkiye’de en fazla sanık olan insanım, bütün hapishanelerde yattım. Her sanık böyle düşünür. Ulucanlar’da yatıyordum, koğuşta, “DGM’nin bir numaralı başkanı Turgut Okyar iyi yargıç, Orhan Karadeniz kötü yargıçtır” derdik. Bu normaldir. Bunu herkes söyler. Şimdi Tayyip Erdoğan ve arkadaşları bu duruma düştü. İyi hastane var, Gatakulli hastane var. Sen gerçekten başbakan olduğunu düşünüyorsan, Milli Savunma Bakanı’nı çağırırsın, diğerini çağırırsın “bu nedir?” dersin.

Genelkurmay Başkanı da “Bunu tahkik ettiriyoruz” der.

İmam Hatip lisesinden mezun olup ondan sonra hiçbir şey olmamış insanlara başbakanlık verilirse-Hilmi Özkök vermiştir- devlet bu hale gelir.

Şimdi Sedat Ergin başyazı yazıyor. O’na soruyorum;

Siz hangi Türkiye’nin gazetecisisiniz? Siz Turgut Özal’ın ne dediğini bilmiyor musunuz? O zaman gazeteci arkadaşımız Yavuz Gökmen’e söyledi. “orduya karşı 100 bin kişilik bir polis ordusu kuruyorum” dedi. Belleğinize ne oldu? Şimdi 200 bin kişilik oldu. İlker Paşa son konuşmalarında söylemedi mi? Newsweek bunu yazmadı mı? Ben bunları söylemedim mi? “Ben İstanbul Emniyeti tarafından tutuklandım. Beni sorgulayan savcı, hukukçu görmedim. Beni Nazlı Ilıcak tutukladı, beni Şamil Tayyar tutukladı” demedim mi?

Benim demem önemli değildir. Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan ayrılan Vural Savaş bunu kitap haline getirmedi mi? Muhalefet lideri Deniz Baykal lütfedip benim adıma da atıf yaparak bunun böyle olduğunu söylemedi mi? Sedat Ergin! nesiniz? Milliyet Gazetesi! nesiniz? Fikret Bila! nesiniz? Siz nesiniz? Bunları görmüyor musunuz?

Bu çok açık bir kıyamdır. Nereye kadar gider, bunu söylemek mümkün değildir.

Biz bu belgenin doğru olup olmadığını bilemeyiz ama kim olursa olsun kim bu belgeyi yazmışsa bu bir ilkelliktir. Bunu hiçbir zaman bir albaya yakıştıramazsınız. Bu kadar ahmakça, bu kadar aptalca bir belge olmaz. İkinci iddianamenin bütün klasörleri gösteriyor ki Türk ordusunda, Hilmi Özkök ve yanında olan birkaç kişi dışında herkes AKP’yi, laik cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik bir hareket içinde.

Böyle ilkel bir belgeyi Türk ordusunda hiçbir albay hazırlamaz

Ben yerlerinde olsam bu belgeyi yayınlamazdım. Ki belgenin çıktığı söylenen üsteğmen de “hayır” diyor. Ben hala o değildir diyemem. Araştırılacaktır. Böyle ilkel bir belgeyi Türk ordusunda hiçbir albay hazırlamaz. Ama Türk ordusunun büyük bir kısmının AKP’den rahatsız olduğu, AKP’yi cumhuriyetin temellerini sarsıcı bir hareket olarak gördüğü mutlaktır. Bu belge çok ahmak, hiçbir şeye yetişmemiş bir gizli servisçinin yaptığı bir şeydir. Sonunda da görüyoruz ki Genelkurmay “bizde yok” diyor.

Mesele çok vahimdir. Artık Genelkurmay Başkanının ve önceki Genelkurmay başkanının söyledikleri çok açık olarak ortaya çıkmıştır. Tayyip Erdoğan’ın, sadece tıbben değil, siyaseten düşme hastalığına yakalandığı, sinirlerinin bozulduğu görülmektedir. Başvekâlette kalmasına elverişli olmayan bir durum söz konusudur. Dünyanın hiçbir yerinde “Ah gizli olmasa ben bunları açıklarım” diyen bir insan başvekâlette kalamaz. “Bunları yaptık özür dileriz” dersiniz. Ama hiçbir kimse başvekâlette ister kapıcı, ister başbakan ister başbakanın üstü olsun “biz faşizm uyguladık” diyemez. Bu bilgisizliktir. Bu devleti çökertmedir. Bir miting meydanından “mahkemelere başvuracağız” deyip, kendisini devletin içinde saymayan, devlete karşı bir savaş başlatmış bir kimse durumuna düşürüyor.

Odatv.com

ALBAY DURSUN ÇİÇEK KİMDİR

ALBAY DURSUN ÇİÇEK KİMDİR

dursuncicek

Star Gazetesi’nden Ergun Babahan’ın bugün yazdığı gibi “artık adet olduğu üzere” yine Genelkurmay’a ait olduğu iddia edilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesi Taraf gazetesinde yayınlandı. (“AKP ve Gülen’i Bitirme Planı” haberi.)
Taraf’ın yayınladığı 4 sayfalık belge medyanın gündemini belirledi. Genelkurmay belgeyle ilgili olarak soruşturma başlattı.
İşin garip yanı, Taraf gazetesi bundan bir süre önce yine Genelkurmay Harekat Dairesi 3. Bilgi Ve Destek Müdürlüğü’ne ait belge yayınlamıştı. (“Koç da andıçlandı” haberi.)
Ve her iki belgeyi hazırlayan isim olarak bir subayın adı geçiyordu:
Kıdemli Albay Dursun Çiçek.
Peki kimdi Albay Çiçek…

Bekir ve Halime Çiçek’in ikinci çocuğu olarak 1960 yılında Umurca Köyü, Reşadiye/Tokat’ta doğan Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun ÇİÇEK, ortaokul ve lise öğrenimini altı yıl yatılı okuyarak tamamladı ve Yıldızeli/Sivas’taki Pamukpınar Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu.
1976 yılında Harp Okulu sınavlarını kazanan ve 1980 yılında Kara Harp Okulunu devre üçüncüsü olarak bitiren Albay ÇİÇEK; Teğmen rütbesiyle Piyade Okul K.lığındaki sınıf okulu öğreniminden sonra, Amfibi Deniz Piyade Alay K.lığı Foça/ İzmir’de üç yıl Takım Komutanlığı ve Deniz Harp Okulu İSTANBUL’DA dört yıl Bölük Komutanlığı yaptı.
1988 yılında Harp Akademisini kazanan ve Kara Harp Akademisini ve Silahlı Kuvvetler Akademisi eğitimini devre ikincisi olarak bitiren Albay ÇİÇEK, 1990-94 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığında görev yapmıştır.
Amfibi Deniz Piyade Alayının Tugay olduğu yıl Tugay Harekat ve Eğitim Şube Müdürlüğüne atanan Albay ÇİÇEK, 15 ay süre ile Şırnak’ta Özel Amfibi Tabur Komutanlığı ve bir yıl süre ile Foça’da Üçüncü Amfibi Deniz Piyade Tabur Komutanlığı görevlerini icra etti.
1997 yılında Arnavutluk İnsani Yardım Harekatında Çok Uluslu Karargahta Plan ve Prensipler Şube’de ve 1997- 99 yılları arasında Gnkur. Bilgi Destek Grup Komutanlığında görev yapan Albay ÇİÇEK, aynı dönemde beş ay süre ile Tiran/ARNAVUTLUK‘ta Altay Tim Komutanı olarak görev yaptı ve 1999-2001 yılları arasında Foça’da Amfibi Deniz Piyade Tugayı Kurmay Başkanlığı görevini icra etti.
2001 Yılında İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığına atanan Kurmay Albay ÇİÇEK; Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalında Doktora eğitimi yaptı ve ‘’Örgütlerde Motivasyon ve İş Yaşam Kalitesi: Bir Kamu Kuruluşundaki Yönetici Personelin Motivasyon Seviyelerinin Tespit Edilerek İş Yaşam Kalitesinin Geliştirilmesi Üzerine Bir Araştırma‘’ konusunda Doktora Tezi hazırladı.
2004 yılında Genelkurmay Bilgi Destek Daire Başkanlığındaki yeni görevine başladı.

Odatv.com

Sahte İrtica ile Mücadele Belgesini Kim Hazırladı

ASKER, “DARBE BELGESİ BİZİM DEĞİL” DEDİ PEKİ BU BELGEYİ KİM ÜRETTİ?

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, günlerdir ülke gündemini işgal eden “İrtica ile Mücadele” başlıklı fotokopi metne ilişkin soruşturmayı bugün tamamladı ve sonuçlarını açıkladı. Savcılık, “Bu belgeyi asker düzenlemedi” dedi.AKP’nin suç duyurusunda bulunduğu belgenin Genelkurmay Başkanlığı karargahında düzenlenmediğini bildiren Askeri Savcılık, böyle bir belgeyle ilgili olarak gerek elektronik ortamda, gerekse yazılı kayıtlarda “herhangi bilgi, belge, emir veya emareye rastlanılmadığını” belirtti.

Savcılığın açıklaması şöyle:

“Taraf gazetesinde yayımlanan belgenin Genelkurmay Başkanlığında hazırlanmadığı, böyle bir belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından ve aslı bulunmayan fotokopi belgenin 4. sayfasındaki imza bloğunda Albay Dursun Çiçek’in isminin üzerinde yer alan imzanın, şüpheli Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’e ait olduğuna, bu belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli hakkında delil bulunmadığından, soruşturma konusu olay ve Çiçek ile ilgili itiraz yolu açık olmak üzere kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği …”

Askeri Savcılık, Taraf gazetesinde yayımlanan belgenin aslının mevcut olmaması nedeniyle, bu belgenin hangi amaçla kim veya kimler tarafından üretildiği, üretenlerin amaçları, özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir şekilde hedef alınıp alınmadığı ve belgenin Taraf gazetesi muhabirine ulaştırılmasıyla aynı gazetede yayımlanması olayları hakkında adliye mahkemelerinin görevli ve yetkili oldukları anlaşıldığından, itiraz yolu açık olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının görevsizliğine karar verildiğini bildirdi.

Savcılık, soruşturma dosyasının “gereğinin takdir ve ifası” için görevli ve yetkili İstanbul Başsavcılığına gönderilmesine de karar verdi.

İstanbul Başsavcılığının şimdi şu sorulara yanıt bulması gerekiyor:

1) Fotokopi belge askeriyeye ait olmadığına göre belgeyi kim, nerede, hangi maksatla üretti?

2) Belgenin aslı var mı? Aslı yoksa belge kesin olarak sahte mi?

3) Fotokopi belgenin Genelkurmay karargâhında hazırlanmadığı ortaya çıktı ama imza Kurmay Albay Çiçek’e ait. Çiçek ise “Böyle bir belge imzalamadım” diyor. Bu veriler ışığında Çiçek’in imzası kullanılarak askere komplo mu düzenledi? Komplonun senaristti kim?

4) Ergenekon Savcıları Askeri Savcılığa rağmen Çiçek’in ifadesine başvuracak mı?

5) Fotokopi belgenin Ergenekon mahkemesine delil olarak sunulmasında ısrar edilecek mi?

Odatv.com

İrticayla Mücadele Eylem Planı(Kağıt Parçası) Kim Üretti

SAHTE BELGEYİ KİM ÜRETTİ?

Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın “İrticayla Mücadele Eylem Planı Genelkurmay’a ait değil” kararı üzerine, “belgeyi kim hazırladı?” sorusuna yanıt aranmaya başlandı. Ulusal Kanal, “sahte belgeyi hazırlayan kim?” sorusuna ışık tutacak bir ip ucu yakaladı. Ergenekon tertibinin sahte belgeleri hep Ankara’daki aramalarda bulundu. Aramalara katılan üç polis de aynı… Neden Ankara, neden hep o üç polis sorusunun yanıtı belgenin kimler tarafından hazırlandığı ve gazi üsteğmen Serdar Öztürk’ün bürosuna kimler tarafından konulduğunu ortaya çıkaracak…
“İrticayla Mücadele Eylem Planı”nı kim hazrıladı? Şimdi kamuoyu bu sorunun cevabını arıyor. Ulusal Kanal, belgeyi kimin hazırladığını ortaya çıkaracak çok önemli bir ip ucuna ulaştı.

Ergenekon tertibindeki “provokasyon belgeleri” hep Ankara’daki aramalardan çıktı. Sahte “İrticayla Mücadele Eylem Planı”. belgesinin de gazi Üsteğmen Serdar Öztürk’ün bürosunda bulunduğu iddia edildi. 21 Mart 2008 tarihinde İşçi Partisi Genel Merkezi’nde de yapılan aramalardan “İP/Karargâh evleri” adlı Türk Ordusu’nu hedef alan uydurma bir MİT belgesi çıkmıştı.

“Provokasyon belgeleri”nin Ankara’daki aramalardan çıkması üzerine Ulusal Kanal, Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk, İşçi Partisi, Eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, oğlu Tolga Tolon ve Avukat Hüseyin Buzoğlu’nun ev işyeri arama ve elkoyma tutanaklarını karşılaştırdı.

Gazi Üsteğmen Öztürk’ün işyeri aramasına katılan 1′i başkomiser 3 Terörle Mücadele Şube polisinin 21 Mart 2008 tarihinde İşçi Partisi Genel Merkezi aramasına katılan üç polis olduğu, arama tutanaklarının karşılaştırılmasıyla ortaya çıktı.
Gazi Üsteğmen Öztürk’te “İrticayla Mücadele Eylem Planı”, İşçi Partisi’nde ise “İP/Karargahevleri” isimli Türk Ordusu’nu hedef alan provakasyon belgelerinin bulunduğu iddia edilmişti.

İşçi Partisi ve Serdar Öztürk’ün yanı sıra Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Ali Tolga Tolon ve Avukat Hüseyin Buzoğlu’ndan da provokasyon belgeleri bulunduğu öne sürülmüştü.

İşçi Partisi ve Serdar Öztürk’ün işyeri aramalarına katılan 3 polisten 2′si, Avukat Hüseyin Buzoğlu’nun da bürosundaki aramalara katılmış. İşçi Partisi’ndeki aramalara katılan 2 polis, Eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon’un evinde yapılan aramalarda da hazır bulundu. İşçi Partisi ve Tolon aramalarına katılan Terörle Mücadele Şube polislerinden birinin Avukat Hüseyin Buzoğlu’nun işyeri aramasında da yer aldığı anlaşıldı.

Üsteğmen Serdar Öztürk’ün işyeri aramasına katılan diğer bir TEM polisi de 9 Ocak günü Avukat Buzoğlu’nun işyerindeki aramalara katılmış.

Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç’ın da avukatı olan Hüseyin Buzoğlu’nun aramasına katılan polislerden 3′ü, Eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon’un oğlu Ali Tolga Tolon’un evinin aramasını da yaptılar. Avukat Buzoğlu’nun hukuk bürosudan da kendisine ait olmayan ve içi provokasyon belgeleriyle doldurulmuş 4 GB büyüklüğünde bir flash bellek çıkmıştı.

Tutanaklardan çıkan sonuç şu: 10 TEM polisi “provokasyon belgesi” çıkan Ankara’daki beş önemli aramalara katıldı. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bu kişi ve kurumların aramalarındaki bu “tesadüfî ortak yönleri” soruşturup soruşturmayacakları merak konusu. Ancak sahte İrticayla Eylem Planı belgesinin kimler tarafından hazrılandığı ve kimler tarafından gazi üsteğmen Öztürk’ün bürosuna konulduğunun ortaya çıkarılması açısından önemli bir ip ucu olarak adli makamların önünde duruyor.

ulusalkanal

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 70 other followers