27 Mayıs ve demokratik devrimimiz
Mayıs 27, 2012 Yorum yapın
Yarın 27 Mayıs; 27 Mayıs Devrimi’nin 52. yıldönümü.
27 Mayıs Devrimi, demokratik devrim tarihimizde 1876 Anayasası, 1908 Devrimi, 1919-1938 Devrimi sonrasında demokrasinin gelişmesi ve güçlenmesi açısından en önemli gelişmedir.
27 Mayıs Devrimi, 1961 Anayasası’nın başlangıç bölümünde de ifade edildiği gibi, “Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkı”nın kullanılmasıdır. Bu yazının devamını oku
Yalancıda Beyin Aramak, Samanlıkta İğne Aramaktan Daha Zordur.

O tarihte Güler vali değildi.
Farkında mısınız? Yandaş medya, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’dan hiç söz etmiyor.
Sevgili dostlar, daha önce defalarca yazdım. Bu ülkenin gençlerine çok şey borçluyuz. Oysa onlara , benim yaşımdakiler ya da daha yukarıda yaşlarda olanlar, maalesef, kötü bir miras bıraktık. Atatürk’ün kurduğu demokratik, laik, sosyal, hukukun üstünlüğüne dayalı, bağımsız Cumhuriyet yerine, insanların yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik sorunları ile boğuştuğu, ne kişiler arasında, ne bölgeler arasında, ne kırsal kesimle kentsel kesim arasında
Muharrem İnce’den zehir zemberek açıklamalar karşısında bugün TBMM’de heyecanlı dakikalar yaşandı.
Albay Dursun Çiçek, İrtica ile Mücadele Eylem Planı Davası’nın tek tutuklu asker sanığı olarak söz konusu davadan yargılanıyor. Dursun Çiçek’in kızı İrem Çiçek, davanın tek belgesi olan “İrtica ile Eylem Planı” nda küçük bir değişiklik yaparak “Laiklik İle Mücadele Eylem Planı” haline getirdi. İrticacı yerine laik; TSK yerine İktidar; Ergenekon yerine İrticai Örgütler; F.Gülenciler yerine Ergenekoncular/askerler; Askeri Mahkeme yerine Beşiktaş’taki Mahkemeler öznesi yazılarak ve cümle yapısında yeni özneye uygun çok küçük düzeltmeler yapılarak söz konusu plan bakın ne hale geldi. 
• Hakikat duygusu olan, başı dik aydınlarımıza ve yazarlarımıza sesleniyorum: Küçük hesapları bırakınız. Ergenekon davasında tekerleme haline gelen dört-beş sanıklık dayanışma listesini yırtınız. Yakılan Türkiye’dir. Göğsünüzü Kemalist Devrim’e siper yapınız.
Tarihi Balyoz Davası önceki gün başladı. Kimi medyada “darbelerle yüzleşiyoruz” sesleriyle sunulan davanın iddianamesinin bir özelliği var.
Balyoz Davası’nın ilk duruşması 16 Aralık’ta gerçekleşecek. Yargılamanın başlaması, gözleri bir süredir unutulan Balyoz Davası’na çevirecek.
Birinci Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın avukatlarının Taraf Gazetesi yöneticileri, muhabiri ve sahte CD ve belgeleri verenler hakkında yaptıkları suç duyurusunda çok çarpıcı noktalar dikkat çekiyor. 
30 yıl önce bugün Amerikancı darbe Türkiye’nin üstüne kara bulut gibi çökmüştü. İşte o darbe, sonradan Özalları, Çillerleri, Erdoğanları doğurdu. Erdoğan-Gül ikilisi, 12 Eylül darbesini yapan merkezin 1990′larda yürüttüğü bir operasyonla Türkiye’nin tepesine oturtuldu. 
Yaşım elli… Yolun üçte birine bile gelmedim daha!
Hayatını özgürlüğe adamış bir kişi olarak, bu anayasa değişikliği kısıtlı özgürlükleri de yok edeceği ve baskı rejimi kuracağı için: HAYIR!
Başbakan her gittiği kentte 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulacağını söylüyor. Başbakan kadar hızlı bir başka isim daha var: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç.
DP lideri Hüsamettin Cindoruk, “Hayır” kampanyasını başlattı: AKP, Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile sabıkalı bir partidir. İyi niyetli değildir. Silivri’de mahkeme kuran iktidar bizim tek tek özgürlükler alanımızı mı genişletecek? Bu ne boş hayal!
12 Eylül’de yapılacak refeandumun ana konularının Anayasa Mahkemesi ile HSYK’nın yapılarını değiştirecek maddeler olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, başta iktidar partisi olmak üzere paketi destekleyen çevreler, geçici 12. maddenin kaldırılmasının da pakette yer almasını alabildiğine abartıyor, bu arada oylama gününün 12 Eylül’e denk gelmesinden de istifade ederek referandumun 12 Eylül 1980 askeri rejimiyle hesaplaşma anlmaına geldiğini söylüyorlar. Kuşkusuz böyle yaparak, 12 Eylül’den birinci derecede mağdur olmuş Kürtlerin, solcuların ve ülkücülerin de desteğini kazanmaya çalışıyorlar.
Başbakan Erdoğan 12 Eylül’deki Anayasa referandumunu, 12 Eylül 1980 darbesiyle hesaplaşma üzerine oturttu. Bu uğurda Evren rejiminde idam edilen ve işkence görenler için gözyaşı bile döktü. Ama farkında mısınız, “feryat ve gözyaşlarında” bir azalma var.
Telefonlar geliyor; İstanbul sokaklarında araçlardan mikrofonla ‘referandum beyin yıkaması’ yapılıyormuş. Ekranlarda (gerçekleri anlatan sesleri susturduktan sonra) 24 saat yapılan beyin yıkamalar yetmemiş olmalı… Bu “devlet imkânlarını kendi çıkarı için seferber etme” kampanyasına karşılık yazarak ne kadar anlatabiliriz bilmiyorum ama deneyeceğiz. Dün AKP’nin “Anayasa değişikliği paketi” ile ilgili açıklamaları yazmaya başlamıştım, devam ediyorum.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Dolmabahçe-Bomonti tünelinin açılışında, “12 Eylül’de yapılacak referandumla 12 Eylül darbecilerinin ve onların yardımcılarının hesap vereceğini” söylemiştir. (Vural Savaş, Sözcü, 23.07.2010) Başbakan’ın söylemi, Anayasa’nın geçici 15. maddesinin kaldırılmasına dayanmaktadır.
Sap ile saman karıştırılıyor!
Hükümet geniş kesinlerin de desteğini alabilmek için referandum stratejisini 12 Eylül askeri darbesiyle hesaplaşmak üzerine kurdu. Başbakan Erdoğan, referandumdan evet çıkması halinde 12 Eylül’ün rövanşının alınacağını ve Türkiye’nin daha demokrat bir ülke olacağını iddia ediyor meydanlarda…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP ileri gelenleri konuşmalarında sık sık, anayasa değişikliklerinin “12 Eylül askeri darbe Anayasası”na son vermek amacıyla yapıldığından söz etmektedirler.
Referandumda “Evet” oyu verilmesi çağrısı yapan Hak-İş’in Başkanı Salim Uslu, “Ben sırf vicdanımı aklamak için evet diyeceğim” diyerek, 12 Eylül’de cuntacılar tarafından desteklenen Hak-İş’in Başkanı olarak vicdanını temizleyeceğini itiraf etmiş oldu. 
Tarih 12 Eylül 1980. Gece yarısı bir Albay üstünü değiştirmek için evine geldi. Eşi heyecanla yataktan fırladı, ne olduğunu sordu. Albay kızgındı: “Allah kahretsin darbe oldu” dedi. Bu sözlerin sahibi Albay; bugün darbe hazırlamak iddiasıyla tutuklu bulunan Balyoz Davası’nın 1 Numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan. Nazım Hikmet şiirleri okuyan, Uğur Mumcu’nun ölümüne ağlayan Çetin Doğan’ın işte hayatı…
2 Aralık 2002 tarihinde hazırlandığı iddia edilen “Balyoz Darbe Planı” soruşturması, çıkarılan tutuklama kararı ile birlikte yeniden gündeme geldi.














