Danimarka klasiği bu: Türkiye’ye düşmanlık
Şubat 27, 2012 Yorum yapın
AKP’nin hakkı olduğu halde veto etmeyerek NATO lideri yaptığı ülke bu kez Atatürk’e saldırdı.
Hazreti Muhammed’e saldıran karikatürlerin ve bölücü terör örgütünün yayın organı Roj TV’nin hamisi Danimarka, bu kez de liselere önerilen kitapla Atatürk’e dil uzattı. AKP’nin veto etmeyip NATO liderliğine getirdiği Rasmussen’in ülkesi, Atütürk’ü Hitler ve Mussolini ile bir tuttu.
Danimarka şimdi de Atatürk’e dil uzattı
İslam peygamberi Hazreti Muhammed’e hakaret içeren karikatürlerin yayımlanmasıyla tüm İslam dünyasında tepki gören Danimarka’dan bu kez de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret geldi. Danimarka’da liselerde tarih derslerinde okutulması tavsiye edilen Türkiye hakkında bir kitapta Atatürk hakkında yer alan ifadeler tepkiye yol açtı. Geçtiğimiz ay ortasında yayımlanan “Türkiye-Tarihi, Toplumu ve Din” adlı kitapta, gerçekleştirdiği milli mücadeleyle Bu yazının devamını oku
Dersim’i bombalayan…
Sözde CHP’li Hüseyin Aygün.. Pokerci Müslüman şair Necip Fazıl… BDP’li terör örgütleyicileri… Hasan Cemal tipli aydınlar… Dersim katliamının sorumlusunu CHP ve Atatürk gibi göstermeye kalkışıyorlar. Lakin isyanın elebaşısı Seyit Rıza bunlara; ‘Siz yalancısınız!’ diyor.

Atatürk’ün SOSYAL FABRİKA PROJESİ dışındaki “akıllı projelerinden” biri de İDEAL CUMHURİYET KÖYÜ PROJESİ’dir. “Köylü milletin efendisidir” diyen Atatürk, Türkiye’nin “tabandan kalkınması” için 1937 yılında İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’ni hazırlamıştır. Atatürk’ün üzerinde çalışarak uygulanmasını istediği bu proje, Afet İnan’ın “Devletçilik İlkesi” ve “Cumhuriyetin Ellinci Yılı İçin Köylerimiz” adlı kitaplarında yer almıştır.[1]
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Çılgın Kanal Projesi”ni açıklamasının ardından bir tartışmadır başladı! Bütün televizyon ekranları ve gazete köşeleri, hatta bir ulus, bir “çılgınlığın” peşinde sürüklenir oldu…

DEMOKRATİK DEVRİMİN KİLOMETRE TAŞLARI
Tunus ve Mısır’daki “halk ayaklanmalarından” sonra Türkiye’de bazı siyasetçiler, bu ayaklanmaları “devrimci kalkışmalar” zannetmiş olacaklar ki, Atatürk’ün “Bursa Nutku”ndan söz etmeye başladılar. Tabi birileri, Bursa Nutku’na gönderme yaparak “halk hareketinden” söz edince, başka birileri de “Bursa Nutku yoktur!” diyerek bağırıp çağırmaya başladı.
İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Türkiye Savaş sırasında yakın ilişkiler kurduğu Batılı “müttefikleri”nin de teşvikiyle çok partili hayata geçti. CHP’den kopan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın önderlik ettiği Demokrat Parti büyük bir hızla gelişmeye başladı.
Son günlerde, Said-i Nursi’nin hayatını anlatan “Hür Adam” filmi nedeniyle bir Said-i Nursi tartışması başladı. “İşte Hür Adam’ın Gerçek Öyküsü” başlıklı yazımla ben de bu tartışmaya katıldım.
Taraf isimli gazete daha çıkmadan nasıl yayın yapacağını bu köşede yazmıştım. İktidar tarafından beslenecek; Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti’ne askere saldıracak; AKP hükümetini de aklamaya çalışacaktı. Bu casus ceridesinin başına oturtulan ve ahlakdışı görüşleri bilinen Ahmet Altan’ı tanıdığım için yanılmadım. Gördük ki bu gazete tam bir sivil casus üssü gibi calıştı. Ancak yüksek casusluk teknikleri ile elde edilebilecek bilgiler, birileri tarafından buraya sızdırıldı; bunlar da o gizli örgütün yayın organı gibi çalıştılar.
Mustafa Kemal Atatürk‘ün Ankara‘ya gelişinin 91. yıldönümü kutlamalarındaki etkinlikler kapsamında yer alan “Seğmen Alayı Yürüyüşü” ve Garnizon Koşusu 78 yıldan bu yana ilk kez yapılamadı.
“Kilometrelerce süren bir masal fabrika… Sisli ışıkları, koyu laciverdin içinde nadide bir mücevher gibi parlıyor.” Bu masal fabrika, cumhuriyetin ilk demir çelik fabrikası! Atatürk’ün ilk göz ağrısı. 1937’de Atatürk şöyle diyor: “Kurtuluş savaşı sırasında yurt sathında en fazla şehit ve gaziyi Kastamonu havzasında verdik. O bölgeye demir çelik fabrikası kuralım ki o şehit ve gazilerin çocukları, torunları orada çalışsınlar.” 13 hanelik bu köyden, cumhuriyet kenti Karabük çıkıyor.
Milli Mücadele sadece cephede olmadı. Özellikle imparatorluğun başkentinde İngilizlerin işgaliyle birlikte milli mücadeleye küfürler eden gazeteler ve kalemşorlar olduğu gibi, “idam mahkûmu” “maceracı” Mustafa Kemal’i ve milli mücadeleyi savunan yazılar ve karikatürler de yayımlanıyordu. Milli mücadelenin basın cephesinde yer alan bu “askerler” , eşi benzeri görülmemiş bir savaş verdiler.
Usta gazeteci Rahmi Turan, Atatürk’ün 21 Mart 1923 tarihinde, Konya Hilaliahmer (Kızılay) Kadınlar Şubesi’nde söylediklerini anımsatmış okurlarına: “Muhterem hanımlar! Memleketimizin bazı yerlerinde giyim tarzımız, kıyafetimiz, bizim olmaktan çıkmıştır. Kadınlarımızın giyim tarzı ve örtünmesinde şu iki şekil görünüyor: Ne olduğu bilinmeyen çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren kıyafet veyahut Avrupa’nın en serbest balolarında bile giyilmeyecek kadar açık bir giyim… Bunun her ikisi de yanlış!” (Hürriyet, 18 Ekim 2010)
Zaman gazetesi yazarlarından Ali Bulaç’ın 12 Eylül halkoylamasını analiz ettiği 20 Eylül 2010 tarihli “Şerit üzerindeki Kürt nüfus” başlıklı yazısı hak ettiği tepkileri almaya başladı. Hürriyet gazetesinden önce Mehmet Y. Yılmaz (Hürriyet, 6 Ekim 2010), ardından da Cüneyt Ülsever (Hürriyet, 10 Ekim 2010), Bulaç’ın ırkçı bakış açısına gerekli yanıtı gösterdiler.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkının oluşturduğu millete, bu halkı oluşturan unsurlar içinde ağabey durumunda olan Türklerin adı verilmiştir.” Doğu Perinçek…
CHP, İnönü derken sıra şimdi Atatürk’te!..
2. Ergenekon Davası’na ara verildi. Ara verilmeden önce savunma yapan sanık, davanın en genç tutuklusu Teğmen Mehmet Ali Çelebi idi. 2 yılın sonunda savunma sırası gelen Çelebi savunmasının girişinde herkesi ağlatan bir konuşma yaptı.
Çelebi konuşmasında Silivri’yi Büyük Taarruz’un en kritik mevzilerinden Çiğiltepe’ye benzetti ve savunması boyunca Silivri’ye Çiğiltepe diyeceğini söyledi.
İkinci Ergenekon davasında tutuklu yargılanan Teğmen Mehmet Ali Çelebi, dünkü 74. duruşmada, izleyenlere derinden etkileyen bir klonuşma daha yaptı. Çelebi, “Atatürk’ün iradesini, şehit ruhlarının dileklerini ve Türk milletinin vicdanını kendi sesimde toplayarak bütün dünyaya haykırıyorum: Ben ıslah olmadım” dedi. İşte Mehmet Ali Çelebi’nin duruşmada yaptığı konuşmanın tam metni…
Zaman Gazetesi yazarı Mustafa Armağan Lozan’ın yıldönümünde Sevr’i de bir “barış projesi” olarak tanımladı. Atatürk’ü Samsun’a çıkaran Bandırma gemisine “hain” diyen Armağan, Lozan ile Sevr arasında fark olmadığını iddia etti. Armağan “İnsanı söyletecekler: Sanki Lozan’da hareket noktası olarak Sevr’i almamışız, sanki Sevr’in bir çok maddesi Lozan’da güle oynaya kabul edilmemiş gibi…” ifadesini kullandı.
MEHMET AKİF’İN ŞİİRLEŞTİRDİĞİ LENİN
19 Mayıs, tüm yurtta geçen senelere göre daha çoşkulu ve görkemli kutlandı. Türkiye Gençlik Birliği, 6 farklı bölgede düzenlediği eylemlerle 19 Mayıs’a damgasını vurdu. TGB’nin düzenlediği kitlesel eylemlerden biri de İzmir’de gerçekleştirildi.
indir
Ergenekon savcıları, Atatürk’ün el yazılarını suç delili olarak gösterdi. 20 aydır tutuklu bulunan Teğmen Mehmet Ali Çelebi de, Mahkeme’de yaptığı son savunmasında bu duruma “Vicdanımızı yastık yapar yatarız ama yastığımızın altına da Nutuk koyarız” diyerek tepki gösterdi. Peki, Ergenekon savcılarının suç delili olarak gösterdiği, Atatürk’ün el yazılarındaki ifadeler neydi? 
indir















