“Ergenekon dosyasını Bush verdi”

“Ergenekon ve benzeri davalar, ABD’nin Türkiye’ye karşı açtığı davalardır. Ergenekon davası, 5 Kasım 2007 günü, ABD Başkanı Bush’un, Oval Ofis’te Tayyip Erdoğan’a verdiği talimat doğrultusunda açılmıştır.

Bunu, Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Fehmi Koru açıklamıştır.

Bu operasyonlarda tutuklanacak ve yargılanacak olanların listesinin ABD makamları tarafından hazırlandığı ve uygulayıcılara verildiği basında açıkça yazıldı. Bu yazının devamını oku

27 Mayıs ve demokratik devrimimiz

Yarın 27 Mayıs; 27 Mayıs Devrimi’nin 52. yıldönümü.

27 Mayıs Devrimi, demokratik devrim tarihimizde 1876 Anayasası, 1908 Devrimi, 1919-1938 Devrimi sonrasında demokrasinin gelişmesi ve güçlenmesi açısından en önemli gelişmedir.

27 Mayıs Devrimi, 1961 Anayasası’nın başlangıç bölümünde de ifade edildiği gibi, “Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkı”nın kullanılmasıdır. Bu yazının devamını oku

Suriye’deki bombalar kimin?

Suriye’nin başkenti Şam’da geçen hafta gerçekleşen ve 55 kişinin öldüğü, 372 kişinin yaralandığı intihar saldırısını El Nusra Cephesi üstlendi. Cephe internetten yayımladığı videoda, eylemi Beşar Esad rejimine karşı gerçekleştirdiklerini ilan etti.

Batılı istihbarat yetkililerinin uluslararası ajanslara yansıyan değerlendirmelerine göre, El Nusra Cephesi, El Kaide’nin Irak’ta faaliyet gösteren bir koluna bağlı. Bu yazının devamını oku

Atatürk modeli ve T. Erdoğan modeli!

Milli Anayasa” panellerinde iki temel veri kullanıyorum. Birinci olarak Haçlı Seferleri’ni düzenleyen Vatikan ile  “Yeni Anayasa”  dayatmasında bulunanların amaçlarını kıyaslıyorum.
Haçlı Seferleri, 1095-1270 arasında Vatikan’ın planlaması ve kışkırtması üzerine Avrupalı Katolik Hıristiyanların, Müslümanların elinde bulunan ve  “kutsal topraklar” denilen Anadolu ve Orta Doğu topraklarını işgal girişimidir. Asıl hedefleri ticaret yollarını ele geçirmekti. İşgale karşı direnen, Türkler olmuştur.
Birinci Haçlı seferi sonucunda Haçlılar, Kudüs Krallığı gibi Orta Doğu’nun çeşitli kentlerinde irili ufaklı Haçlı Devletleri kurdular. Bu yazının devamını oku

Mahmut Esat Bozkurt’a “faşist” diyen geri zekalılar!

Geçen ay Mardin Artuklu üniversitesinde Said-i Nursi’nin propagandasını yapmak için düzenlenen bir sempozyumda konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan da Mahmut Esat Bozkurt’u hedef alan bir konuşma yaptı. Bozkurt ’u “ırkçı ” olarak niteleyen Tarhan, Silivri cezaevinde yatanları “Bozkurt’un şövalyeleri” olarak adlandırdı. Kısacası gericiler, Bozkurt ‘a saldırmak için her an hazırlar.

Sevgili arkadaşım Yıldırım Koç ise Aydınlık ‘ta 23-24 ve 30 Nisan 2012 günlerindeki yazılarında Mahmut Esat Bozkur’un masonluk hakkındaki görüşlerini yazdı. Bu yazının devamını oku

SURİYE HALKINDAN ÖZÜR DİLİYORUM

İki gün önce Şam’da içlerinde yirminin üstünde çocuğun da olduğu iki büyük patlamayla ellinin üstünde ölü ve yüzlerce yaralı olduğunu büyük derin üzüntülerle ajanslardan izledik.

Suriyeli kardeşlerim, geçen iki gün içinde bu ağır terörist saldırılar karşısında büyük dünya liderlerinin hiçbir kınama yayınlamaması üzüntümüzü daha da derinleştirdi.

Bu terörist saldırıların arkasında kimler var bizler de bilmiyoruz, ancak, kendi hükümetimizin Suriye’ye karşı bizlerin asla affedemeyeceği saldırgan ve üzerine vazife olmayan sert bir politika yürüttüğünü öteden beri endişeyle izliyor ve halkımızı uyaran bir çok uyarıcı yazı kaleme alıyoruz.

Aklı başında bir çok yazarımızın kardeşliğimizin bozulmaması için kaleme aldığı yazılar Bu yazının devamını oku

Başbakan ve sanat

Başbakan tiyatroculara geçen gün,  “sanat” konusundaki  “derin” bilgilerini aktardı. Bir de üstelik  “sanatçı”  tipi çizdi.
Meyhanede otururlarmış, kaşları kalkık olurmuş (alaycı demek istiyor herhalde), bir elleri çenelerinde, ahkam keserlermiş.
Ahkam kesmeden başlarsak, Başbakan her gün her şey hakkında bunu yapıyor, yani hüküm vermeye soyunuyor. Sanatkarlar neden yapmasınlar? Sanat hakkında konuşmasınlar?

*** Bu yazının devamını oku

Vatandaşa enflasyon ayarı

Türkiye’de ne yaşadığımızın farkında olmadığımız için, içinde bulunduğumuz muhteşem olanakların da değerini bilemiyoruz. Neyse ki çok değerli yöneticilerimiz var ve gerçeklerimizi bize anlatıyorlar.

İktidar mensupları her fırsatta ne kadar güçlü bir ekonomik modelimiz olduğu açıklamıyor mu? Her ne kadar iş, ‘el parasıyla düdük çalmak olsa’ da, olsun siz önemsemeyin. İktidara sahip olanlar söylüyorsa, dinleyeceksiniz. Gözümüzün içine baka baka yalan söyleyecek halleri yok ya.

Türkiye’nin siyaseten dünyadaki gücünden bahsediyorlar. Doğru mu, doğru… Postacılık önemli bir iştir. Her ne kadar onu da şimdi özelleştirdilerse de, postacı hayatımızın önemli bir parçasıdır. Elbette maaşını zamanında öderseniz, yoksa mektuplarınız kaybolabilir. Bu yazının devamını oku

Türkiye’yi intihar’a sürükleyen adam

AKP veya AKP iktidarından söz etmiyorum. Tayyip Erdoğan’ın, itirafıyla ortaya koyduğu üzere onlar, kendilerine verilmiş olan bir “görevi” yapıyorlar.
Başarısızlık ve sonunda da “yok olmak” ihtimali, o görevin içinde vardır. Görevi alanların bunu bilmemeleri düşünülemez.
Burada “intihar” derken, Türkiye Cumhuriyeti devletinden ve Türk milletinden söz ediyorum.
Batı Asya gibi bir coğrafyada, iktidarların izlediği politikaların, milletlerin ve devletlerin hayatı üzerinde tayin edici etkilerde bulunduğu bir tarihi dönemden geçiyoruz. Bu yazının devamını oku

Suriye’yi bırakıp kendi nehirlerine, göllerine baksana!

Suriye ile uğraşacağına kendi nehirlerine, göllerine baksana! Filyos Çayı’nda kaybolan 15 kişinin yakınlarına bakıyorum. “Bu dalgalardan geri dönülür mü”  diye ağlıyorlar.
Erzurum’daki gölde tamirat yaparken soğuktan ve boğularak ölenlerin yakınlarına bakıyorum; 15 dakika içinde tamir edilecek bir yerin tamiratı için ne kadar gecikilmiş.
Bu iki hadise arasında Tuzla tersanesinde gaz patlamasından iki işçi öldü.
Başbakan ise nafile ikna turlarını tamamlamak üzere Çin’e gitti. İnallaha maasabirin! Bu yazının devamını oku

Soner Yalçın’ın vicdanına…

Soner Yalçın, Silivri Cezaevi’nde yeni bir kitap yazdı: Samizdat.
Yalçın, Samizdat’ı şöyle anlatıyor: “Olağanüstü dönemlerde, baskıdan-sansürden kaçabilmek için kitaplar, tüm tehlikeler göze alınarak gizlice yazılıp, gizlice basılıp, gizlice dağıtılır. Ruslar bu tür kitaplara ’Samizdat’ adını koydu ve bu isim evrensel hale geldi.
Ayrıntılarını bugün yazamayacağım, elinizdeki ’Samizdat’zor koşullarda doğdu.”
Kitabın zor koşullarda doğduğu doğru ama içeriği pek yeni değil.
Mesela, Soner Yalçın, kitabında “Nazlı Ilıcak’ın Ergenekon Davası esnasında yaptıklarının sebebi oğlunun isminin de Ergenekon İddianamesi’nde geçmesi mi?” sorusunu soruyor ve iddianameden şu ifadeleri alıntı yapıyor. Bu yazının devamını oku

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek: DÖRT KOLDAN SOYUM SOPUM

Mehmet Perinçek’in tutuklanması üzerine Ermeni sitelerinin “Perinçekler Ermeni kökenli” diye yeni bir kampanya başlattıklarını Aydınlık’tan okuduk.

Fatih Altaylı’nın yayımlamadığı açıklama
Haber Türk gazetesi, 4 Nisan 2011 günü, “ABD’deki bazı Ermeni sitelerinde”, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in “soyunda Ermenilik olduğu” iddialarının yer aldığını yazdı. Ancak bu sitelerin adlarını vermedi. Ama uydurma haberin asıl kaynağının MİT içindeki CIA/MOSSAD ekibi olduğunu eskiden beri biliyoruz.
Haber, İzmir’den bağımsız adaylığımın ilan edilmesi üzerine yayımlanmıştı. Bu yazının devamını oku

12 EYLÜL YARGILAMASI

AKP iktidarının aylardır propagandasını yaptığı büyük “gösteri”, önümüzdeki hafta başlıyor. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, büyük ihtimalle evlerinden telekonferans yoluyla “yargı önüne” çıkacaklar.
Gösterinin “kanberleri” hazır. Her “Hıyarım var!” diyene tuzu alıp koşan takımı, müdahillik kuyruğuna girdi, adını yazdırdı.
Yandaş, F Tipi ve teslim alınmış basın yayın kuruluşları, görevlerinin bilincinde, üzerlerine düşeni yapıyorlar.
Gerçekte nedir olup biten? “12 Eylül’ün çocukları”, 12 Eylül’ü mü yargılıyorlar? Bu yazının devamını oku

ABD istedi diye tabutlar bugün Afganistan’dan, yarın Suriye’den

Bu soruya cevap arıyorum: Afganistan’da toprağa düşen 12 Mehmetçik kimin için ve ne için öldü?
Soruyorum Afganistan denilen yer bir İslam beldesi ise askerimizin işgalci olarak ne işi vardı orada?
ABD istedi diye değil mi?
Peki bu ABD haşa Mehdi Aleyhisselamın devleti mi?
Tam tersi yani bizzat Haçlı’nın kendisi ise soruyorum evlatlarımızın ne işi vardı ABD’lilerle beraber Afganistan’da?
Ayrıca şehitlik yakıştırmasına da fevkalade takılmış durumdayım!
Sahi ABD çıkarları adına ölmeye ne zamandır şehitlik bahşedilir oldu? Bu yazının devamını oku

Kim bu KPSS hırsızları?

KPSS’de kopya skandalının ortaya çıkmasının üzerinden 2 yıl geçti. Cumhuriyet tarihinin bu en büyük “organize kopya hırsızlığını” yapanların kimler olduğu, soruları kimlerin sızdırdığı konusunda hala hiçbir bilgi yok.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bu konuda ilk kez resmi rakamları açıkladı: “Birinci sınavda 350 net yapan öğrencilerin 148’i ikinci sınava girmedi. İptal edilen sınavda 120 net yapan öğrencilerin sadece 2’si ikinci sınavda 120 net yaptı. İlk sınava girip ikinci sınava girmeyen öğrenci sayısı 44 bin 775 kişi. İptal edilen sınavda 100 net ve üzeri yapan 3.227 adaydan sadece 76’sı yenilenen sınavda 100 net ve üzerinde çıkardı.”
Bu verilerden “birkaç farklı sonuç çıkarmak” mümkündür. Bu yazının devamını oku

Sarıklı zangoçlar!

Zangoç kilisede çan çalan görevliye verilen addır!
Sarıklı zangoç ise endirekt olarak Kilisenin hizmetinde olan Müslüman kılıklı işbirlikçidir!
İsterseniz biraz daha açalım:
Sarıklı zangoçlar Libya’da Ramazan ayında Haçlı orduları ile beraber Müslümana bomba yağdıranlardır!
Irak’taki malum Müslüman katliamına İncirlik Üssünü kullandıranlardır!
Bağdat’ta mümine hanımefendilerin ırzına geçmeye teşebbüs eden Amerikan askerlerine muzaffer olmaları için dua edenlerdir!
Keza Suriye için yakılan yeni Haçlı ateşine sürekli odun taşıyanlardır!
Aynı şekilde Vatikan’la kol kola girip onun projelerini realize edenlerdir! Bu yazının devamını oku

Esad, isyana ağır bir darbe vurdu

Humus kentinin önce iki mahallesine sonra da tek mahallesine yani Bab Amr mahallesine çekilen isyancılar, Suriye Ordusu’nun 40. ve 90. Mekanize Piyade Tugaylarının saldırıları karşısında nihayet 1 Mart itibariyle yenildiler. Ancak isyancıların yenildiği uzun zamandan buyana biliniyordu. İsrail istihbaratına yakın bir internet sitesi olan Debka, daha 11 Şubat 2012’de Batılı istihbarat servislerinin Esad’ın Suriye’de duruma hakim olduğunu ve Suriye’nin 3. büyük şehri olan Humus’un bazı semtleri dışında ülkede silahlı büyük bir direnişin kalmadığı haberini vermişti. Peki, ABD-AB-Arap Birliği-İsrail ve Türkiye bloku her gün Şam’a ateş püskürürken ve Pentagon’da Suriye’ye müdahale planlarının yapıldığı iddia edilirken Esad nasıl bu baskılara direnerek sonuna kadar gitti ve şimdilik silahlı isyanı bastırarak önemli bir başarı kazandı. Bu yazının devamını oku

Muaviye Tugayı, Müslüman Kardeşler ve Tayyip Erdoğan

22 Şubat 2012 tarihli HaberTürk gazetesinde Fatih Altaylı, köşesinde çok önemli bir gelişmenin haberini verdi.
“Suriye Ordusu’ndan ayrılan farklı rütbelerdeki 2500 asker, ilk kez organize bir şekilde bir araya geldi.
“2500 kişilik bu grup, kendilerine ‘Muaviye Tugayı’ adını verdi.
“Böyle bir ordu girişimi, Esad rejimini devirmek isteyenlerin destekleyeceği bir nüve olacak.
“Hem ülke içinden katılımların ‘askeri’ bir nüvesi olacak, hem de bu ‘mini ordu’, dışarıdan desteklenecek bir hareketin temelini atacak. Bu yazının devamını oku

“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz…”

28 Şubat denilince aklıma hep rahmetli Erbakan Hoca’nın sözleri gelir. Bir basın toplantısından sonra Milli gazete yazarlarının kalmasını isteyip şöyle demişti.
“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz.”  Aklımda kalan hep bu başlıktır. Neyse ki ben 28 Şubat, 28 Şubat diyenlerden değildim.
Sonra da “subaylara (komutanlara) şefkat gösterilmesi gerektiğini, onların eğitiminin bu olduğunu” söylemiş ve derin açıklamalar yapmıştı. Ne tuhaftır ki 28 Şubat 28 Şubat diye bağıranlar hep öyle bağırıyorlar. Ve bu olaydan nemalananlar da öyle yapıyor. Bu yazının devamını oku

CHP’deki Anadolu ateşi!

CHP’nin tartışmalı tüzük kurultayı, Anadolu Ateşi Grubu’nun gösterisi ile başladı. Partinin içinde bulunduğu karmaşayı yansıtmak için bundan daha iyi bir seçim yapılamazdı!
“Büyük Resim”  yazı dizisinde hatırlattığım gibi, bugünkü Anadolu Ateşi Grubu’nun kurucusu Mustafa Erdoğan, 19 Mart 1991 tarihli Güneş gazetesinde yayınlanan  “Dünden bugüne Kürtler”  başlıklı dizi yazıda  “Kürt folkloru Türkleştiriliyor”  iddiasında bulunmuştu. Ancak sonraki yıllarda kurduğu ekiple çok başarılı bir iş yapmış görünse de Mustafa Erdoğan, Türk folklorunu stilize ederken gerçekte özünden koparmıştı.. Sadece kıyafetleri ele alsak, bunun nasıl bir dönüştürme çabası olduğunu görebiliriz. İşte CHP de tıpkı Anadolu Ateşi gibi bir dönüşüme zorlanıyor..  Bu yazının devamını oku

Suriye… Ah Suriye…

Çağdaş Neronların hedefe oturttuğu ülkeler arasına sen de mi girdin?
Misket bombaları eşliğinde “demokrasi” yağdırmayı planladıkları ülkeler listesine seni de mi aldılar?
Son yıllarda “kardeş ihanetine” uğrayan nice ülkeler gibi sen de mi arkadan hançerlenmek üzeresin?
Sağdan-soldan, öteden-beriden devşirilen eli kanlı teröristler nasıl da kıydılar senin bin yıllık şehirlerine, camilerine, minarelerine, kubbelerine ve elbette ki masum insanlarına?..
Şimdilerde Şam ne haldedir, Hama ne haldedir, Humus ne haldedir?..
En yakın kardeşlerinden vefasızlığın dik alasını gören, tadan ülkeler listesine seni de mi kattılar?
Haçlı-siyonist güçlerin hesabına çalışan cümle yalancılar, yağcılar, yardakçılar… Cümle arsızlar, hırsızlar, utanmaz ve sıkılmazlar, senin üzerinden yalan haber yapma yarışına mı girdiler? Bu yazının devamını oku

SURIYE’DEKİ OLAYLARIN ARDINDA İSRAİL VAR, İŞTE KANITI

İsrail, Müslüman coğrafyada yaşayan tek Yahudi devlet olarak, bölgede varlığını sürdürebilmek için Siyonist bir plan geliştirmiş ve bu planı Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’de yayınlamıştır. 1982 yılında, siyonizmin önde gelen liderlerinden İsrael Shahak ve Oded Yınon tarafından kaleme alınan bu stratejik plan, Müslüman coğrafyayı etnik ve dinsel temelde ayrıştırıp parçalamayı ve parçalanan ülkeler içerisinde İsrail’e müttefik devletler kurmayı amaçlamaktadır. Fas’tan Mısır’a, Ürdün’den İran’a ve Afganistan-Pakistan’a kadar Orta Doğu coğrafyasındaki tüm ülkeler bu planın hedefi durumundadır. Bu yazının devamını oku

Hep Suriye, gene Suriye

24656Bugünlerde hep Suriye, daima Suriye, elbette Suriye! Davutoğlu ile Hillary, başka işleri yokmuş gibi, Washington’da gene Suriye’den bahsetmişler. Başka işleri yokmuş gibi, lafın gelişi. Aslında başka işleri yok bugün  “itibariyle” .
ABD nasıl yapsa da Suriye’yi kündeye getirse diye uğraşıyor. Davutoğlu da mecburen bu temayüle uyuyor. Aslında mizah yapıyorum ve mizah yapmadan bu işin doğru yorumlanacağını sanmıyorum.
Bakın şimdi Davutoğlu’nun ilk cümleleri:
“Hukuk bizim her yerde savunduğumuz bir şey. Suriye halkı da şimdi aynı şeyi istiyor. Haklılar bu konuda. Bu tarihi dönüşüm sürecinde bu hakları elde etmek istemelerinde haklılar.” Bu yazının devamını oku

Fethullah hocacılar neden panikte?

MİT müsteşarına yönelik yargı hamlesine hükümetin cevabının hayli sert olması Fethullah cemaatini hayli panikletti. Başbakan, bu olaydan sorumlu gördüğü İstanbul Emniyeti’ndeki Fethullahçı polis şeflerini görevden almakla kalmadı, savcı Sadrettin Sarıkaya’ya da dosyadan el çektirdi.
Fethullah Gülen’e bağlı bütün gazeteler Zaman’ıyla, Bugün’üyle, Star’ıyla, bu olayda MİT’in büyük hatası olduğunu, MİT müsteşarının yanlış işler yaptığını sayfalarına çarşaf çarşaf taşıdılar. Keza cemaate bağlı televizyonlar da aynı çizgide yayın yaptı.
Oyda Kürt açılımını en çok destekleyen bu kesimdi. Bu yazının devamını oku

Darbecilerle savaşın mareşali

Kılıçdaroğlu’nun “liberal” diye takdim ettiği büyük mücadelesini Neoliberal çevresi, “2 D” diye özetliyor. Yakıştırmıyoruz, formül onların:
Birinci D: Darbecilerle savaş!
İkinci D: Dindarlarla seviş! Bu yazının devamını oku

Diktatörlük ve Ahlak (2)

“Embedded (iliştirilmiş) ahlak” sahibi Ahmet Altan, 2 Şubat tarihli yazısında; Atatürk dönemini “diktatörlük dönemi” olarak tanımlıyor ve “diktatörlüklerin ahlakı yoktur” diyor.

Ahmet Altan ve başyazarı olduğu gazete, üstlendiği görev gereği bu ülkeye ve bu millete ait olan bütün değerlere saldırır. Hatta bu asli görevini hakkıyla yapabilmek için şu son günlerde özellikle yaptığı üzere AKP’yi eleştirir görünür.

Ama iki noktaya dikkat eder: Bu yazının devamını oku

LANETLİSİNİZ!

Hesabınız İsviçre bankasında
Namınız Amerikan raporunda
Aşkınız fink atıyor City Bank’ta
Çamurunuz akıyor
Yurdumun ırmaklarında Bu yazının devamını oku

MİT olayının içyüzü

Dün de yazdık, son olanlar Tayyip Erdoğan’a sivil yargı darbesidir!
Darbeye teşebbüs eden de kamuoyunda Cemaat olarak bilinen malum camianın mensuplarıdır!
Peki bu vuruşmada kimin mi yanında olmalıyız!
Bu soruya ilk bakışta, “Yok aslında farkları ya da al birini vur ötekine” diyebiliriz!
Ancak…
Her şey netice ile ölçülmesi gerektiğinden şu sorular zaruridir!
Cemaatin Erdoğan’a saldırması kendi iradesiyle midir? Bu yazının devamını oku

Amerika’nın hoparlörüne Mübarek hatırlatması

Uluslar arası ajanslar önceki gün Türkiye’den acil ve flaş kodu ile haber servisi yaptılar!
Yapılan servis karşılık buldu ve Batı medyası geçilen haberi manşetine taşıdı!
Peki ne miydi haber?
Başbakan Erdoğan’ın Suriye ile Esad’ı topu tutmasıydı!
Tayyip bey adeta Amerika’nın hoparlörü olunca haber sıralamasının tepesine oturdu!
Erdoğan’ın Makedonyalı İskender edalarıyla Suriye için ettiği, ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız mealindeki sözleri Haçlı Aleminde büyük sükse yaptı! Bu yazının devamını oku

Humus – Stalingrad

29 Ocak tarihli New York Times’(Türkçe)da yayınlanan, Antony Shadid imzalı “Suriye’de İç Savaş İhtimali Her Geçen Gün Artıyor” başlıklı haberde, Humus’tan, “Suriye Devrimi’nin Stalingrad’ı” diye bahsediliyor.
Stalingrad’da işgalci Faşist Alman Ordusu ile vatanlarını savunan Sovyet Kızıl Ordusu karşı karşıya geldi.

Humus’ta karşı karşıya gelenler kim peki?
Bir yanda Afganistan, Irak ve Libya’dan sonra Suriye engelini ortadan kaldırmak isteyen Amerikan emperyalizmi. Amerika’nın yanında varlıkları ve gelecekleri ABD’nin başarısına bağlı olan Tayyip Erdoğanlar, Körfez’deki Arap şeyhleri ve daha en başından beri emperyalizmin güdümünde olan “Müslüman Kardeşler” Bu yazının devamını oku

Medya hem suçlu hem de güçlü

Bu adamların ar damarları çatlamış olmalı…
Önce daniskalı yalanlar uyduruyorlar sonra da dönüp o yalanlara kendileri inandıklarından olsa gerek gerçekleri ifade eden Yeni Mesaj gazetesine kızıyorlar.
Yeni Mesaj gazetenizin Arap Baharı ve Suriye konusunda gerçekleri yazması bu adamları ziyadesiyle rahatsız etmiş.
Yeni Mesaj onların gazeteleri gibi Haçlıların, BOP’un ve diyalogcuların parayı verip düdük çaldıkları, üfürüp ses çıkarttıkları bir boru olmadığı için elbette ki bakış açısı onlardan farklı olacaktır.
Onlar, Mısır, Tunus, Libya, İran ve Suriye konularını bir Amerikalı, bir Haçlı gibi değerlendirmektedir.
Bakın Beşar Esad konusunda, Libya, Mısır ya da Irak konusunda ABD ve İsrail ne düşünüyorsa Yeni Mesaj gazetesinin haberlerinden rahatsız olanlar da aynı paralel düşüncelere sahipler. Bu yazının devamını oku

ARKADAŞ YURDUNU ALÇAKLARA UĞRATMA SAKIN

Kaç gündür ekranlarda medyada ‘hayasız akınlar’ sürüyor, Kurtuluş Savaşı’nın inkarından başlanıp Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ne, okullarda Atatürk Köşe’lerinin kaldırılmasına kadar vardırdılar işgal sürecini.

Bakan Hüseyin Çelik ‘Gençliğe Hitabe Ayet mi?’ dedi yani eleştirilir, tartışılır velhasıl ‘kaldırılır’a getirdi lafı.

Sayın bakan bey hala öğrenemediyse şimdi bizden öğrensin, her toplum gibi bizim de bayrağımız şehidimiz bağımsız savaşımız kurtarıcılarımız bizler için ‘ayettir’. Bu yazının devamını oku

Erdoğan’ın dindar gençliği

Başbakan Erdoğan’ın “dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz” şeklinde sözlerine farklı kesimler farklı tepkiler verdi. Kemal Kılıçdaroğlu “önceki nesil dinsiz miydi” diye çıkıştı. “Allah aşkına kendisi söylemedi mi ‘siz dindar bir neslin yetişmesine mi karşısınız’ diye. Biz ne zaman karşı olduk. Ben kendisine şunu sordum; ’Bu nesilden öncekiler dinsiz miydi peki?’bu o anlama geliyor. ’Biz dindar nesil yetiştiriyoruz. Demek ki bizden öncekilerin tamamı dinsiz bir nesil yetiştirdi.’Böyle bir şeyi bir Başbakan nasıl söyleyebilir. Tam tipik bölücülük. Böyle bir şeyi söyledikten sonra o Başbakan’ın artık bu ülkede Başbakanlık koltuğunda oturmaması lazım” diyor CHP lideri. Bu yazının devamını oku

Kim kimi kullanıyor?

Alaattin Kaya’yı tanıyor musunuz?
Yakın geçmişe kadar Zaman Gazetesinin künyesinde sahibi diye yer alırdı.
20 küsur yıldır tanıdığım Alaattin Bey’le İstanbul-Ankara uçağında tesadüfen yan yana koltuğa düştük ve yol boyu sohbet ettik.
Alaattin Kaya’nın ilk sözü “Ulusal Kanal’da program yapmak sana yakışmıyor” oldu.
Neden dememle şu karşılığı aldım: “Doğu Perinçek ile seni bir arada düşünemem!”
Bu beyana kontra bir karşılık verdim: Ben Perinçek’in kanalında ülkenin bölünmezliği için program yapıyorum. Peki sen Fetullah Efendiyi CIA ya da ABD ile bir arada nasıl düşünebiliyorsun?” Bu yazının devamını oku

Neden Talat Paşa?

Le Monde gazetesinde Guillaume Perrier imzasıyla bir yazı yayımlanmış. Güneri Cıvaoğlu’nun köşesinden öğreniyoruz, yayın tarihi belirtilmemiş.

Perrier ve Cıvaoğlu’nun sorusu

Perrier, bu yazısında, Talat Paşa Komitesi’nin adına takılmış. 1915’te tehcir (zorunlu göç ettirme) “emrini vermesi” nedeniyle, Talat Paşa’nın adı altında mücadele verilmesini eleştiriyormuş (Milliyet, 24 Ocak 2012). Cıvaoğlu dostum da, “Bence de çok haksız değil. Böyle duyarlı bir komisyona Talat Paşa’dan başka isim bulunamaz mıydı?” diye soruyor. Bu yazının devamını oku

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 70 other followers