Özgür Suriye Ordusu adlı çetelerin terör eylemleri
Mayıs 10, 2012 Yorum yapın
Yabancı güçlerin organize ettiği işbirlikçiler, Suriye’de yine ölüm kustu. Şam’daki eş zamanlı iki bombalı saldırıda, sabah işe giden kadınlar, okul yolundaki çocuklar hedef oldu. 55 kişinin feci şekilde can verdiği kanlı tuzakta, 375 kişi de ağır şekilde yaralandı.
Provokasyon bombaları: 55 ÖLÜ
Şam’daki istihbarat ve güvenlik birimlerinin bulunduğu binayı hedef alan eş zamanlı iki bombalı saldırıda 375 kişi de yaralandı.
Suriye başkenti Şam, dün sabah şiddetli patlamalarla sarsıldı. İstihbarat ve güvenlik birimlerinin bulunduğu binayı hedef alan ve CIA kaynaklı organizasyon olduğu belirtilen eş zamanlı iki bombalı saldırıda 55 kişi feci şekilde can verdi, 375 kişi de yaralandı. Ölenler arasında bir otobüste bulunann 24 öğrencinin de olduğu bildirildi. Bu yazının devamını oku

Militan felsefenin öncüsü Alain Badiou, Seyyit Nezir’in sorularını yanıtladı
Suriye’de hayat normale dönüyor, Türkiye’den dönüşlerin sayısı da her gün artıyor. Günlerdir gündemden düşmeyen Suriye’nin Cisr eş-Şuğur kentine, Türkiye’deki mülteci kamplarında yaşayan 360 kişi geri döndü. Ülkenin çeşitli yerlerinde Esad’ın başlattığı ulusal diyalog girişimine destek gösterileri düzenleniyor. Suriye Haber Ajansı SANA, Türkiye’deki mülteci kamplarında kalan 360 Suriye vatandaşının daha Cisr Eş-şuğur kentine geri döndüğünü bildirdi. Ajansa konuşan market sahibi Fadi Malandi kentte alışverişin olağan şekilde sürdüğünü söyledi. Çanudiyeh köyüne geri dönen Adnan Madaniye adlı vatandaş ise Türkiye’deki kamplara silahlı muhaliflerin baskısı yüzünden kaçtıklarını belirtti.
Aynı Yoldan Geçenler…
ÖSYM’de bir skandal daha… DDK raporu YGS’den sorumlu personelin bazı dershane ve yayınevlerine kitap hazırladığını ortaya çıkardı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) raporu, şifre ve kurgu soru skandalıyla sarsılan ÖSYM ile ilgili yeni gerçekleri ortaya çıkardı. Raporda, YGS’den sorumlu isim olan ve kapalı döneme de giren ÖSYM personeli Yeliz Ç.A’nın bazı dershane ve yayınevlerine kitap hazırladığı belirlenirken ÖSYM’nin Meteksan’a bağımlı hale getirildiği ve haksız menfaat sağlandığı saptamalarına yer verildi. 


Türkiye Aydınlık’a Kavuştu!
Taraf gazetesinin polis yazarı Emrullah Uslu suçüstü yakalandı. Türkiye Gençlik Birliği üyeleri Emrullah Uslu’yu telefonla arayarak “darbe ihbarı” yaptı, Uslu’da köşe yazısında bu ihbara yer verdi. 
Bu hafta Türkiye’nin gündemini Aydınlık belirliyor!
İP Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin:
Yeniçağ yazarı Sabahattin Önkibar, bugünkü yazısının son bölümünde medyadaki köşe yazarlarını AKP’ye bakış açılarına göre altı grupta sınıflandırdı.
Yeniçağ yazarı Hulki Cevizoğlu “Türban” başlıklı yazısında Padişah eş ve kızlarının fotoğraflarından örnekler sundu.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, kendisine yapılan saldırı hakkında açıklamalarda bulundu. Perinçek, Türkiye’yi parçalıyorlar. Bir yumruk da bize gelmiş, çok değil” ifadelerini kulanırken saldırıya gösterilen tepkiler günden güne artıyor. Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın yanı sıra Yeni Parti ve Cumhuriyet Kadınları Derneği de saldırıya tepki gösterdi.
• RTÜK: Saltanatı Eleştirmek Suç!
Bu kez Alevi ayrımcılığının ve Alevilere yönelik nefret söyleminin adresi Star Televizyonu ve Mehmet Ali Erbil’in Çarkifelek programı. Bir kez daha Alevilere karşı beslenmiş karanlık önyargı ve nefret söylemi. Kim suçlu? Mehmet Ali Erbil mi?
• Şeyhin ayağına yüz sürmeye özgürlük diyorsanız, türbana da özgürlük demeye devam edin.
İMRALI CANİSİNİN KARDEŞİ FATMA ÖCALAN’DAN SONRA, DİĞER KARDEŞİ, KANLI ÖRGÜTÜN LİDERLERİNDEN Osman Öcalan da EVETçi..
Hayatını özgürlüğe adamış bir kişi olarak, bu anayasa değişikliği kısıtlı özgürlükleri de yok edeceği ve baskı rejimi kuracağı için: HAYIR!
Yaygın kanaat şu; Hanevi Avcı cemaati deşifre etti. Etti de ne oldu? Hiç! Hiçten ne çıkar; bazen her şey…
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın kaleme aldığı kitap gündeme bomba gibi düştü.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği, Tayyip Erdoğan’ın villası, iki oğlu üzerine kayıtlı çıktı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Erdoğan’ın kiracı olduğunu öne sürmüştü ancak tapu kayıtları Çelik’i yalanladı. üstelik aynı sitede Erdoğan’ın kız kardeşinin de villası bulunuyor.
Başbakan Erdoğan referandum için dolaştığı miting alanlarında, Türkiye’nin kalan kırmızı çizgilerini de birer birer ortadan kaldırıyor. Erdoğan gerek iç, gerek dış politikaya dair söyledikleriyle, hem Cumhuriyet’le hesaplaşıyor, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin “devlet” politikalarını ayaklar altına alıyor…
Sap ile saman karıştırılıyor!
Karadeniz’e çıkarma yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu, halka seslendi: 12 Eylül’de “Hayır” deyin, iktidar milletin yakasından bir an önce düşsün!
1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın talimatıyla 1000 sayfalık bir Bilirkişi Raporu hazırlandı. Ulusal Kanal, rapora ulaştı. İşte bir tümgeneral başkanlığındaki Bilirkişi Heyetinin, Balyoz planının baştan sona tertip olduğunu ortaya çıkaran saptamaları…
23 Temmuz gecesi, 102 general hakkındaki yeniden yakalama kararıyla ilgili haberi duyduğumda hiç ama hiç şaşırmadım. Türkiye’nin rejimini, devlet yapısını ve sınırlarını değiştirmeye soyunmuş güçlerin uygulamaya koydukları çok yönlü planının özünü kavrayanlar için son 3-4 yıldır yaratılan davalar sürecinin nasıl devam edeceğini, hangi aşamalardan geçeceğini, nerede, ne zaman ve nasıl sonuçlanacağını kestirmek pek güç değildir. Ergenekon, Balyoz, Kafes, Poyrazköy vb soruşturma ve davalardaki iddialara, kanıt adı verilen cd, telefon dinlemeleri, ses kayıtları, kaynağı belirsiz elektronik posta iletileri gibi unsurlara, tartışmalı gizli tanıklara bakıldığında ortaya çıkan düşünce sistematiğini görmemek için başka yere bakıyor olmak lazım.
Kısa bir süre önce meclis genel kurulunda oylanarak yasalaştırılan, ardından Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlanan; son olarak da ana muhalefet partisi CHP tarafından iptal istemiyle anayasa mahkemesine taşınma kararı alınan nükleer santral tasarısı ile birlikte yabancı sermaye tartışmaları tekrar alevlendi. Özellikle Rusya ile yapılan anlaşmanın içerdiği hükümler bu tartışmanın bir süredir siyasi çevrelerde ve basında sürdürülmesine neden olmuştu. Rus şirketine bedava arazi tahsis edilmesi, santral inşaatı sırasında Rus işçi, personel ve uzmanlarının istihdam edilmesi, proje şirketinde Rus tarafına en az %51 pay verilmesi ve santralin çalışmaya başlamasından itibaren dünya ortalamasının yaklaşık iki katına enerji satın alınmasına dair Ruslara resmi taahhütte bulunulması 














