Aydınlıkçılar vatan hainliğine devam ediyor hâlâ!
Haziran 3, 2012 Yorum yapın
Bugün Aydınlıkçı Nazım Hikmet’in ölüm yıldönümü. Şiirimizin devrimci, usta ozan aramızdan ayrılalı tam 49 yıl oldu.
Ancak bizde hüzün değil, umut var. Çünkü işçisi, memuru, sanatçısı, genci ve yaşlısı isyan bayrağını açıyor. Nazım’ın memleketi, Mayıs eylemleriyle önündeki devrim yolunun ışığını yaktı. Bugünün Aydınlıkçıları da, bir yandan yaşatılan zulmün ipini göğüslüyor. Bu yazının devamını oku

“Ergenekon ve benzeri davalar, ABD’nin Türkiye’ye karşı açtığı davalardır. Ergenekon davası, 5 Kasım 2007 günü, ABD Başkanı Bush’un, Oval Ofis’te Tayyip Erdoğan’a verdiği talimat doğrultusunda açılmıştır.
Ergenekon’da dağ fare doğurdu. Genel Yayın Yönetmenimiz Turhan Özlü, Aydınlık Gazetesi Sahibi Mehmet Sabuncu ve Aydınlık çalışanları gazetecilik faaliyetleriyle, İşçi Partisi yöneticileri Mehmet Bedri Gültekin ve Erkan Önsel siyasi parti faaliyetleri nedeniyle teröristlikle suçlandı. Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek’in suçu ise soykırım yalanına karşı mücadele etmek. İşte, akıl sınırlarını zorlayan yeni Ergenekon iddianamesi…
Doğu Perinçek hiç kimseyi öldürmedi. Kazayla ya da bilerek… Eline silah almadı.
Tutuklulukta 5′inci yıla giren İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek 1yıldır da hücrede tutuluyor.
Türk Ordusuna “Balyoz tertibi”, Taraf Gazetesi’nin bu haberiyle başladı. Haberdeki en çarpıcı başlıklardan biri de “Kendi jetimizi düşürecektik” oldu.
Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, kardeşinin bugün yaşasa Balbay’ın yerine Silivri’de cezaevinde olacağını ileri sürdü.
Ergenekon mahkemesi, hukuk sınırlarını zorlayan bir karara daha imza attı. Mahkeme, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in avukatı Hasan Basri Özbey ile Avukat Vural Ergül’ün davanın sonuna kadar duruşmalardan men etti. Mahkeme, Doğu Perinçek’e de 16 duruşmaya katılmama cezası verdi.
Doğu Perinçek’in Silivri Mahkemesi’nde yaptığı savunmasından ilk kez yayınlanan görüntüler. 17 videodan oluşan konuşmalarını izlemek için aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Silivri Cezaevindeki küçük duruşma salonunda İstanbul Özel Görevli 13. Ağır Ceza Mahkemesince görülen 2. Ergenekon davasının 155. duruşmasında İşçi Partisi Öncü Gençlik Genel Başkanı Tunç Akkoç savunma yaptı.
“Türkiye’nin sorunlarının çözümü, ABD kıskacından kurtulmaya bağlıdır.”

Ergenekon tertibi kapsamında Aydınlık Gazetesi’nin sahibi ve Genel Müdürü Mehmet Sabuncu’nun evi ile İşçi Partisi’nin Çorlu İlçe Başkanlığı binası ve emekli askeri savcı yarbay Bahadır Berk’in hukuk bürosunda arama yapıldı. Sabuncu, arama sonrası gözaltına alındı.
MİT Orta Asya Ülkeleri Daire Başkanvekili Kaşif Kozinoğlu, ölmeden önce Aydınlık’a yaptığı açıklamalarda, ki MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün, ABD’den “Ergenekon tertibini kurgulamak” için geri döndüğünü açıkladı. İstanbul’daki Fethullahçı polislerle Eymür’ün sık sık görüştüğünü belirten Kozinoğlu, Eymür’ün eski Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve Turan Çolakkadı ile her hafta mutlaka görüştüğüne dair MİT’in elinde bilgi olduğunu ifade etti
MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde sır ölümü nasıl aydınlanır bilemeyiz. Ancak Kozinoğlu’nun Aydınlık’a mektubu çok önemli konuları aydınlatacak. 3 gündür yayımladığımız Kozinoğlu’nun mektubundan bölümleri, bu konuda iz sürmek isteyenlerin dikkatine sunuyoruz.
Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde Cumartesi günü henüz bilinmeyen bir nedenle hayatını kaybeden MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun ölmeden kısa süre önce Aydınlık’a ulaştırdığı mektubunun dün yayımladığımız ilk bölümü geniş yankı uyandırdı. Aydınlık, Kozinoğlu’nun kendisiyle birlikte mezara gömülmeyen sırlarını kamuoyunun önüne sermeye başlamışken, diğer gömülmeyen sırları ise örtülmeye çalışıldı. Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde el yazısıyla hazırladığı 40 sayfalık savunmasına savcının el koyduğu öğrenildi.
Türkiye’nin yıllardır en çok merak ettiği ve kamuoyunun “Hayalet” lakabıyla tanıdığı MİT’çi Kaşif Kozinoğlu, geçtiğimiz Cumartesi akşamı tutuklu olduğu Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetti.
İşte size, Silivri’de faaliyet yürüten Özel Görevli 13. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi Sedat Sami Haşıloğlu’nun yakaladığı terörist yazının başlığı:
Birinci Ümraniye Davası’nda taleplerin sınırlandırılmasını ve Doğu Perinçek’in avukatına 16 celse duruşmadan men cezası verilmesini protesto eden 11 avukat, salonu terk etti.
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Cengiz, Doğu Perinçek’in avukatı Hasan Basri Özbey’in “16 duruşmadan men edilmesine” ve “sanıklarla müdafilerinin talep ve beyanda bulunması için 15’er dakikalık süre verilmesine”
Taraf yazarı Mehmet Baransu, geçtiğimiz pazartesi günü gazetesinde Balyoz Davası üzerine bir yazı kaleme aldı. Balyoz tutuklamalarına şerh koyan 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay’ı eleştiren Baransu, Balyoz davası üzerine öyle şeyler söyledi ki düzeltmeye neresinden başlasak bilemiyoruz.
Birinci Ergenekon Davası’na bakan İstanbul Özel Görevli 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek’in avukatı Hasan Basri Özbey’e 16 celse duruşmadan men cezası verdi. Mahkeme ayrıca avukatların savunmasını 30 dakikadan 15 dakikaya düşürdü.
Balyoz Davası’nın 44. duruşmasında konuşan Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel, muvazzaf bir Silahlı Kuvvetler personelinin görülmekte olan davalardaki en sert savunmasını yaptı. Önsel, önce tertibe sessiz kalan dönemin komutanlarını eleştirdi ardından sıra mevcut komuta kademesine geldi. Önsel, “Yönetiyorum sandığınız ordunun sahte CD’lerle beli kırılmış. Siz kime komutanlık yapıyorsunuz” diye sordu.
Orgeneral Bilgin Balanlı’nın da yargılandığı İkinci Balyoz Davası, Birinci dava ile birleşti. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Tümgeneral Beyazıt Karataş, duruşma salonuna geldi. Karataş, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ara kararıyla tutuklandı.
Emekli bir general bugün Silivri’de 2. Balyoz Davası’nı izledi. Duruşmaya ara verildiğinde yaptığı açıklamada Genelkurmay Başkanı’na seslendi: “Beni barışta teslim eden komutanım, savaşta nasıl koruyacak?”
Birinci Balyoz davasında 162 sanığın tutukluluğa yaptığı itiraz reddedildi. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay karara muhalefet şerhi koydu ve “Gerekçe olarak delillerin henüz toplanmaması gösteriliyor. Hangi delliller toplanacaktır?” diye sordu.
Osmanlının üç yüz paşası vardı. Cumhuriyet’in de üç yüz generali vardı.
Silivri Cezaevi önünde özel yetkili mahkemelerin kaldırılması için kurulan nöbet çadırına birçok sanatçı destek verdi.













