HSYK SEÇİMLERİNE İKİ GÜN KALA ADAYLAR NEDEN ÇARESİZ
Ekim 15, 2010 Yorum yapın

- 12 Eylül’de Anaya değişikliği kabul edildi ve yargı “dinlenme” sendromundan, “seçim” moduna geçti.
Anayasa Mahkemesi’nin yeni üyeleri TBMM’de seçildi, daha doğrusu iktidarın adayları onaylandı. Sırada Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun dizaynı var. HSYK Kanunu, yeni Anayasa’ya uyarlanmadan seçime gidiliyormuş, aldıran yok. Hele bir seçimler yapılsın, istim nasılsa arkadan gelir.. Bu yazının devamını oku
Adalet Bakanlığı’nın Türkiye’deki tüm adliyelere aracılar eliyle ulaştırdığı HSYK listesi için “Listemiz bu, bunu destekleyin” ve “Bize oy çıkmadığı takdirde sizin için iyi olmaz.” mesajı verdiği ileri sürüldü.
AKP’nin referandum stratejisi belliydi: Sünni muhafazakârlığı hareke geçirmek.
ANAYASA değişikliği gereği TBMM’de ilk kez yapılan Anayasa Mahkemesi’ne üye seçiminde gerginlik yaşandı. Anayasa’nın ilgili maddesinde bir hüküm bulunmamasına rağmen eşitlik nedeniyle 2. tur oylamanın tekrarlanmasına muhalefet sert tepki gösterdi. Sadece AKP’li vekillerin oy kullandığı 3. tur oylamada en fazla oyu alan Hicabi Dursun Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi.
Adaylar arasında İskenderpaşa Cemaati lideri Coşan’ın vekilliğini yapan Akbay da bulunuyor.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan, referandumdan sonra yaptığı açıklamada, % 42’lik “hayır” oylarını kastederek, “Bize oy versin vermesin 73 milyonun hükümetiyiz” söylemiyle, tüm yurttaşları kucaklama mesajı vermiştir. Siyasal iktidarın tüm söylem, eylem ve işlemlerine egemen olan “bizden-ötekiler” ayrımı nedeniyle toplum bölündükten sonra, bu söylem ne kadar inandırıcı olmuştur, geçmişi anımsayarak irdelemek gerekir. Başka bir deyişle, toplum neredeyse düşman kamplara bölündükten sonra, bu söylemin bir değeri kalmış mıdır, sorusuna yanıt aranması gerekmektedir.
Bahçeli’nin bir telefon üzerine çadırdan çıkıp, erken seçim tarihini ilan ettiği 7 Temmuz 2002 gününden, 3 Kasım 2002 seçim gününe kadar Erdoğan’ın ne kadar değiştiğini yazıp çizdiniz: Yasaklı Erdoğan’ın partisi seçimi kazandı!
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Cengiz,(27 Eylül 2010) bugün Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında; İsmailağa Tarikatı liderinin, Kadir Gecesi, Taşoluk Camiinde, referandumda “evet” çağrısı yapan ve “Ergenekon Davası” sanıklarına saldıran vaazının kamera kayıtlarını izletti. CHP Genel Başkanının “Laiklik tehlikede değildir” söylemini de eleştiren Cengiz, şu değerlendirmelerde bulundu:
Bakanlık onları destekleyecek
Konu: Bekir Coşkun’un Habertürk’ten siyasal baskılar sonucu kovulması.
Türk medyasının 13 Eylül Pazartesi günkü birinci sayfaları, doğal olarak 12 Eylül’de yapılan referanduma ayrılmıştı.
12 Eylül’de referandumda “evet” sonucunun çıkmasının ardından, 15. maddenin kalkmasıyla 12 Eylül’ü gerçekleştiren komutanlar hakkında suç duyuruları başladı. Hukukçular 12 Eylül’ün zaman aşımına uğrayıp uğramayacağı konusunda ikiye bölündü. 
Sonuçta bu referandum bir şekilde “hayırlara vesile” olmuştur..!
12 Eylül referandumu ilk bakışta AKP’nin zaferiyle (?) sonuçlanmış gibi görünüyor. Oysa sonuçlara biraz daha yakından bakıldığında, ortada AKP adına hiç de bir zaferin olmadığı rahatlıkla görülebilir.
Zafer sarhoşu AKP’ye ilk uyarı Yargıtay’dan geldi
Referandum sonuçlarını yorumlayanların çoğu iktidar partisinin tartışılmaz bir üstünlük sağladığını hatta muhalefeti ezdiğini söylemektedir. Kimilerine göre de bu sonuç iktidar partisine duyulan güvenin ve izlenen politikalara verilen onayın kanıtıdır. Bir başka kesim ise alınan sonuçtan sorumlu gördüğü CHP ve MHP’ye akıl hocalığına soyunarak kendilerini yüceltme derdine düşmüştür.
İlan edilen sandık sonuçlarıyla AKP’nin yargıya ilişkin planı da işlemeye başlayacak. Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na 30 gün içinde yeni üyeler seçilecek.
Anayasa değişikliği halkoylaması sonucuna göre yüzde 58 ile kabul edildi. Hukuken çoğunluğun kabul ettiği bir değişiklik, sonuçlar resmi olarak açıklandıktan sonra yürürlüğe girecek.
Şok şok… 12 Eylül referandumu MHP’yi parçaladı. Bu sütunlarda yazdığım Zehirli Balık yazımda derinliğine belirtmiştim, cemaat dokunduğu her şeyi zehirleyip dağıtıyor, diye. Ağar’ın partisi, Milli Görüş, Büyük Birlik ve nihayet MHP cemaatin ölümcül dokunuşuyla darmadağın oldu.
50 milyon seçmen vardı. Yüzde 58 EVET, Yüzde 42 HAYIR sonuçla bir oylama geride kaldı.
HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, bulunduğumuz bugünkü nokta dünden geridedir dedi. HSYK’ya girişinde gazetecilerin referandumla ilgili sorularını yanıtlayan Özbek, “hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı için taraf olduk ancak halkımızın tercihi karşısında söyleyecek bir şey yok” diye konuştu.
Tayyip Erdoğan, oy kullandıktan sonra, “Her şeyden önce gerçekten bugün Türk demokrasisi önemli bir kırılma noktasında” dedi.




30 yıl önce bugün Amerikancı darbe Türkiye’nin üstüne kara bulut gibi çökmüştü. İşte o darbe, sonradan Özalları, Çillerleri, Erdoğanları doğurdu. Erdoğan-Gül ikilisi, 12 Eylül darbesini yapan merkezin 1990′larda yürüttüğü bir operasyonla Türkiye’nin tepesine oturtuldu.
Bugün referandumla ilgili olarak
12 Eylül referandumu sonuçlarıyla birlikte tarihe geçecek ve çok uzun süre gündemde kalacak. Tıpkı ilk 12 Eylül gibi: Birinci 12 Eylül, İkinci 12 Eylül. Birincisinin trajik sonuçları oldu, kronik travmalar yarattı. İkincisi de ayrı etki ve tepkileri yaratacak.
12 Eylül’deki halkoylamasının hangi amaçla tasarlandığını, “evet” çıkması durumunda nasıl bir karanlığa mahkûm olacağımızı, bu anayasa değişikliğinin Türk ulusunu nasıl bir faşizme, ne tür bir kölelik düzenine mahkûm edeceğini anlatmak için ülkemin dört bir yanında 27 ayrı il ve ilçede bu ülkenin şerefli hukukçuları ve aydınlarıyla birlikte panellere, konferanslara katıldım… Birçok televizyon programında maddelerin nasıl aldatmacalar içerdiğini belgeleriyle, örnekleriyle anlattım..
YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Adalet Bakanlığı tarafından Adliyelere listeler gönderilerek “Evet” çıkması halinde HSYK seçimlerinde oy verilecek kişilerin isimlerini verildiğini iddia etti.
Aylardır anlatılıyor… Hâlâ “hangi maddeleri oylayacağız?” diyen var.














