Sürgünden Sevdalıya Mektup

Tanıdın mı beni? Senin uğruna fedailerden sadece biriyim. Ben Namık Kemal’in Magosa’sında bir tuğla, Talat Paşa’nın vurulduğu gün cebinden çıkan üç kuruştan biri, Resneli’nin bindiği atın teri, Mehmet Akif’in imanında elif, Nazım’in dizelerinde virgülüm. Hatırladın mı? Ben ilk adım atılırken Mustafa Kemal’in başındaki kalpakta bir parça tiftiğim. Ben senin aşığın ve seni özleyenin.

SÜRGÜNÜM YİNE BAK

Kimse bahtsızlık demesin kaderime, kaderim atalarımdan yazılmışsa varsın onlar ceza sansınlar, sürgün madalyadır bana, miras, şeref ve kamçıdır aslında. Hektor’un atı ne hissediyorsa Aşhil’e karşı koşarken aynısını hissetiren kamçı. Hoş karşımda Aşhil kadar yiğit bir savaşçı da yok ya neyse. Boşuna arama beni etrafında bedenime uzaksın ama yüreğim ve beynimdir yanı başında olan ve uzun ince bir yoldan sana koşuyorum yine. Belki sınırlarını kaldırırsın yine, ben aşamam onları ama bilmeni isterim ki en az senin kadar kaldırdığın sınırlarda yaşamak isterim ve hakkımdır en az senin kadar sınırlarında yaşamak. Kimbilir belki dedenin yanında aynı siperde ölmüştür dedem Çanakkale’de yada büyük anamla, büyük anan aynı öküzün ipini çekmiştir Afyon Ovası’nda… hatırla beni ben o kara kalpakların ilk başa geçtiği yerim, Anadolu toprağa Rumelin’den gelen neferim, meşrutiyetim ben hem de iki kere, Hareket Ordusu’yum, idadiyim, Kocacık’ım ben, hatırladın mı anam, Anayurdum, Anatoprağım, Anadolum hatırladın mı beni ben onlardan biriyim sana düşmanın parmağı değil parmak izi değse koşup gelenim, sınır tanımadan, senin sınırsız sevdalınım, hem aşığın hem evladınım.

SÜRÜN BRE, NASILSA BU SEVDAYA YÜREK GEREK

Önce Anadolu’dan Rumeli’ye sonra Rumeli’den Anadolu’ya sonra yine Anadolu’dan Rumeli’ye sürün bre… Sürün ki Silistre’de vatanın kıymetini bilelim, tarihe geçelim Çanakkale’de, atın bizi duvarlarınızın dışına ama bilin bre haayınlar bilin ki sınırın ötesinde o sınır için ölmeye hazır olanlar var. Sevdalılar var ki, o sevdaya yürek gerek. Aysız gecelere ay olmaya ant içenler, kumrulara sözcük yükleyenler, turnalara mektup yazanlar, siperde sırasını bekleyenler var. Sürün bre, sürdüğünüz yerde bilenenler, sınır dışı dediğiniz yerde ihanet ettiğiniz sınırları korumaya niyetliler var. Sofu’nun ramazan niyetinden bin misli, Sigu’nun açlık niyetinden bin misli, İsa’nın fedailiğinden bin misli daha fazla niyetli olanlar var hayınlara dar etmek için o sınırları.

HATIRLADIN MI?

Ey Boğazı izlerken balık yiyen, ey düğünde kına yakan, ey çayına şeker kıtlatan, ey kahveyi telvesine kadar içen, ey korkmak nedir bilmeyen, ey şehit evladına bakarken vaatan sağlosun diyen, ey üzüm hoşafıyla savaşan, ey makber beklemeyen, ey varlığını armağan eden, ey babamın yattığı toprakta yatan…. hatırladın mı beni? Ey BÜYÜK MİLLETİM sınırdışı değil sürgünüm ve senin kara sevdalın, doğduğun toprakta doğan ve doğduğumuz toprak için savaşmak isteyen kara sevdalınım ben… BÜYÜK MİLLETİM, ben fedai, az kala buluşmaya bir kez daha ilan ı aşkımdır…

TEOMAN ALİLİ
İLK KURŞUN

About these ads

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 128 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: