İskender Pala’nın “Şah & Sultan” Kitabı- Kimse Alevilere Bu Denli Saldırmadı

Zaman Gazetesi yazarı“Profesör” unvanlı İskender Pala, “Şah & Sultan” adlı kitabın yazarı… Beşyüz yıl önce olup biten olaylar üzerinden yola çıkarak Şah İsmail ve Alevi-Kızılbaşları, yani bizleri, ceddimizi, geleneğimizi, kültürümüzü, inancımızı aşağılamaya çalışıyor. Kendisi ya koca bir Alevi külliyatının farkında değil, ya da bilinçli bir Arap-Emevi militanı… Yazdığı konuya değin ne el almış, ne de nasip… Bilmesine bilmiyor da, Türkmen’e ve Türkmen’in geçmişine söverken, Türk’ün geçmişine sövdüğünü de mi bilmiyor acep!..

Bilerek sövüyor olabilir mi? Belki de Arap hayranı bir mefkûreci…

Mefkûreciler bunu hep yapar ama bu arkadaş ölçüyü çok kaçırmış. Kıyıda köşede söylenen Alevi karşıtı iftiralarının tümünü derlemiş, epey bir miktar da kendisi ilave etmiş ve “özel görevli” gibi çalakalem yazmış… Yazdıkları yenir yutulur gibi değil. Bunca kinin-düşmanlığın özel bir nedeni mi var bilemem ama kitabın başından sonuna kadar Alevi-Bektaşilere hakaret etmiş. Sadece bu da değil;  tv.lerde kanal kanal gezip “Alevileri ne kadar sevdiğini, bu yurttaşlara mumsöndü denilerek iftira edildiğini” söyleyerek kitabının ticari reklamın yapıyor. Oysa kitabında onlarca kez  “mum söndü” iftirasını ince ince kendisi tekrar ediyor!

M. Ali Erbil’in yaptığı, Pala’nın yazdıkları karşısında gerçekten çok masum kalıyor: kitap, baştan sona yalan, komplo, iftira… Alevilerle ilgili kinini, İsmail’i bahane ederek kitaba öyle bir kusmuş ki! Hem de ne kusma!

Biz çelişkileri sağaltmaya, ilkel ve aşağılık mezhep bölücülüğünden uzak durmaya, Alevi Sünni kardeşliğini tesis etmek için yana-yakıla emek vermeye devam ededuralım, Pala, ortaya çıkıp yeni yangınlar çıkarmak adına geçmiş-küllenmiş yangına körük tutuyor… Bütün içtenliğimle söylemek isterim ki, kitabın tarihi, edebi ve hiçbir sanat değeri yoktur: sıfır… Tek özelliği var: eski yaraları-çelişkileri kanatıyor, Alevilere değin iftiralara çok sayıda yenilerini ekliyor… Dini, imanı siyaseten kullananlardan etkilenmiş olmalı ki, bu arkadaş da mezhebi kullanıyor.

Yazık!

“Ya sabır” çekerek, dişlerimi sıkarak, “nasıl olur da bir insan, hem de bir üniversite hocası yazdığı konuya bu kadar yabancı ve duyarsız olur; ülkesine, milletine karşı bu kadar sorumsuz davranır? Kitabın hangi bölümden sonra objektif davranacak, düzelecek, doğruları yazacak?” diyerek ve daha bir yığın şey düşünerek kitabı baştan sona okudum.

HOCANIN KILAVUZU DİYANET!

Bir kere insan Alevi-Kızılbaşlığı ve Hatai’yi yazacaksa Alevi terminolojisini, hiç değilse bu inancın temel ritüelini olsun doğru kaynaklardan okuyup, öğrenmez mi? Bunca önemli ve nazik bir konuya biraz özen göstermez mi? Objektif tarihi gerçekleri gözetmez mi? Hatai’yi aşağılamanın, Alevi’yi aşağılamak olduğunu, gönüllerinin kırılacağını, manevi dünyalarının yıkılacağını bilmez mi? I-ıh, hiç!

A kardeşim, anlaşılıyor ki, Alevi-Bektaşileri saygıya değer bulmuyor, maneviyatlarına saldırıyorsun; peki kendine ve okuyucuya da mı saygın yok?

İsmail’e “şeyh”; taliplerine de “mürid” diyor. (Sayfa 26) oysa Alevi-Bektaşi terminolojisinde şeyh de yoktur: mürid de…

Bu silsilenin doğrusu; “şah, mürşit, pir, rehber ve talip’tir…”

Hazret Aleviliği yazıyor ama yirmi milyon Alevinin içinde danışacağı, cem, cemaat, dar görmüş, el almış, dar’dan, görümden çeçmiş cem ehli bir Alevi bulamıyor. Bulamadığı ya da danışmaya değer görmediği için de, başbakanın her konuda adres gösterdiği ulemadan birine gidiyor: DİB Y. Kurul Üyesi Doç. Dr. İlyas Üzüm’e… Kendisi bilmiyor: hem de hiç… Ama “cahil cesareti” bu olsa gerek, tutuyor hiç bilmediği bir konuda kitap yazıyor. Danışmanlığını ise yine kendi ekolünden biri olan İlyas Bey yapınca, olanlar oluyor…

Başlıyorlar şeyhliği yüceltip, şahlığı aşağılamaya… Şah Cüneyd’i, Şah Haydar’ı, Şah İsmail’i ve bütün şahları şeyh ve hatta şıh yaparak, Hatai’yi “Hıtayi’ye” çevirerek, bozarak, tahrif ederek, sapları samana katarak, gerçeklerin üzerinde yuvarlanarak, tepinerek koskoca bir Alevi-Türkmen-Türk mirasını-külliyatını karartmaya çalışıyorlar. Ne adına? Arap emperyalizmi olabilir mi?

DAR, GÖRGÜ, CEM, DEM…

Karşıda görünen ne güzel yayla / Bir dem süremedim giderim böyle

Ala gözlü Pirim sen himmet eyle / Ben de bu yayladan Şah’a giderim.  Pir Sultan Abdal

Bir cem ehli olarak, kadınla erkeğin musahip olduğunu görmedim, bilmiyorum ve okumadım. Ama yazar görmüş ve bunu da yazmış! Gerçekten Alevi yoluna o kadar yabancı ki, ondördünde bir kız çocuğu olan Bihruze’yi “musahiplik cemine” alıyor, görgüden geçiriyor ve Şah İsmail’le musahip yapıyor… Görgü ceminde olan bitenlere bakın:  bu “coşkulu cem ve zengin dem ile talipler kendinden geçiyor, sonra gelin ve güveyler kalkıp semaha duruyor… O arada Aka Hasan, Kamber Can’ın sırtına vuruyor ve görgüden geçmekte olan Şah’ın eşi Bihruze’yi işaret ederek soruyor: “Taçlı Hatun’u beğendin mi?” (s. 69)

Adamın “kitap” diyerek yazdığı bu işte!

Sanki oradaki insanlar ibadethanede değil, Gülhane Parkında âlem yapıyorlar! Prof. eğitimli biri, hem de artık “sır” olmaktan aleniyete çıkmış bir ibadet hakkında böyle düşünür, yazarsa, sokaktaki adamlar, Mehmet Ali’ler, Güner Ümit’ler ne demez? Kılavuzu karga olanın…

Kırk yıl kazanda dur kayna / Dahi bu ten çiğ dediler. Hatai

Yazar, yol ve ibadetlerini huşu içinde süren, Allah’a yakınlaşan, yaradanla hemhal olup, dem ve devran üzre ibadet ederek hakikat kapısını aralamaya çalışan, bu nedenle yakaran insanların duygularını “dem (uyum-huşu) içinde devran sürmek” olarak ifade etmelerini; “içki içip kendinden geçen insanlar” anlamına gelecek imalarla kirletip, topluma zehirli örnekler veriyor… Devam ediyor: “Zengin demin heyecanıyla oturdukları yerden dem tutanlar da yavaş yavaş kendilerinden geçiyorlardı. Aka Hasan ile birbirimize baktık ve dolularımızı tazeleyip meydanın uzak bir köşesine çekildik. …hadi anlat dedim…” (s. 70)

Kandil geceleri kandil oluruz / Kandilin içinde fitil oluruz

Hakkı göstermeye delil oluruz / Fakat kör olanlar görmez bu hali  Harabi

Yazara göre bunlar, Aleviliğin en kutsal ibadeti sayılan, canların cem olduğu ibadet içinde olageliyor. “Dolularını tazelerken” sanki barmenden bir duble rakı istiyor! Sohbeti, muhabbeti, badeyi, doluyu, “kırkların içtiği engür suyunu, bir üzüm danesini kırk erenin bölüşüp mest olmasını” kaba bir biçimde tasvir ediyor, içki içip sızmak, kendinden geçmek sanıyor. Anadolu coğrafyasının kadim inancından, kültüründen bihaber…

Nasipsiz…

Dedenin nasihatinde, zakirin nefesinde, canların semahında, deyiş ve düazimamların sürülüşünde nefesler tutulur, sinek uçsa duyulurken, dara duran, hesap veren, özünü dara çeken canların başlarından aşağıya inen ter damlalarının sesi dahi tüm cem ehlince işitilir, takip edilirken, araya giriyor, insicamı bozuyor, ulviyeti-kutsiyeti saptırıp, tahrif ediyor.

Ne yapmıyor ki?

Bunca özen içinde yapılan ibadet mekânının içinde, öyle bir senaryo yazıyor ki, bir köşeye çekilen ve orada arkadaşıyla içki içen iki iblis tasvir ediyor: burayı cemevi, içki içenleri de cem ehli gösteriyor. Hem de görgü ceminde… E be cahil, e be zahid; “düşkünün”, haksızın, harlının, hırsızın, alçağın ceme alınmadığını, musahipsiz ceme gidilmediğini, destursuz lokma yenilmediğini de mi bilmezsin? Tahrif ettiğin inancın-mekânın kutsiyetinden, yolun “kıldan ince kılıçtan keskin” inceliğinden bu kadar mı bihabersin?

GERÇEK YAVUZ

Yazar, Yavuz ile İsmail arasında dolaşırken öyle ifrit bir Yavuz taraftarı oluyor ki, Anadolu Türkmenleri hain, İsmail, anasını boğduran bir katil, şan- şöhret düşkünü, Yavuz ise sureti haktan bir Türk kahramanı… Oysa biraz zeki ve okuduğunu anlayan her insan bu şahsiyetlerin yazdığı birer şiiri yan yana getirip bakar ve kimin Türk olduğu konusunda kolaylıkla bir kanaate varır.

Yavuz, babasını zehirletip, ağabeyi Ahmet ve Korkut’u boğduran; bunlarla yetinmeyip ne olur ne olmaz: Ya büyüyüp de tahtı elimden alırlarsa diyerek, vaktiyle ölmüş kardeşlerinin sarayda kalan çocuklarını, yani yeğenlerini de boğduran biridir.

Yüzlerce belki de binlerce insanı kendi elleriyle boğmasından başka; Koca Mustafa Paşa, Dukakin Oğlu Ahmet Paşa ve Yunus Paşa olmak üzere üç tane de vezir-i azam boğdurmuştur.[i]

YAVUZ VE İSMAİL’İN BÖLÜŞEMEDİĞİ NEYDİ?

Yavuz, Çaldıran savaşı sonrası, Şah İsmail’in topraklarını işgal etmedi. O halde derdi neydi? Acaba, dünyanın bu bölgesinde ortaya çıkan, büyüklük ve ihtişamıyla dünya halklarının gözlerini kamaştıran, aynı dili konuşan, aynı davranış-gelenek ikliminde yetişen ve iki kardeş halka hükmeden iki imparatorun, zihinsel dünyalarına nasıl bir düşünce hâkimdi? Yavuz ve İsmail, gerçekten halklarının refahını mı istiyordu, yoksa din iman sahteciliği altında “Türk dünyasının tek egemeni ben olmalıyım; dünyaya ben hükmetmeliyim” düşüncesiyle, kişisel ihtişam ve egemenlik peşinde mi koşuyorlardı? Yoksa başka hesaplar, kinler, beklentiler mi vardı? Böylesi bir insan kasaplığını ve bu kasaplığı “vatan, millet” nutuklarıyla bugün dahi meşru görmenin veya göstermenin haklı ve meşru bir yanı olabilir mi?

Yavuz’un zihni dünyasında, İran coğrafyasında egemen olmak isteyen Şii devletini ortadan kaldırmak değil, Kızılbaş askeri aristokrasisinin oluşturduğu yönetimi ve Kızılbaş ordusunu yok etmek düşüncesi yatıyordu. Kültürüne, dili ve edebiyatına hayranlık duyduğu İranlılara düşmanlığı yoktu, olamazdı. Yavuz, Anadolu Alevi-Bektaşi Türkmenlerinin, yaklaşık elli yıl boyunca sürdürdükleri ihtilalci Kızılbaşlık siyasetlerinin sonucu kurdukları Kızılbaş Türk Devletinin kurucu unsurları olan Türkmenlere düşmandı.[ii]

“…Osmanlı devleti ve bu devletin eliti ile geleneksel hayat tarzında ısrar eden konar-göçer Türkmen zümreler arasında zihniyet, din algısı ve pratiği, kültür, hayat tarzı, ekonomik düzen ve siyasi anlayış itibariyle tam bir uçurum meydana gelmişti. Bir zamanlar Bitinya bölgesinde ve Rumeli’nde… sancağı en önde taşıyan konar-göçer Türkmen unsurlarının hayat tarzını devam ettirenler, Fatih’in ve sonraki Osmanlı padişahlarının devletinde sadece devlet mekanizmalarından tasfiye edilmekle kalmamış aynı zamanda geleneksel hayat tarzlarını da değiştirmeye zorlanmışlardı. Osmanlı dünyasında atalarından gördükleri hayat tarzlarını devam ettiremeyeceğini anlayan bu kitlelerin duygu ve düşünce dünyalarında, yeni bir kurtarıcı beklentisi günden güne ziyadeleşmekte idi…[iii]

“(…) Halkın dirlik-düzenlik isyanının haklı gerekçelerini örtmek için uydurularak, kimi ‘tarihçilerimizin’ “isyanların arkasında Şah İsmail fitnesini” göstermelerine karşın, isyanlar, Şah İsmail gerekçesinin ortadan kalkmasından sonra daha da yoğunlaşmış, ayaklanmaların önü arkası gelmemiştir. “Çünkü sebep içte ve bizzat Osmanlı düzeninin kendisindedir.”[iv]

Fatih döneminden sonra, devşirme unsurlar tarafından zapturapt altına alınan Osmanlının, Türk devleti olmaktan çıkıp, bir devşirmeler imparatorluğu haline gelmesinden sonra, Türkmenler yeniden yollara düşüp, bu defa bizzat kendilerinin yöneteceği bir devlet arayışını hiç durmadan, bıkmadan ve usanmadan sürdürdüler. Unutulmasın ki, Baba İlyas’ın ve İshak’ın Selçuklulara eleştirisi neyse, Şeyh Bedreddin’in, Şah Kulu’nun, Şah kalender’in, Şah Veli’nin, Baba Zünnun’un, Pir Sultan Abdal’ın da Osmanlıya eleştirileri, aynı eleştirilerdir. Ve bıçağın kemiğe dayandığı binlerce zorunluluğun neden olduğu bu isyanlardan birçoğunun nihai amacı, artık gerçek bir Türk devletidir.[v]

ANADOLU, ŞAH İSMAİL’DEN ÖNCE DİRLİK İÇİNDE MİYDİ?

Osmanlı bir yandan gazalarla büyüyor, yeni uygarlıklarla tanışıyor, Selçuklu aristokrasisiyle yetinmeden, Bizans, Sırp, Boşnak, Arap ve Acem ülkelerinin yönetsel kazanımlarından kimi öğeleri de ülkesinde uygulamaya koyuyordu. Bu uygulamanın başına ve diğer sorumluluklarına da konunun uzmanı, ya da bilgisi olan devşirmeleri getiriyordu. Türk’ün alışık olmadığı ve bilmediği kurumlaşmaya ve devlet olmaya dönük her devinim, o alandaki yetkinin, Türk’ten alınıp, bir devşirmeye verilmesiyle son buluyordu.

Kaldı ki, istese de, bu görevler Türk ya da Türkmen’e verilmiyordu. “Osmanlının Kapıkulu erki arasına Türklerin alınması yasaklanmış, bu görev çoğunlukla Sırp ve Hırvatlara mahsus görev alanı olarak ayrılmıştı.”[vi]

Türkmen, kurucusu olduğu devlet bürokrasisinden yavaş yavaş ama hiç bitmeyen bir kararlılıkla dışlanmış, küstürülmüştü! Çığlığını duyan, sorununa çare arayan yoktu. Sesi Saraya ulaşmıyor, kalın taş duvarlarına çarpıp geri dönüyordu. Saray sağır, içinde yaşayanlar ise hepten el olmuşlardı artık.

Türkmen kalkıp yaylasına yürüdü/ Dağıldı aşiret il bozuk bozuk. Pir Sultan Abdal

Bir tarafta devşirme Sünni ulema, Türkmen’in katline fetva veriyor. Kızılbaş, Rafızî, idrak-i bi Türk’ün ‘defterinin dürülmesi ve kaddinin bükülmesine’ dair fetvaların biri bitip, diğeri yazılıyor, diğer tarafta ise ‘çift bozuluyor,’ obalar köyler terki diyar ediliyor, dağlar mesken tutuluyordu. Göçer Türkmen, evini köyünü terk edip, geldiği topraklara geri dönüyordu.

1- Devşirme yeniçerilerin işgalindeki askeri/idari kast,

2- Ulemanın da içinde yer aldığı şer-i kast,

3- Ticari kast.

İçinde Türk olmayan bu üç unsur’a “Osmanlı” deniliyor, geri kalan tebaa ise kökenlerine göre “Müslim-Gayrı Müslim” olarak isimlendiriliyordu.

Şalvarı şaltak Osmanlı / Eğeri kaltak Osmanlı, Ekende yok biçende yok/ Yiyende ortak Osmanlı. 15. yy. şiiri. Anonim

* Padişahların hemen hemen hiçbirisinin anası, akrabası, çevresi Türk değildi.

* Yeniçeriler; yukarıda da işaret edildiği gibi çeşitli ülkelerden devşirilmişti.

* Ulema; İran ve Mısır ülkelerinden ithal edilmişti.

* Ülkenin kaymağını yiyen tüccar-banker unsurların başlıcaları ise Ermen, Rum ve Musevi kökenliydi.

İşte Türkmenleri dinsiz, Rafızî, zındık, Türk-ü sütürk (azgın Türk), Türk-bed-lika (çirkin yüzlü Türk), etrak-ı bi idrak (anlayışsız-akılsız Türk), nadan Türk (kaba cahil Türk), vb.[vii] diyerek dışlayan ve onların ölümüne yüzlerce fetva yazan-veren ve ulema denilen haramzade takımı da bu çevrelerden gelmiş-türemiş adamlardı. Bunlardan biri de II. Bayezid dönemi (1481–1512) saray kâtiplerinden Kadimi Hafız Çelebi’dir:

Devr-i daldan beri şahım Eflak / Zem olur âlem içinde Etrak

Vermemiş Türk’e Huda hiç idrak / Akl-ı evvel de olursa bi idrak / Uktülü’t Türk’e velev kane ebak

Türkçesi şöyle: “Öteden beri benim şahım tanrıdır / Bilirim ki tüm dünyada kötülenir Türkler / Çünkü Tanrı Türk’e hiç bilinç vermemiştir / Hele bir de ukala olursa tümden pis olurlar / Baban da olsa Türk’ü öldür.”

Osmanlı kurumlaşıyordu ama halk ile Saray arasındaki uçurum da, derinleşiyordu. Âşık Paşazade’nin de belirttiği gibi, Osmanlı devlet kastında;

Türk diline kimesne bakmaz idi / Türklere hergiz gönül akmaz idi

Türk dahi bilmez idi bu dilleri / İnce yolu ol ulu menzilleri

“Adli Mahlasıyla şiir yazan II. Bayezid ise “aşk’ı” anlattığı şiirinde Türk’le ilgili fikrini söylüyordu.

Değme etrak ne bilsin gam’ı aşkı Adli

Sırr-ı aşk anlamaya hallice idrak gerek

Türkçesi: “Türkler anlamaz aşktan Adli / Aşkı anlamaya epeyce akıl gerek.”[viii]

“Türk’e akıl gerek” bu doğru da; Bizanslaşan Osmanlı’ya, Yavuz’a ve Ebusuud’a hayranlık duyan İskender Pala’ya ne gerek?

Murtaza Demir

Odatv.com

[i] Demir, Murtaza, Kuşatılmış Bir İnancın Tarihi: Alevilik, s. 111, 112

[ii] Kaygusuz, İsmail, alevikonseyi@yahoo.com.

[iii] Yıldırım, Rıza, adı geçen bildiri

[iv] Aydın, Erdoğan, age, s. 171

[v] Demir, Murtaza, age, s. 115

[vi] Aydın, Erdoğan, Osmanlı Gerçeği, s. 32

[vii] Muzaffer Özdağ, Tarih ve Top. Der. Sayı, 65, s.10, Akt. E. Aydın, Age, s. 287

[viii] Aydın, Erdoğan, Fatih ve Fetih, s. 289

About these ads

76 Responses to İskender Pala’nın “Şah & Sultan” Kitabı- Kimse Alevilere Bu Denli Saldırmadı

  1. Hazal Seyitoğlu diyor ki:

    Merhaba,
    Reha Çamuroğlunun İsmail’ini de Şah&Sultan’ı da okudum. Teoride aralarında hiçbir fark bulamadım.
    Kitabı okumuş olduktan sonra İskender Pala’yı Arapçılıkla nasıl suçladığınızı anlamam mümkün değil. Aksine kitabın hemen her satırı aşktan ve kardeşi kardeşı kırmasından söz eder. İkiz kardeşlerin ayrı saflarda olması bunu çok güzel izah eder. ve ayrıca ikizlerden birirnin ölümü ile sultanın yanındakinin şahın yanına geçişi de önemli bir ayrıntıdır.
    Fazlasıyla abarttığınızı düşünüyorum. Şah’ın annesini öldürttüğünü yazarken (ki bu bir sır değil)Sultan’ın neler yaptığını da saklıyor değil ki İskender Pala…
    Okurken herkesin öz eliştiri yapabilceği netlikte bir baş eserdir. Herkese okumasını tavsiye ederim.
    Saygılarımla,

  2. pako diyor ki:

    merhabalar,

    yazmış olduğunuz yorumu abartılı buldum.içinde herhangi bir örnek olmadığı gibi ( 400 sayfalık kitaptan sadece 1er 2şer satırlar alıp -genel metinde nerede geçtiğine bakmadan – genel anlamlar çıkartmışsınız.herşeyden önce bu bir bilim kitabı değil – buna rağmen hikayeler geçek dışı da değil – roman, yazar iki tarafında nesi var nesi yok dökmüş. isteseydi iki taraftan birine ağırlakda verebilirdi, başkasıda tersini yapabilirdi.farklı bir çağa geçildiğini, bilim dışındaki yayınlarda insanların istediği fikri istediği gibi söyleyebileceğini bile kabul ettiğimiz bu devirde son derece dengeli bir kitaba bile içinde sizin söylenilmesinden hoşlanmadığınız şeyler var diye bu ölçüde uzun ve sert ve insanları okumaktan uzak tutmaya çalışan bir yorum yazmanız, gerçekten sizin çağın biraz gerisinde kaldığınızı gösteriyor.

  3. sebahattin diyor ki:

    Ya sabır” çekerek, dişlerimi sıkarak, “nasıl olur da bir insan, hem de bir üniversite hocası yazdığı konuya bu kadar yabancı ve duyarsız olur; ülkesine, milletine karşı bu kadar sorumsuz davranır? Kitabın hangi bölümden sonra objektif davranacak, düzelecek, doğruları yazacak?” diyerek ve daha bir yığın şey düşünerek kitabı baştan sona okudum
    ben kitabın 80.sayfasındayım bende hala bekliyorum ,bu bekleyiş boşuna heralde öylemi .televizyonda teketek te falan hiç böyle anlatmıyor du.demekki bununda bütün meselesi para çünkü hiç bir alevi bu kitabı okumaya başlayıp bu eleştirileri gördükten sonra okumaya devak etmez sanıyorum

    • sibel diyor ki:

      KİTAP ŞİDDETLE TAVSİYE EDİLMEZ!
      Kitap baştan sona saçmalık.! aslında böyle bir kitabı kaleme aldıgı için teşekkür etmem gerekir aksi taktirde iskender palanın gerçekteki basitliğini görmüş olamzdım.bu derece taraflı olabileceğini, bu derece küçülebileceğini düşünemezdim.kitabı okurken, binbir sabır çekerken, iskender pala adına ben utanç duydum!
      Şah’ın şavaşlarını uzun ayrıntılarla, kanlı,vahşice anlatılırken; ya Selim’in savaşları, döktüğü kanlar tasviri nerde diye sormaktan insan kendini alamıyor. Selim’in yazdıgı mektuplar uzun uzadıya ele alınırken;ya Şah!ın mektublardından küçük bir iki cümleden ibaret kalması komik.nitekim Selimdense Şahın edebi yanı bilinir ve savundugu konu ile ilgili güzel cevaplar verecegini herkes tahmin edebilir. . bir başka komedi Selim, Şahın mektubunu getiren elçiyi öldürrüken hiç bir tuhaflık yokta Şahın elçisinin öldürüldüğü haberini almasıyla mektubu getiren güvercinin başını koparması sevgisizlik diye nitelendirilmiş. ilk öldüren ve de bir insanı katleden Selim sevgisiz değilde; bu duruma sinirlenen şahın güvercini öldürmesi sevgisizlikmiş İskender palaya göre(!) Nedense Selimin yanındaki taçlı ve kamber git gide selimi sevmeye başlarken ve uzun uzadıya anlatırken; Şahın yanındaki hüseyin şaha olan sevgisini bir iki cümleyele bile ifade etmiyor kitapta:) Ve daha nice saçmalıklar. Sinirinizin gerilmemesi için bu kitap ŞİDDETLE TAVSİYE EDİLMEZ!!!!

    • gökbiyat diyor ki:

      kitap gayet mantıklı ve tarafsız yazılmış bu bir tarih kitabı değil roman. kitabın 35. ve 38. sayfaları arasına tekrar bir göz atın isterseniz. Kitabı beğenmeyenler ya kitabı taraflı ve kendi bakış açılarıyla okuyorlar veyahut kitapta umduklarını bulamadılar …

  4. ömer diyor ki:

    Merhabalar
    Suan okudukları karsınında dehsete dustum.Bu kitabı okudum ve suan sizin soyledıklerınızın bu kıtabın neresınde oldugu konusunda dusunuyrum ancak bırşey cıkmıyor.Abartılı bir yorumda bulunmussunuz ve bunu heralde ırcı duygularla yaptınız yoksa bu kadar yanlıs yorumlarda bulunmak saf nıyetle cıklanacak bişey değil.

  5. küBRa diyor ki:

    efendim objektif olalım lütfen,gayet objektif bir kitabı eleştirmeye çalışmışsınız ama olmamış.İskender pala nın bu kitabı nasıl titizlikle yazdığını bilen biliyor.ama ille de taraflı bir kitap diyorsanız alevi taraftarıdır,çünkü dikkat ederseniz büyük kısmında alevilerden bahsediyor;kendisi bir sünni olmasına rağmen…ayrıca alevilerden çok bahsederken rencide edici sözler de kullanmamış,lütfen gerçekçi olalım

  6. elsad diyor ki:

    Daha bitirmedim ama sonlarina yaklasiyorum. Okudugum kadariyla Sah bircok yerde asagilanmis, evet acik acik yapilmamis, ama ima edilmis. Araya bir iki (kuru) iltifat edilerek de hani ortasi tutturulmaya calisilmis.

    Sultana mektuplarini turke yazdigi icin turkce yazdigini soylemis Iskender Pala. Asla. Ismayil sah’in devrinde safevinin devlet dilini turk dili ilan ettiydi, herkesle yazismalar turkce yapiliyordu bir tek osmanliyla degil. Devlet ici yazismalar turkce yapiliyordu, Ismayil sah kendi eserlerini turkce yazmis.
    Bunun gibi bircok aksilik var kitapta. 14 yasinda sah olan ve sahligi biraktiginda sinirlarini 10 kat buyutmus olarak birakan bir cengaver’i sezemedim sahsen ben eserde.

    Belki turkiye tarafindan bakildiginda eser normal gorunuyor, ama sah Ismayil sevenler tarafindan bakildiginda eser cok fakir (yeterince arastirilmamis ya da karsi tarafin fikirleri yeterince alinmamis).
    Gecmis olsun diyorum.

  7. Ali Yüksel diyor ki:

    Bu yazının sahibinin kitabı okuduğundan şüpheliyim doğrusu

    • cemre diyor ki:

      size katılıyorum…

    • Hasan YILDIRM diyor ki:

      Okumadıysa bir tarafındanmı uyduruyor. Kitabi bende okudum okadar hiddetlendimki bana hediye edilen bu kitabı çöpe atacaktım.İskender Pala(vra) denilen kişi bence hiç cem görmemiş kitabında cemde demlendiği yazılıyor arkadaşım hangi can cem sırasında demlenir.Bence kızılbaşlıkla bağdaşmayan şeyler içeriyor kitap. Okumayın diyemem ama okuyunda demem. Ve birdahada İskender Pala(vra) denen kişinin notunu bile okumam.

  8. pınar diyor ki:

    alevi ruhunu savaş,ganimet ve eglence diye özetleyen kzılbaşlıgın özünü hiç bilemyen kitapta kendisininde bahsettigi iftiralardan kulaktan dolma bilgilerle kızılbaşlığı anlatan özetle içindeki bütün kinini yazark kusan bu zatmı titizlikle objektif olarak yazmış bu kitabı..aklı selim her okur bunun farkına varabilir diye düşünüyorum.sonuna kadar bile okuyamadım bu kadar çirkinlik olmaz..bu insanlara yapmayın artık be kardeşim..ayıptır günahtır.

  9. nuran özlü diyor ki:

    bugüne kadar okuduğum tarih kitaplarından çok farklı bir kitap. tarihte yapılan yanlışlar var elbette. kitapta bu yanlışları kardeşlerimizle ne için aramızın bozulduğunu çok iyi anlatmış. yazınızda çok fazla abartmış olduğunuzu düşünüyorum.

  10. cansu diyor ki:

    merhaba ben bir alevi çocuğu olarak kitabı okudum iskender palaın yazdıgı kitabı okurken acaba başka bir mezhep anlatılıyormu diye hayrete düştüm aleviliğin bir türü olabilir dedim kendi kendime allahtan babannem var bilgili ya olmayan yeni nesiller ne yapacak lütfen yeni nesilleri böyle olmadık şeyler için teredüte düşürmesinler aynı zamanda orda ben sünniliğide yanlış anlattıgına inanıyorum selimin mükemmel bir insan olduğunu anlatmaya çalışmaya çalışmış en azından iskender pala al size tarafsızlı teşekkür ediyoruz ki bu denli güzel eleştirmenlerimiz var.

  11. sazds diyor ki:

    berbat bi kitap kimseye terch etmem ..!!!

  12. sazds diyor ki:

    sakın okumayın hiçbirsey anlaşılmıyorrr ..

  13. Lael diyor ki:

    Hiç güzeL değil paraya yazık !

  14. bu kitabı dehşet ve hayretle okudum. kitabda ne tarihi gerçekleri araştırmış nede alevi kültürünü, birde aleviler okusun demiş, aleviler tarihte kimlerden zulum gördüğünü de kültürünüde çok iyi biliyor, senin yalan yanlış taraflı, kasıtlı bilgilerine ihtiyacı yok . bunca baskıya bunca zulma. iftiralara karşı dimdik ayakta ve alnı açık ayaktayız şimdiki yavuzun torunları hala alevileri dışlayıp yüksek makamlara gelenleride türlü komplo ve dalaverelerle indiriyorlar. mervanın muaviyenin YEZİTİN torunları hala müslümanız deyip ( sözde ) ehlibeytin torunlarına zulmetmeye devam ediyorlar, sen pala matah bişi yazmış gibi birde bu zihniyeti savunanların tv lerinde boy gösteriyosun. HELE BAK ŞU AYNAYA YÜZÜN YÜZE BENZERMİ
    TA SABAHTAN UYUMUŞ GÖZÜN GÖZE BENZERMİ
    VAY O BOYUN DEVRİLSİN ÖZÜN BİZE BENZERMİ. benzermi hiiiiççççç.

    .

  15. mir diyor ki:

    Bu kitaba insanlar hangi eleştiri gözüyle bakar bilmem ama şunu kesin tarihten beri hep birbirimzle uğraşmısız aynı soydan aynı kandan kişilerin savaşı olmuş hep ki o sıralar avrupa değişim içindeydi keşke birbirimizle degilde tek yürekle gerçek gaza sahibi olsaydıkda bugün onun bunun artığına tenezzül etmesydik ve cihan sahibi biz olsaydık.

  16. gülhan diyor ki:

    selam.bizim atamız olan hz muhammed zamanında ehlibeyte nasıl iftira atyorlarsa şimdide alevilere iftira atyorlar. alevilerle olan gerçekleri değiştiryorla,iyiyi kötü ,kötüyü iyi olarak değiştiryorlar.kuranda geçen, onlar eskiden nasıllarsa şimdide böyleler hiç değişmediler.ayeti işte bu iftiracılar,ve kinciler içindir.iyi insan olmak ,okumakla omuyormuş,o insanın ruhunda vardır.bunların gözü görmez ve hiç bişeyi anlamazlar,bizede sabretmek düşer çünkü allahın vasiyeti böyledir. çok yakında görecekler herşeyi

  17. ghgdfh diyor ki:

    eleştiriniz çok abartılı yazar bu kitapta Yavuz Sultan Selimin de yanlışlarını belirtmiş (babasını tahttan itmesi,tacizadeyi idam ettirmesi…) ayrıca alevi veya sünni ayrımı yapmamış ve ben kitabı gayet güzel buldum.

  18. Zeynep diyor ki:

    Hayatımda okuduğum en derin anlamlı kitaptı.İskender Pala’yı sonuna kadar destekliyorum.Tamamen edebi amaçlarla yazıldığını düşünüyorum.Polemik yaratmaya hiç de lüzum görmüyorum.

  19. Mevlüt diyor ki:

    Yorumları okumadan önce acaba diğer insanlar bu kitabı ne kadar övmüştür diye beklerken birden Alla Alla benim okudugum kitap mı bu diyorum ?

    İnsanlar Alevileri kötülendiğini sanmışlar ama buradaki temayı sanırsam kimse anlamamış.

    Çaldıran Kardeşleri Karşı karşıya getirmiştir..

    Yazar alevileri asla kötülememiş Şah’ıda yeri yer yer övmüştür ve Yer Yer Sultan’ı kötülemiştir.Yarası olan arkadaşlar gerçekten okumasınlar bu eseri.

    Hayatımda okudugum en güzel eseri yazan İskernder Pala’ya Teşekkür Ederim.

    Kütüphanenizde bulunması gereken bir kitap..

    • Cemre Demir diyor ki:

      Mevlüt,sen okuduğnu idrak edemiyorsun sanırım ! Bence bu yazıdan sonra o yazarın ‘tamamen kendi hayal dünyasını yansıtan’ kitabını tekrar oku! Belki çirkin iftiralarını nasıl sinsice alttan alttan verdiğini anlarsın.. Şah İsmail hakkında ” düzgün bir” eserden,makaleden bilgi alın ve oturup bir daha düşünün..Yavuz 40 bin Alevi’yi katletmiştir ! Hırsları uğruna öz babasını ve çocuklarını öldürtmüş bi psikopat !!! İsmail Pala(vracı) Yavuzu övse,Şahı yerse ne olur !!!…

  20. kadir kandemir diyor ki:

    bu güne kadar okuduğum en saçma en sıkıcı kitap.ayrıca osmanlıyı osmanlı yapan 2 tarikat var mevlevilik ve bektaşilik ben bi sünni olarak alevilerle bizi bölenlere bizi birbirimize düşürenlere lanet okuyorum,,ama inanın kitabı satan tek şey kapağı

    • şulee diyor ki:

      sanırım siz okudğnz ktabı idrak edememşsnz….selimin 40 bin aleviyi öldürtmesni görüyorsnzda…….şah ismailin kendsne karşı gelen alevileri kızgın yağlarda katlettiğini nieee görmüorsnz…….sorarımm size nieee….kiii bu bir sawaşşş….şah ismailin yenileceğini bile bile bir sawaşa girmesi sizce nekadar mantklıııı….=)

      • Kızılbaş diyor ki:

        Açında biraz gerçek tarihi okuyun.Gerçek tarih dediysem okullardaki çarpıtılmış zorla dayattırılan tarih değil hatta arada müze felan gezin tarihi belgelere bakında böyle boş atmayın.Olurda dediklerimi yaparsanız Şah İsmail’in orduyu sürekli geri çektiğini ve yavuza barış mektupları yolladığını görürsünüz.Yavuzun farsça yazdığı mektuplara Türkçe cevap yazılmış mektupları görürsünüz.Mektupların orijinallerini görürsünüz ama yavuzun geri dönmediğini ısrarla üstüne gittiğini,geçtiği yerlerde Türkmenleri ve İsmail müritlerini kılıçtan geçirdiğini ve bu sayının yaklaşık 40.000 kişi olduğunu(Şu andaki nüfuslara göre az gelebilir ama o zaman ki nüfusun azlığıyla kıyaslandığında dehşet verici bir rakam) halkının ve müritlerinin katledildiğini gören Şah İsmail kendisinden sayıca ve teknolojik olarak çok üstün orduyla savaşa girer.Sayıca kalabalık olmasının sebebi Kürt aşiretlerinide yanına almasıdır.Velhasıl her söylenilene inanmayın tarihi gerçekliği olan belgelere bakın.

  21. ferheng diyor ki:

    elinize ve yüreğinize sağlık…Şah İsmail hakkında bu kitapta (şah sultan) yazılanların tümü iftiradır. hiç bir bilimsel kayda dayanmamaktadır.Eğer ellerinde tarihsel bir kanıt varsa bunu sunsunlar.. ama yoksa..Şah İsmail gibi bir mürşid öz annesini boğduramaz.. Tanrı aşkıyla dolu beyitler yazan , tabiyesinde olan pirlerin elini öpecek kadar mütevazi olan bir kişi katil olamaz ..Ayrıca (bunun bir önemi yok ama) Şah’ımızın annesi bir sünni değil , Rum pontus İmparatorunun kızı Marta ‘dır..Bilmiyorlarsa öğrensinler. Asıl katil , asıl cani öz tabiyelerini hunharca kılıçtan geçirenler ve Anadolu halkına yüzlerce yıl zulmedenlerdir. Şah , kimseye zulmetmemiştir. Şah ne ise Şahı sevenlerde odur. Şah başımızın tacı gönüllerimizin sertacıdır. Şah’a küfredenler Hazret’i Şah-ın kahrına maruz kalır..Bu böyle bilinmelidir.

  22. ahmet hasan diyor ki:

    çok güzel bir kitap alevilere yönelik hiç bir saldırı teşebbüsü yok objektif bir kitap şah acaba aleviler şah ismaile mi kızıyor bir alevi olarak çok beğendiğimi söyliyebilirim daha sürükleyici olabilirdi aslında

  23. Enes diyor ki:

    Kitabı az önce bitirsim ve internetin başına gçerek “şah ve sultan yorumları” diye google a yazdım. karşıma bu sayfa çıktı. acaba başka bir kitaptanmı bahsediyor bu adam diye düşünürken okuyucu yorumlarına geçtim. Garip ama aynı kitaptan bahsediliyormuş. Bu kadar acımasızca eleştirilecek tek bir satırın olmadığı bu kitabın ancak ve ancak maksatlı olarak bu eleştirilere maruz kalabileceği kanaatindeyim. İskender Pala ya hazırlamış olduğu eser için sevgi saygı muhabbet ve teşekkürlerimi iletmek isterim. ŞAH ve SULTAN adlı eserinide herkese tavsiye ederim. Bu kitapla birlikte aleviliğe karşı negatif hislerin pozitif hal alabileceğinden eminim. Elbetteki bu tarz kitaplar Alevi ve Sunni gerginliğinden nemalanan bazılarının hoşuna gitmemiştir. Gayet doğaldır. vesselam…

  24. kerem diyor ki:

    Kitabı eleştirenleri anlamıyorum. Neymiş taraflıymış. Abi adam sünni, ne bekliyodunuz şahı göklere çıkarmasını mı? Taraflı olmak doğal ve olması gereken bir durumdur. Olunmaması gereken şey insafsız davranmaktır ki Pala’ya insafsız demek insafsızlık olur. Bir kere adam sünni olduğu halde çoğu sünniden görmediğim şekilde tarafsız bir tutum sergilemiş. Eğer sünni Pala’ya kızıyorsak alevi Reha’yı öldürmemiz gerekir. Ben R. Çamuroğlu’nun İsmail isimli kitabını tamamen okudum.Kitap tam bir şah hayranıydı ki bu çok normal, ama çok açıksözlü bir kitaptı. Kitap bir alevi için son derece hoş bir kitaptı fakat;
    İsmail de şunlar çok açık ve normal bir şekilde söyleniyordu ve benim şaşırdığım hiçbir alevi bu kitaba kızmadı aksine elden ele dolaştırıp okudular ve hayran kaldılar. Oysa kitapta şunlar yazıyordu:
    1. Şah ın Tebriz i alınca şehirde büyük bir katliam gerçekleştirdiğini maharetmiş gibi anlatıyordu. Hatta sünni olan annesini de katliama karşı çıktığı için öldürtüyordu.
    2. Şah ın Osmanlı elçisinin gözü önünde sünnileri kaynar kazanlara attırıp elçiye gözdağı verildiğini anlatıyordu.
    3. Erdebil halkı Şah a şehre ilk girişinde secde ediyorlardı. Ve daha çok şey yazabilirim
    Beni en çok hayrete düşüren bu kitabın alevilerce çokça okunup tavsiye edilmesi ve kitaba asla itiraz edilmemesidir. Eğer bu kitaba itiraz etmiyorsanız bundan çok daha hafif bir şekilde, Şah ın annesini öldürttüğünü falan kitabında geçiren Pala’ya kimse karışamaz. Reha mı Pala mı derseniz her türlü
    Pala derim. Çünkü son derece objektif ve iyi niyetli davranmış.

  25. cihan diyor ki:

    kitabı şu anda 14 şubat 00:30 da bitirdim. zevkle okuduğum pek söylenemez. kitapda çok kulakdan duyma uydurma şeyler var. bu kitabı okuaynların aleviliğe bakış açıları değişecek. şahsen ben bi alevi olarak bizleri böyle tasvir edilmelerinden hiç hoşlanmadım . ki burda yani bu eserde selim tarafından objektif olunmamış aynı şekilde ismail tarafındanda. selim tarafından söyle binlerce alevi katledildi ne kadar zulümler olduğundan kitapda hiç bahsedilmedi ama sözde sah ismilin yaptıkları abartılı bi biçimde işlenmiş. o yüzden kitabu hiç mi ama hiç objektif bulmadım.

  26. ipek diyor ki:

    bende kitabı baştan sona okudum yazıda anlatıldığı gibi alevileri kötülememiş ki iki tarafın da eleştirel yönlerini objektif bir şekilde yazmış hem de süper olmuş

  27. şükran yargı diyor ki:

    KitabıAL okudum,taraflı bulmadım,şah da SULTAN DA ELEŞTİRİLMİŞ, OBJEKTİF YAZILMIŞ,SEVGİLİ Alevi yurttaşlarım türküz türmenin hasıyız diyorsunuz da İSKENDER PALA Arap hayranı diyorsunuz, OSMANLI TÜRK DEĞİL DİYORSUNUZ DA araplar arasındaki bir hilafet kavgasından çıkan aleviliğin mantığını nasıl açıklayacaksınız,arap hayranı değilseniz sssssize ne arabın halifesinden bölünelim de nasıl olursa olsun diyoruz biz hala kusura bakmayında…

  28. Hakan diyor ki:

    Çok haksızca eleştirilerin yapıldığını düşünüyorum.Alevilik , kızılbaşlık hakkında alıntı yapılmış olan bir kaç satır bana yukarıda ki makalede sanki bu anlatılmak istenmiş denilenleri kesinlikle düşündürtmedi.Ayrıca sevgiye, aşka, sadakate,kardeşliğe dair yazar o kadar edebi bir dil kullanmış ki bu da romanı sadece alevi-sünni geçmişini anlatan bir kitap değil aşk üzerine yazılmış en güzel yapıtlardan biri haline getiriyor.

  29. meral diyor ki:

    Alevi olmayan arkadaslara kendi ön yargılarından da ötürü objektif bir kitap gibi gelebilir ama öle değil. Biz aleviler cemin ne demek olduğunu, cemde nasıl ibadet edildiğini, alevi insanının düşünce tarzını bildiğimiz için okuduklarımız karsında saskınlığa ugruyoruz.. hatta saskınlık kelimesi bile az; resmen sinir krizi geçirerek okudum. Tamamen taraflı, alevi toplumunu asağılamaya yönelik yazılmış bir kitap. Yukarıda yazılan yorumların hepsine katılıyorum çok doğru yapılmış yorumlar, hatta değinilmeyen daha ne asağılamalar var. Palanın bu yaptığı edebiyat falan değildir. Resmen ayrımcılık, yanlı taraflı , alevileri sünniler gözünde kötülemeye, üstelikte içten içe sünnilerin alevilere kin beslemesi sağlamaya yönelik yazılmış bir kitaptır. Pala denen sahıs artık gözümdeki edebi kişiliğinide kaybetmiştir. Böle edebiyat olmaz.. NE BU KİTABI ALIN NE DE OKUYUN!! BOŞUNA ZAMAN KAYBI YARATACAK Bİ KİTAP

  30. oytun diyor ki:

    iş olsun diye diye yazılan yorum rahatsız olduğun İskender Pala’nın kitabından daha kötü sonuçlar çıkarmış ortaya.

  31. Meryem diyor ki:

    Kitabı okudum ve burada yazanlar kadar sert ve Alevileri aşağılayan hiçbir şey görmedim..Şah İsmail’in neler yaptığı kadar Yavuz’unda neler yaptığı açıkça yazılmış ve ikisininde ne kadar büyük bir devlet adamı olduğu..Önyargısız okumanızı tavsiye ederim…

  32. yaseminn diyor ki:

    şah ismail ve yavus sultan selim mücadelesini nasıl görmezden geliyorsunuz.niye geçmişi görmemek için direniyorsunuz.hem de bu bir roman makale değil.

  33. servet diyor ki:

    ben sünniyim arkadaşlar aleviler kardeşimiz ve kardeşimiz olarak kalacak lütfen dışlayıcı sözler sarfetmeyin yavuzda şah ismailde geride kaldı bu vatanı birlikte nasıl koruruz ve bu topraklar üzerinde nasıl mutlu yaşarız ona bakmalıyız mezhepciliği tarikatcılıgı cemaatcılıgı bırakıp herkes nasıl inanıyorsa öyle yaşasın. insan olamamışssa sünni olsa ne yazar alevi olsa ne yazar yada falan filan tarikattan olsa ne yazar ülkemiz ırak’a dönmesin

  34. fatma diyor ki:

    bende kitaba yeni başaldım,alevilikle ilgili pek bilgim yok hele kızılbaşlıklı la ilgili hiç bir bilgim yok,bu kitabı eleştiren kardeşlerime soruyorum neyi yalnış anlatmış bu kitap yada nasıl hakaret etmiş alevilere açıklarsanız sevinirim ,zira kitabın başındayken daha bunları bilmek daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.

  35. bahri diyor ki:

    arkadaslar ben kitabı 1 günde bitirdim kitabın teması şah sultan degil alevilik sünnilik hiç degil bu yorumları yapan arkadasların cogu at gözlügünü cıkarıp okusunlar ben şah ismaili daha önce hiç sevmiyordum ama şuan onunda hayranıyım ayrıca bende cogu yerde sultan selime haksızlık yapılıgını düsünüyorum ve bu yorumu görünce şok oldum okuyacak arkadaslara söylüyorum kitap siyasi emeller taşımıyo benim kanaatimce kitap AŞK temasını içermektedir.herkez kendine bir yerlerden pay arıyo insanlarımıza haksızlık etmeyin.

  36. Minishh diyor ki:

    Sünniyim. Şah & Sultanıda okuduktan sonra bir sürü araştırma yaptım kaynaklar okudum. Bu kitap sayesinde önyargılarımı yıkabildim. Alevi dostlarımız Pala’nın kendilerini kötülediklerini söylemisler ama ben bu kitap sayesinde onlara yapılan haksızlığı daha net görmüş oldum. Sünni olsun,Alevi olsun hepimizin gittiği yol bir, inancımız bir. HZ.ALİYE’de HAYRANIM… HZ.MUHAMMED(SAV) A OLAN SEVGİSİNE VE EFENDİMDEKİ YERİNİ, DEĞERİNİDE BİLİYORUM.
    Ayrıca çok yakın alevi dostlarımda var, severim hepsini.
    ALEVİİ VE SÜNNİLER KARDEŞTİR. BIRAKALIM BİRBİRİMİZİ YEMEYİ ARTIK!!!
    Bu ayrımlar yüzünden sevdiğimiz alevi diye evlenemiyoruz yav, yazık değil mi bize :(

  37. Ugur diyor ki:

    Ben kitabi okudugumda, ALEVILERE SEMPATIM arti, icimde olan ÖN YARGILARIM yikildi. Ama su yapilan yorumlara bakinca, ALEVILERIN icinde BIR KIN bir ÖFKE oldugunu ap acik görüyorum. Hem KIN hem ÖFKE, hemde TARAFISZLIK beklentisi! Ben KITABI okudugumda SAH ISMAILIN MÜZICELER cikartan bir EVLIYA oldugunu gördüm. Ama benim gördüklerimi Aleviler ASAGILAMA olarak görmüs. Kitap bastan sona tarihe mal olmus 2 DÜSMAN kardesin ÜSTÜNLÜK ve bir, birlerine olan HINCLARI vesilesi ile birinin ALEVILERE birininde SUNILERE yapmis oldugu haksizliklari anlatiyor. Kitabi elesitiren ALEVILER, kendilerini SÜTTEN cikmis AK KASIK, SUNILERIDE bütün kötülüklerin SEBEBI olarak görüyor! Olmaz ki! Beklediginiz hos görüyü TARAFSIZLIGI birazda SIZ yapsaniz cok memnun oluruz!

  38. saniye diyor ki:

    alevilik hakkında yanlış birçok bilgiye sahip olan geniş sünni kitlesini temiz ve saf bilgilerle aydınlatmak adına çok kıymetli bir kitap.. eleştiriler insafsızca..

  39. Kübra diyor ki:

    Merhaba ;

    Bu kitabın yazıLış amacı o zamanda olan mezhep çatışması .
    Alevi sünni çatışması.
    Anlatılanlar doğru olmasa İSKENDER PALA gibi akademik bir geçmişi olan yazar kafasından uyduracak değil ya. Çok güzel bir kitap herkese tavsiye ediyorum. Ayrıca tek alevilik üzerine yazıLmış bir kitapda değil aşkı tutkuyuda anlatıyor…..

  40. esra diyor ki:

    ben de yazılan eleştirileri çok acımasızca buldum.keşke daha önce vakit bulabilseydim de bu kitabı daha evvel okuyabilseydim.bu kitap bir roman, makale değil herşeyin birebir olması gerekmez.bence insanlar at gözlüklerini,önyargılarını bi yana bırakıp öyle okumalılar bu kitabı.ben kitabı çok beğendim ve böyle yorumları hakedecek bi kitap olduğunu kesinlikle düşünmüyorum OKUMAYANLARA DA OKUMALARINI ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUMM.iskender pala ya da bu kitabı yazdığı ve verdiği emekler için çok teşekkür ederim ayrıca 500 yıl evvel olmuş yaşanmış olaylar için de bu kadar ağır eleştiri gerektirecek bi ifadeye de rastlamadımm

  41. ayşegül diyor ki diyor ki:

    kitabı eleştirenler bence boşuna kendilerini yormasınlar bu kitap süper bence herkesin okuması lazım iskender paladanda zaten böyle kitap beklenirdi teşekkürler

  42. elif diyor ki:

    kitabı çok severek okudum kısacası şahın yaptıkları ne kadar yanlış ise seliminde yaptıklarının o denli yanlış olduğunu anlatmış. iskender palanın yeni kitablarını merakla bekliyorum

  43. nurdan diyor ki:

    mükemmel bir kitap çok objektif kaleme alınmış şah ne kadar eleştirilmişse selimide o kadar eleştirilmiş mum söndü olayı halk arasında çok farklı ve çirkin anlamlarda biliniyodu ama ben bu kitapta mum söndünün kandil sönene kadar yapılan alevi ibadeti olduğunu öğrenmiş oldum bu eleştiren adam ne anlatmaya çalışmış anlamadım herhalde kitabı okumamış aklı sıra kafadan eleştirmenlik yapıyo herkese tavsiye ederim mükemmel bir kitap

  44. yavuz diyor ki:

    mükemmel bi kitap… Herkese tavsiye ederim. Önyargınızi bi kenara bırakıp okursanız sizde göreceksiniz…

  45. KızılbaşTürkmen diyor ki:

    Ben bir Kızılbaş Türkmen olarak kitabı okudum ve gayette beğendim, insanlar kendi dünya görüşlerine göre kendi bildikleri ( doğru mu yanlış mı irdelemeden ) doğrultusunda bilgi edinmek istiyorlar, ben hem Alevilere hemde Sünnilere kızıyorum Sunniler bizlere yok Semah dönülmez böyle ibadet edilmez diye laf ederlerken bizimkilerde Sünnilere Kuranda Salavat var o da Dua demek Peygamber namaz kılmadı gibi laflara sözü getiriyorlar, Millet Uyanın Uyanın, Semah öz ve öz Türk İbadet şeklidir Doğu Türkistan’da Sunni Sofi tarikatlar Anadolu Alevi şeklinde yani Semah dönerek halvet durumna gelirler daha kimse bilmeden kafasına göre yorum yapabiliyor, Sünni kesim bilmeden Öz be Öz Türk Kültürünü katletmeye Çalışıyor, Alevi kesim ise bilmeden İslam ritüellerini karıştırıp katletmeye çalışıyor, Muhammed’i Severken Ali’yi unutuyor, Ali’yi ve Ehl-i Beyti Seveyim derken Muhammedi unutuyor. Bir bilgi bir belgeden bir kitapdan bir şahıstan öğrenilirse o bilgi sizin değil başkasının olur ama Siz o belgeyi inceleyip, ktabı okuyup, şahsı dinleyip öğrenip kendi içinizde yorumlayıp öğrenirseniz o zaman sizin bilginiz olur, işte o zaman siz kazanırsınız Siz kazanıncada bir Türk Milleti kazanırız bu işin Özü budur sözüde budur

  46. Zehra diyor ki:

    Murtaza Demir gayet taraflı bir şekilde kitabı okumuş ve yorum yapmış..Oysaki kitabın sonunda ki kaynakçayı okumuş olsaydı İskender Pala’nın 40 a yakın kitabı okuduktan sonra Şah&Sultan’ı yazdığını anlardı..Bu kitapta Arap-Emevi militanı bir yazar yok “Milliyetçi” bir tarihçinin iki tarafın da yanlışlarını yazdığı kitabı var..Ben bir sunni olarak Şah İsmail’den etkilendim..Sadece Şah İsmail’in kötü tarafını anlatmamış Yavuz’un da babasını öldürdüğü kardeşlerini öldürdüğü Timur’un Beyazıd’ın eşine yaptıklarından sonra Türk bir kadınla evlenmemelerini hepsini yazmış,zaten sır da değil..Hüseyin’in de Yavuz’u artık sevmediğini ve Şah İsmail’in tarafına geçtiğini de yazmış..Kitabı gözünüz kapalı okusanız ancak böyle yorum yapılabilirdi..Gerçekleri her insan kaldıramaz ama biz de Osmanlı padişahlarının kötü yanlarını biliyoruz ve kabul ediyoruz körü körüne bağlanmıyoruz..Keşke böyle bir savaş hiç olmasaydı Müslüman,Müslüman’ı öldürmeseydi..İskender Pala’nın bu kitabı tarafsız okunmuş olsaydı Aleviliğinde birçok çeşidinin olduğunu yazmış olduğu görülürdü..Kesinlikle hepsini bir tutan kötüleyen linç girişiminde bulunan bir tarafı yok, öyle olsa bu kadar kişi İskender Pala’yı desteklemezlerdi…

  47. lorin diyor ki:

    ben kitabı yeni bitirdim ve ilk defa bu kitapta şah ismail diye birini duydum vede çokda sevdim hemen internete girip şiirlerini sözlerini çıkardım. yorumlara bakınca çok üzüldüm iyiki bu kitabı okumuşum. bence bu kadar saçma ve ırkçı yorumlar yapmadan önce birkez daha düşünün.

  48. atilla diyor ki:

    Arkadaşlar bu kitapla ilgili bir notu size bildirerek onu paylaşmak istedim bende bu fikirlere katılıyorum Kitabın iki bölümünde Emir Timur’un Yıldırım Bayezid’ın Türk kökenli eşini esir aldığı, adamlarına sunduğu, sâkî olarak kullanıp, içki servisi yaptırdığı ve elinden içki içtiği gibi bir iddia geçiyor. Oysa bilinir ki, Emir Timur, çok dindar bir Müslüman’dır. Üstelik Müslümanlığı, Şam’da Hz. Hüseyin’in kâtili Yezid’in mezardaki kemiklerini kıracak şekilde sert ve katıdır. Böyle birinin, düşman dâhi olsa, bir kadının ırzına geçeceğini, aynı şeyi adamlarına yaptıracağını ve elinden içki içeceğini iddia etmek tuhaf bir durumdur. Hatta 1500 yılında, Osmanlı sarayında kaleme alınan Oruç Beğ Târihi adlı büyük eserde bile Emir Timur’un Yıldırım Bayezid’a çok iyi davrandığı anlatılmaktadır. Timur bahsindeki hatânın dışında ciddî bir hatâda Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’in ikinci eşi Taçlı Begüm’ün esir edildiği iddiasıdır ki, bu da gerçek dışıdır. Ayrıca yazar, hem Taçlı Begüm’ü esir alınmış gösteriyor, hem de daha sonra Yavuz Sultan Selim’e âşık olduğunu anlatıyor. Hatta Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedildiğini anlatıyor. Taçlı Begüm’ün esir alınma hikâyesi, Osmanlı saray târihçilerinin sevdiği ve kullandığı bir hikâyedir. Ama tamamen gerçek dışıdır. Çaldıran yenilgisinden sonra geri çekilen Safevî ordusu ile beraber Taçlı Begüm de eşi ile berâber çekilmiştir ve çeşitli olaylar sonucu ölmüş ve Şiraz’daki Bibi Duhteran Mezarlığı’na defnedilmiştir. Dileyen Habertürk Tarih Dergisi’nin 22 Ağustos 2010 tarihli 13. sayısındaki Tufan Gündüz imzalı makâleyi okuyabilir. Baküden sevgilerle

    • Mehmet diyor ki:

      Sevgili Atilla bey,
      yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Yazar tamamen bir hayal ürünü olarak böyle kurgulara girmiş ve Taçlı Sultan’ın kitapda yaşını, evlendiği tarihleri dahi çelişkili vermiştir. Bu konuda bir makale daha var ve bunun mutlaka okunmasını isterim:

      http://www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/51-%20Sah%20ismail'in%20Esi%20Tacli%20Begum.pdf

      bu siteden daha detaylı bilgiler alabilirler okurlar.

      Zaten çok kitap okuyan bir millet değiliz. Okuyanlarında okuduklarına hemen inanmları en kötüsü. Tarihi çarptırarak yanlışları beyinlere kaydetmek kolay, zor olan onları silmek…
      selamlar

    • riki diyor ki:

      Emir Timurun dindar olduğunu yazmışsınız. Bakın size Timur ile alakalı İbni Arabşah Timur tarihinin birinc elden kaynağını yazmıştır. Acaibül maktur fi nevaibu Timur adlı kaynağa göz atarsanız Timur’un ne kadar müslüman olduğunu görebilirsiniz.

  49. Selçuk diyor ki:

    Arkadaşlar kitabu biraz önce bitirdim.Kitap yansız ve her iki tarafıda eleştirilmiş olduğunu düşünüyorum.Lütfen birbirimizi kırmayalım buradaki tek sorun neden birbirleriyle iki müslüman savaş yapmışlar önemli olan bu ve biz bunlardan ders alıp bütün mesheplerin sıkı sıkıya sarılmaları ve dışa tehlikelere karşı kenetlenmeleri saygılar…..

  50. betül diyor ki:

    ben kitabı daha bitirmedim sonlarındayım ama böyle acımasızca ve bu kadar hakaret dolu yorumlara asla layık olmadığını düşünüyorum.kitabın dem vurduğu asıl konu çaldırandaki kardeş kavgası bunu görmezlikten gelmeyelim.lütfen herkes tarihine bi baksın belki de duymak istemediklerimiz bu kadar açıkça söylendiği için rahatsız olmuşuzdur.yazar oldukça objektif ismailin annesini öldürttüğünü söylediği gibi seliminde babasını eliyle insafsızca tahttan nasıl indirdiğini de söylüyor.şahın yağlı kazanından bahsettiği gibi sultanın askerlerin cesetlerini atların ayalkarı altında nasıl parçalattığınıda söylüyor.lütfen bizde ırkçı düşüncelerimizi bırakıp objektif olalım.
    üstelik çok merak ediyorum acaba;
    BİR ALEVİ YAZAR ÇALDIRAN’I ANLATSA SELİM’İ NASIL ANLATIRDI ???
    sizce ???

  51. mustafa kaya diyor ki:

    nekadar abartmışsınız çok edebi bir dille güzel bir roman yazmış adam bu bir akademik çalışma değil içerisinde hayal ürünü olan karakterlerle gerçekleri aynı havanda dövüp çok güzel harmanlamış yer yer şah ismaile yer yer yavuza eleştiriler yapmış ama her halukarda ikisinede hayranlıkla yaklaşmış gayet objektif davranmış ve mükemmel bir başucu eseri sunmuştur okumayan arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim ayrıca yazarın katrei matem adlı romanınıda mutlaka okuyun o daha güzeldi yapımcı olsam filmini yapardım tüm alevilere ve sünnieler selam ve dua ile

  52. merve diyor ki:

    Ben bu kitabı okudum ve şuan okuduklarım karşısında dehşete düştüm.Siz bence bu eleştiriyi ya kıskandığınız ya da kendinizi gündemde tutmak için yazdınız.Çünkü ne türk ne de alevi eleştirilmemiş bu kitapta.Sadece tarihte olup biten yazılmış.Ben kitabı gayet başarılı buldum ve böyle bir şey aklımın ucundan bile geçmedi.Sizimn gibi eleştirmenler yüzünden kitabı okumaya başlayanlar veya başlayacaklar olanlar kitaptan soğuyacak.Ben bu kitabı okumaya yeni başlamış veya okuyacak olanlara sesleniyorum:
    -kesinlikle bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.Çok güzel akıcı bir kitap.Ve türk alevi ayrımcılığı da söz konusu değil.Her iki taraf da eşit olarak anlatılmış kitapta.

  53. mehmet diyor ki:

    Bakın alevi kardeşlerim çok abartıyorsunuz işi, vicdana davet ediyorum sizi. kitabı baştan sona okudum ve ben bu kitabı okuyana kadar Yavuz Selim’i peygamber dostu olarak bilirdim. Bu kitap bendeki Yavuz tabusunu yıktı. Yavuzun ne zulümler yaptığını ilk bu kitapta gördüm. Lütfen biraz vicdan kitabın tamamını okumadan da yorum yazmayın. Kitapta Yavuzun da Şah’ın da yaptığı zulümler anlatılmış. Siz Şah’ın zulüm yaptığını kabüllenemiyorsunuz büyük ihtimalle yoksa kitapta Yavuz hatasız bir kahraman olarak filan anlatılmıyor.

  54. tarafsız yorumcu diyor ki:

    Kitabı baştan sona okudum çok çok zevk alarak okudum. Yapılan yorumlar çok abartılı kitabın yazılışında da bir art niyet yok ve tarafsız. Kesinlikle okunması gereken ve çok değerli bir kitap. Eğer bir kere alıp okursanız yapılan yorumları ne kadar yersiz olduğunu sizde göreceksiniz. Bu yorumları yazan kişi çekemediğinden yazmıştır bunu da unutmayalım. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Harika bir kitap…

  55. Mehmet diyor ki:

    Yorumları okuyorum ve özelliklede kızılbaşlığına vurgu yapıp, kitabı ne kadar beğendiklerini söyleyenlerden çok şüphe duyuyorum, çünkü onların kızılbaş olmaları mümkün değil. Kızılbaş olan biri gayet iyi bilirki Anadolu’da sunni cemmatın iktidarı onları asimile etmek için çok uğraşmıştır ve kızılbaşlar için bir sürü iftiraları bu iktidar odakları yaymıştır (dikkat buyururumö sunni dindar insandan bahsetmiyorum, her dönemdeki iktidarda bahsediyorum).
    Kitabı ben detaylarıyla not alarak okudum.
    1) Her şeyden önce kitapda Taçlı Sultan’ın kaç yaşında veya hangi yılda evlendiğiyle ilgili çok ciddi kurgusal hatalar var. Bu konuda kitabın arkasındaki kronoloji ve kitapdaki anlatılan evliliğin tarihleri uymuyor.
    2) Yavuz’un hiç bir zaman musahibi olmamıştır. Tam tersine Şah İsmail’in musahibi vardır ve Çaldıran’da ölmüştür. BUrada İskender Pala tamamen hayal ürünü uydurma kurgularla tarihi gerçeklikleri çarptırmıştır.
    3) Ayrıca bu kitabı okuyan birisi Anadolu’da Alevileri ve sunnileri yaklaştıracak diye iddia ediyorsa bu büyük bir yanılgıdır. Anadolu’daki alevi ve suniiler bu kitapda anlatıldığı kadar birbirine uzak durmuyorlar.. Ama maalesef kitapda Kızılbaşlık aşağılanmakta ve batağa batmış bir inanç olarak sunulmakta. Sağolsun İskender durduğu yeri iyi mratif etmiş, ne de olsa Yavuz’un tornu.. ve tohumu…
    Ayrıca kitabı okurken lütfen başka kaynaklarıda araştırın ve tarihsel gerçekliği başka kaynaklardan bulabilirsiniz…
    Kitabla ilgili çok eleştirilecek husus var, ama bunları burada paylaşmayı gerekli görmüyorum, çünkü herkes bildiğini okuyor ve yapıyor. Çok düşünen, irdeleyen ve anlamaya çalışan bir toplum değiliz. Herkes ezberiyle yaşıyor ve bundan dolayıda bu ülkede hiç bir zaman iç problemlerimizi çözemiyoruz.

  56. can diyor ki:

    ALEVİ OLDUĞUM İÇİN BU KİTABI HEVESLENEREK ALMIŞDIM 180.SYF DAYIM BUGÜN Bİ ARAŞTIRAYIM DEDİM BU YAZIYI OKUDUKDAN SONRA VE İSKENDER PALANIN ZAMAN GAZETESİNDE ÇALIŞTIĞINI OKUDUKDAN SONRA ÇOK PİŞMAN OLDUM ALMAZ OLAYDIM ZAMANIM BOŞA GİTTİ. BİRDE ALEVİ DEDELERİNDEN YARDIM ALDIM DEMİŞ ŞAKA GİBİ ”BİZİM CEMLERİMİZDE İÇKİ Mİ İÇİLİRDİ Bİ KERE ? ”BURDAN BAŞLIO SAÇMALIK SİZEDE TAVSİYEM KİTABI OKUMAYI BIRAKIN MEZHEP ÇATIŞMALARINA DOĞRU GİTMEKDE OLAN BİR ÜLKE VAR BÖYLE KİTAPLARLA FİTİLİ ATEŞLİYORLAR ATEŞLESELERDE BEN SONUNA KADAR SAVAŞIRIM..

  57. Bektaş Köse diyor ki:

    Verdiğim paraya yazıklar olsun bir olay bu kadar taraflı anlatılamaz! İskender Pala adlı yobaz televizyonlara çıkıp da kitabını övdüğünde bir an güzel bir eser olabileceği aklıma geldi. Kitabı okuyalı 2 ay oldu ama bir yorumlara göz gezdirim dedim. Yorumların bazılarından anladığım ”İskender Pala sütten çıkma ak kaşık, buradaki yazar çok abartılı eleştirmiş (!)” Bence buradaki yazar az bile eleştirmiş, nerede gördünüz siz cemevinde içki içildiğini? Tabi gitmediğiniz için hiç biraz hayal ürünü katmış yazarınız. Kızılbaş olarak tarif ediyor biz alevilere. Yobazların tarifi buysa evet ben de bir Kızılbaş’ım! Bir de Yavuz’un Şah İsmail’den daha iyi Türkçe kullandığını ve daha iyi bir şair olduğunu yazmış (:D). Ne kadar güldüm hayal bile edemezsiniz gidin bir bakın en arı dil Hatayi’de arap devşirmesi Yavuz mu Şah İsmail’i geçebilecek? Pembe İncili Kaftan serisinden beri şu kalıp insanların beynine yerleştirilmeye çalışılıyor ”Şah İsmail zalim, kötü bir insan. Yavuz cesur, iyi kalpli bir insan” Biraz Zaman, hacı hoca işi kaynakları bırakın da evrensel yazarları ve devlet arşivlerini bulmaya çalışın.

  58. mhmtali diyor ki:

    hala sünni şii rekabetinin izleri çok bariz belli oluyor. ama bu kitapta İskender pala bunun 16. yy da yapılmış bir yanlış olduğunu ve yapılan yanlışları anlatmaya çalışıyor. yapılan yorumlar arasında kitabı okumamış insanların yorumları var, yazarın nerede çalıştığından hareketle kitabı bırakanlar var. objektiflik alevilere göre sağlanacaksa objektiflik birilerinin istediği doğrultuda olacaksa buna objektiflik denirmi? yorumlarda bahsedilen ve yerleştirilmeye çalışıldığı iddia edilen kalıplar(!) acaba heptenmi yanlış. İnanılan değerler keşke kendisini tartışma meydanlarına bırakmaya mahal vermeyecek derecede dejenere olmasaydı.

  59. Mehmet diyor ki:

    Ya burada kitapla ilgili çok net kurgusal hatalara vurgu zapmış ve bunları sayfa sayfa gözünüze sokmuşum, ama nedense beğenilmedi diye de ‘oy’ almışım.
    Hay sizin gidi okuyucunda, sizin gibi yorumcuyuda …
    Böyle taraflı, böyle haysiyetsiz bir duruş olur mu???
    Sizlerin bir çoğunun bu kitabı ouduğunuzdan da şüpheliyim. İskender Pala resmen bir sünni olarak Alevileri ve kızılbaşları rafizi ilan etmiş ve bu kitapda aşağılamış, kalkmış diyorsunuzki ne var bunda???
    Adam tamamen gerçeklere uygun olmayan kurgularla okuyucuyu hayal dünyasına götürürken, bu ülkenin inancı olan Alevilikle ve aleviliğin ibadeti olan Ayin-i Cem’le dalga geçiyor (örng: Sah Ismail ve Celebi mum yakarak mum bitene kadar içip muhabbet edip kendinden gecene kadar…’)Sunniler sunu bilsinlerki Alevi Ceminde hıc bır yaman içilmez… Bana burada yorum yazan sunnı kökenli inançlı ve mümin olan kardeşlerime sesleniyorum: kaç kişi Cem’le ilgili ne biliyor? Kaç kişi Cem’e gidip de oradaki ritğlleri biliyor? Lütfen biraz insaflı olun?!!! Birileri kalksa Camii de yapılan ibadetlerle ilgili gerçeğe uygun olmayan şeyler yazsa, kendinizi nasıl hissedersiniz? Birileri kalksa deseki Yavuz vezirleriyle camii de alem yapıp savaşa gideceklere moral veriyordu dese, tepkiniz ne olurdu???? Iskender Pala bir Alevi Cemi ne katılmıs mı? Ya geçin bunları, unutmayınız kı bugün Türkiye de 20 milyona yakın ALevi var ve bunlar TC vatandaşı, bu ülkeye hizmet ediyor, vergi ödüyorlar ve bunlar sizlerin iş arkadaşı, komşularınız ve onların çocukları sizlerin çocuklarının arkadaşı… Alevi insanlarının duygularını incitmeyiniz…. Onlar azınlık oldukları için onları koruyunuz. Hz Muhammed (SAV) der ki, ‘komşun açken sen tok kalamazsın’. Bunu söylerken komşunun, inancın, milleyetini, etnik kökenine göre de yap demedi hiç bir zaman! Bu anlamda komşularınız olan Alevi vatandaşlarının aidiyetlerini, dini duygularını incitecek sözden, davranıştan ve imadan uzak kalarak, sevgi, saygı ve eşdeğerlik çerçevesinde birarada yaşamaya dikkat etmeliyiz. Bu kitabı yazan İskender Pala bu iki inanç gurubunu kendi hayal gücünüde katarak gerçek olmayan sözlerle ve yorumlarla uzaklaştırmış ve alevi insanlarını incitmiştir. Kitapda Yavuz Sultan Selimin musayibinden bahsediyor.. Ya soruyorum sizlere: musahiplik nedir? Sunnılerde musahıplık var mıdır? Eger yoksa, peki Yavuz’un nasıl oluyorda musahibi oluyor???
    Daha bunun gibi bir sürü yalan, gerçek olmayan kurgusal hatalar yaparak yazılmış kitabı kalkmı begeniyor ve övüyorsunuz…. Bence bunu burada böyle yazanlar Sunnı cemmatın örgütlü insanlarıdır ve Iskender Pala’yı bilinçli destekleyerek, Alevilerle sunnilerin arasına nihak tohumları ekmek isteyen anlayışlardır. Gerçek mümin, gerçek dindar böyle yapmaz, çünkü ahirete inanlar iftira ve yalana begendim demezler…

    • Pervin diyor ki:

      sah ismail turklerin o comleden Aazerbaycanin seraslani dahi bir insan,mahsur serkerde,gorkemli sair ilk defe turk dilin dovlet dili seviyyesine qaldirilmis misli beraberi olmayan dahi sexsiyyetdir.yavuz ise anadan tuk olmayan hakimiyyeti ucun atasin, akrabalarin,kardeslerin ,oqlanlarini olduren,turk qani taoken bir cahildir

  60. tgc diyor ki:

    kitabı cumartesi günü aldım.bende aleviyim ve kuzenimde okuyup beğendiği için merak ettim. şah ve sultan yorumları diye netten girip bir bakayım dedim. önce bu yazı çıktı karşıma sonra bakabildiğim kadar okuyucu yorumlarına göz attım. kafam çok karıştı sizinde okumayı bırakın demenizle yazmak istedim. iskender palayı hiç araştırmadan kimdir necidir demeden kitabı satın aldım. zamanda yazıdığını gördüğümden beri içim rahat değil. en iyisi bende okuyup bitireyim sonra kararımı vereyim…….

  61. vasfi diyor ki:

    Biz bin yıldır birbirini yemek için her kelimeyi dahi mesned olarak kullanmak için maharetler sergileyeduraşım.El oğlu da hala ellerini memnuniyetle oğuşturup binlerce yıldır bu topraklarda parsayı topluyor.Bizim bu husumetlerimiz sebebiyle ermenisi rumu yahudisi bu ülkenin güya azınlığı okarak bey gibi yaşadılar ve hala yaşamaya devam ediyorlar.Evet buradan hareketle düşünürsek Türklerin aklı gayetle kıt olduğu neticesini zaten kendimiz ortaya koymuş oluyoruz..Ne olurdu sanki sadece aynı dili konuşan olmanın verdiği tanışıklığa hürmeten birbirimize muhhabbet duysa idik.Kıyamet mi kopardı.Bize huzur haramı bellemişiz.Devam edelim böyle hep geriden,hep köylü,hep ehli küfüre hayran devam edelim.Komşumuzu ihbar etmeyi marifet sayalım asıl sömürücülere ki yüreğimizdeki bin yıldır yakılan kin ateşlerini soğutalım.Aptallığımıza doymayalım,devam böyle alıştık böyle gider nasılsa.

  62. zehra diyor ki:

    yeterince saçmalık iskender pala mükemmel bir yazar sah ve sultan da gerçekleri kendi yorularıyla anlattı kitabı bizzat okudum sırf cem evindeki ayrntıya takılıp takan saçma sapan yorumlar 80.sayfada kalan arkadaş kitap 80 sayfa değil 380 sayfa kitabın tamamı kardeşlik ten yana vurgu yapıyor yani sonuna kadar cem evini tarif etmiyor… hem dediğim gerçekler var orda….. kitap baştan sona aşkla okunacak bir kitap herkese tavsiye ediyorum

  63. zehra diyor ki:

    iskender pala ya nefretiniz ne…. zaman gaetesinde calışması mı kıtabı okumamanızın sebebi….. cem evlerine asla hakaert etmiyor tarafszca sahı ve sultanı anlatıyor…. baştan sona dikkatlri hep neden ikı büyük hükümdar kafir ıle savaşmak yerine birbirleriyle savaşıyor bunu eleştiriyor kardeşliğe vurgu yapıyor… bence burda dinde ayrımcllık yapan iskender pala değil siz sırf zaman gazetesi adını duyduktan sonra kitabı aldığına pişman olanlar…. eminim kitabı okumadınız … okuyun bence boşa para vermediniz …iskender paladan belki kardeşliği öğrenirsiniz

  64. Kemal Demir diyor ki:

    Kitabı büyük bir merakla okudum ve tam bir hayal kırıklığı yaşadım. Sünni bir Müslümanım.Başta Şia olmak üzere bütün İslami mezhepler ve Ortadoğu tarihi özellikle de İran ( 3 yıl bu ülkede yaşadım ) üzerine yıllar boyunca yaptığım araştırmalara dayanarak söyleyebilirim ki İskender Pala bu konuda ya hiç bir şey bilmiyor yada bilerek gerçekleri çarpıtmaya çalışıyor.Yazıklar olsun..

  65. Neval diyor ki:

    Ben tarih faklütesi mezunuym ve tarihi romanları çok severim.Ama yazar tarihi gerçekleri çarpıtmıta çarpıtmış.Bu mevzuda İsgender Palaya verilmiş en güzel cevap Rana Şahnazın “Taçlı.Tebrizin Gözyaşları” romanıdır bence.Normal bir edebiyyatçı araştırıpta yazıyorsa,profesör neden uyduruyor acaba?

  66. Tuğrul diyor ki:

    Kitap gerçekten güzel kitabı ön yargıyla okumazsanız hiç bir problem yok tabi siz eleştirmek kusur bulmak için çabalarsanız tabiki aradığınızı bulacaksınız . Bırakın bu İskender Pala düşmanlığını arkadaş aynı kitabı farklı bir yazar yazmış olsaydı inanın bu kadar topa tutulmazdı . Şunuda eklemek lazım kesinlikle taraflı değil Şah İsmail gibi Yavuz Sultan Selimide kusurları belirtiliyor örneğin babasını tahttan indireceği sırada ittirdiği gibi .

Yorum yapın yada içinizi dökün rahatlayın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 128 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: